Rüzgarı değil yelkeni yönetmek…
Puan vermedi·88 syf.··
2026 613. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kalın değildir, karmaşık bir dili yoktur ama altını çizdiğiniz cümleler günlerce aklınızda kalır. Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir benim için böyle kitaplardan biri oldu. Kitap, Stoacı filozof Epiktetos’un düşüncelerini sade ve anlaşılır bir şekilde aktarıyor. Aslında anlattığı şey çok basit gibi görünüyor: İnsan ancak kendini yönetebiliyorsa özgürdür. Fakat bunu gerçekten hayatımıza uygulayabildiğimiz pek söylenemez. Çünkü çoğu zaman insanların söylediklerine, yaşadığımız olaylara, yapılan imalara, korkularımıza ya da öfkemize teslim oluyoruz. Kitabı okurken en çok hoşuma giden nokta, insanı sürekli dış dünyayı değiştirmeye değil, kendi tavrını sorgulamaya yöneltmesi oldu. Kontrol edemeyeceğimiz şeyler için üzülmek yerine enerjimizi kontrol edebileceklerimize vermemiz gerektiğini hatırlatıyor. Günümüzün hızlı ve karmaşık hayatında bu yaklaşım bana oldukça değerli geldi. Akıcı dili sayesinde kısa sürede okunabilen bir kitap olsa da üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken cümleler içeriyor. Özellikle zaman zaman kaygıya, öfkeye ya da hayal kırıklıklarına kapıldığımızda dönüp tekrar okunabilecek eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak bu kitap bana özgürlüğün sadece dış koşullarla ilgili olmadığını, insanın önce kendi zihnine ve duygularına hâkim olması gerektiğini hatırlattı. Kısa ama etkisi uzun süren kitaplardan biri.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür DeğildirEpiktetos · Destek Yayınları · 20226,3bin okunma
9/10
·418 syf.··
2026 117. kitabı
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ni okurken peşine düştüğüm şey sadece katilin kim olduğu değildi. Asıl merak ettiğim, insanların birbirine nasıl yabancılaşabildiği ve bir şehrin kalabalığında nasıl bu kadar yalnız kalabildiğiydi. Ahmet Ümit, polisiye kurguyu kullanarak yalnızca bir suç hikâyesi anlatmakla kalmıyor, Beyoğlu'nun değişen yüzünü, kaybolan insan ilişkilerini ve görünmeyen hayatları da gözler önüne seriyor. Bu yüzden romanın asıl kahramanı bazen karakterler olmuyor, sokakların kendisi gibi hissettiriyor. Kitap boyunca cinayetin izleri sürülürken, her karakterin kendi yükünü taşıdığı görülüyor. Kimisi geçmişinden kaçıyor, kimisi bugüne tutunmaya çalışıyor. Bu da hikâyeyi klasik bir polisiyenin ötesine taşıyor. Kitabın en sevdiğim tarafı, gerilimin sadece olaylarla değil atmosferle de kurulabilmesi oldu. Çünkü Beyoğlu'nun arka sokakları, ışıkları ve karanlığı hikâyenin ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor. Kitabı bitirdiğimde bazı şehirlerin insanları yalnızlaştırmadığını, yalnızlıklarını da görünür kıldığını gördüm. Ve bir cinayetin ardında bazen bir katilden çok, görmezden gelinen hayatların var olduğunu.
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,4bin okunma
Reklam
ARAFTAKİLER
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Kitapta müthiş bir duygu yoğunluğu var. Duygular ve hisler doğrudan yapışıyor insana. Bir yandan karakterleri okurken, bir yandan da insan kendi içindeki sıkışmışlığı, arada kalmışlıkları sorgulamaya başlıyor. Bu açıdan benim için çok değerliydi. Özellikle giriş bölümü müthiş akıcıydı. Hikâye beni çok hızlı içine çekti. Finalde ise sağlam bir Osmanlı tokadı vardı Ama tabii yazarın da kitapta belirttiği gibi: “ Ama sadece anlamayı bilenler, derinleşebilenler için.” (s. 7) Alper Turgay hocam, yıllardır incelemelerini okuyor, ardından o kitapları okuyorduk. Bu sefer senin kitabını okumak ise bambaşka bir duyguydu. Kalemin keskin olsun hocam. Sen yazmaya, bizler okumaya devam edelim.
Psikoloji
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202624 okunma
Puan vermedi·1088 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:08
“Alchemised” — Karanlığın, simyanın ve ihanetin iç içe geçtiği büyüleyici bir dünya. SenLinYu, Alchemised ile okuru yalnızca fantastik bir hikâyeye değil; güç, fedakârlık ve aşkın yıkıcı doğasına doğru derin bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, ilk sayfadan itibaren gotik atmosferiyle insanı içine çekiyor; karanlık koridorlar, kadim sırlar ve her satırda hissedilen yaklaşan felaket duygusu hikâyeyi yoğun bir gerilimle örüyor. Yazarın en güçlü yanı, karakterlerin iç çatışmalarını ustalıkla işlemesi. Burada hiçbir karakter tamamen masum ya da tamamen suçlu değil; herkes kendi yaralarıyla, korkularıyla ve arzularıyla savaşıyor. Bu da hikâyeyi sıradan bir fantastik romandan çıkarıp duygusal olarak ağır ve etkileyici bir hale getiriyor. Simya teması sadece bir büyü sistemi olarak değil, dönüşümün metaforu olarak kullanılmış: güç uğruna neler feda edilir, insan ne zaman kendini kaybeder ve aşk gerçekten kurtuluş olabilir mi? Kitap bu soruları sert ama etkileyici bir şekilde sorguluyor. Atmosferik anlatımı, yoğun romantik gerilimi ve karanlık estetiğiyle Alchemised, özellikle gothic fantasy, enemies-to-lovers ve morally grey karakterler sevenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın içine işleyip iz bırakır. Alchemised, ikinci gruba ait.
1000Kitap
AlchemisedSenLinYu · Nox Yayınları · 2026262 okunma
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202631 okunma
7/10
İnsan, milyarlarca galaksi içeren bu devasa evrende nerede duruyor? Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir. Biz yıldızların maddesinden yapılmışız. Yani vücudumuzdaki karbon, oksijen ve diğer ağır elementler, milyarlarca yıl önce yaşamış yıldızların içinde oluşmuştur. Bir anlamda evren, kendisini bizim aracılığımızla gözlemlemektedir. “The nitrogen in our DNA, the calcium in our teeth, the iron in our blood … were made in the interiors of collapsing stars. We are made of starstuff.” Bence Kozmos, Zamanın Kısa Tarihi’nden sonra okunabilecek en iyi kitaplardan biridir.
KozmosCarl Sagan · Altın Kitaplar Yayınevi · 19827,1bin okunma
Reklam
Reklam