“İnsan bu kadar büyük bir sevmenin içinden nasıl oluyor da öylece çıkıyor?” “Hemen çıkamıyor sanırım. Adım adım oluyor. Her gün biraz. Geri dönmek çok sık çeliyor insanın aklını, unutmanın yolu mayın tarlası gibi bir șey. Her şey sana onu hatırlatıyor, hep bir acaba yeniden denesek nasıl olur hissi yokluyor kalbini. ‘Bir mesaj mı atsam?’ diyorsun. Kapısına gitsem. mesela, ne der? Duramıyorsun yerinde. Ama giderek uzaklaşıyorsun ondan. Geri dönmek anlamsız bir hayale dönüşüyor bir noktada. Umut bitince dönmenin pek bir anlamı kalmıyor çünkü. Bakıyorsun, dönebileceğin bir yer değil attık orası, kendini mecburen yeniden düzenliyorsun. Kendini başka bir ihtimale ikna ediyorsun. Kalp de soğuyor bir gün. Yaşamaya devam edebilmek için buna mecbur çünkü.”
Sayfa 71
Şu an beraberlik adı altında gözlemlenen şey, bir sürü oluşumudur yalnızca,insanlar birbirlerine kaçıp sığmıyorlarsa, birbirlerinden korktukları içindir; beyler kendi aralarında birbirlerine sığmıyor, işçiler kendi aralarında, bilginler yine kendi aralarında birbirlerine kaçıp sığmıyorlar. Peki niçin korkuyorlar birbirlerinden? Kendi kendisiyle uzlaşamayan insan korkar yalnız.
Sayfa 165
Roman
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Diğer insanlar için yaptığın iyi şeyler konusunda dikkatli olmalısın. Çünkü iyi şeyler yapma arzumuz, yani merhamet kapasitemiz sonsuz değildir. Eğer bu kapasitemizi olur olmadık yerde ve kişilerde kullanırsak hem kendimiz hem de çevremizdekiler gerçekten merhametimize ihtiyaç duyduklarında yanıt veremeyebiliriz.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Alıntı
“İnsan bir defa gözden düşmeye görsün, çoğunluk ona kötülüklerin sadece küçüklerini değil, en büyüklerini bile yapmaktan çekinmez.”
Alıntı
"İnsan yalnızken hiçbir şey yapamaz. Bugün güçlü oldukları için yarın yardıma ihtiyaçları olmayacağını sanıyorlar. Ama iki dal, bir daldan daha iyi yanar."
Sayfa 570·Kitabı okuyor
lavanta kokulu çocukluğum
eski bir tül perdeydim büyüdükçe güneş soldururdu rengimi . zamanla mutfak masasında unutulmuş soğuk bir çay bardağına döndü kalbim kederler birikti içinde annem akşam ezanıyla aynı saatte seslenirdi çocukluğuma koşardım . çocukluğumda annemin kuruttuğu lavantalar gibi kokardım fakat babamın sesi istasyondan yeni kalkan trenler gibi geçerdi içimden . toz kalkardı yoldan ben büyüdüm sanırdı dünya . oysa büyümek gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemekmiş bir gün