10/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
Mehmed Niyazi / Yemen Ah Yemen!... Mehmed Niyazi Özdemir (1942-2018) ilk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve 1967'de mezun oldu. O zamanlar Hukuk Fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip izin alarak, edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne de devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak edebiyat fakültesinin felsefe bölümünden de diploma aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk devletlerinde temel hürriyetler" başlıklı doktora çalışmasına başladı. Uzun yıllar Almanya'da yaşadı. 1988 yılında Türkiye'ye döndü. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 10 Nisan 2016 tarihinden itibaren her pazar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısı yazmaya başladı. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman batı dergilerinde yayınlandı. Mehmed Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti. Felsefî eserlerinde ise Türkiye'nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıkladı. Mehmed Niyazi Özdemir, 11. Mayıs 2018 tarihinde İstanbul'da Acıbadem Koşuyolu Hastanesi'nde vefât etti. Cenazesi ertesi gün Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yemen, Arap yarımadasının en güneyinde bulunur. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile yarımadanının tabanını oluşturur. Osmanlı Devleti, Mısır'daki Memlüklü devletini ortadan kaldırınca, Arap yarımadasının
Yemen! Ah Yemen!Mehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2024845 okunma
8/10
·151 syf.··
2026 48. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 14:33
Reşat Nuri Güntekin'in önsözde belirttiği gibi vurgunculuğa özgü bir kısa roman iken, kendisinden tefrika isteyen Sedat Simavi'yi kırmamak adına eserin içine aşk da karıştıran yazar, bu şekilde oluşturmuştur kitabını. Mektepten çıkar çıkmaz ufak bir maliye memuriyetiyle Gemlik'e giden Şeref Bey, yöredeki çevresinden ve eğlencelerinden hoşlanmayıp tek başına zaman geçirirken askeri tabip Cemil Beyle tanışır; daha sonra Cemil Bey aracılığıyla eski saray paşalarından Aziz Beyle. Aziz Bey'in çocukları Seniha ve Adnan'a hocalık yaparken, Seniha ile evlenirler. Gel zaman git zaman Umumi Harp ile askeri vazife alan Şeref Bey gizli bir teşkilat için görev yaparken, bir yandan da teşkilat imkanlarıyla zenginleşmeye başlar ve çoğu iş için gerekli balolar gibi davetlerde kadınlarla içli dışlı olursa da bir gizli el bu yakınlaşmalar sonucu yapılacak hataların önüne geçer. Reşat Nuri'nin ilk romanı olduğunu söylediği ve Sedat Simav'a "yapamam" dediği eser, hiç ilk roman intibası uyandırmamakta; aksine akıcı bir şekilde dönem gelişmeleriyle bağlantılı olarak kolaylıkla okunabilecek bir eser. Herkese iyi okumalar...
Gizli ElReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 20161,103 okunma
Reklam
hakiki batının okültist yansımaları
Puan vermedi·88 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 21:52
René Guénon, Fransız ve Katolik bir ailenin çocuğu olup okültizmden mason localarına kadar ismi birçok yerde geçen bir düşünürdür. Ona göre hakikat, yalnızca akıl ve deneyle değil, dinlerin batınî boyutları aracılığıyla kavranabilir. Bu nedenle tasavvuf, Hinduizm ve Taoizm gibi geleneksel öğretileri incelemiş ve bunlar arasında ortak bir öz bulunduğunu ileri sürmüştür. Görüşleri gelenekselcilik çerçevesinde şekillenir. Tasavvuf üzerine yazılar yazması ve Mısır’da Şazeliyye tarikatıyla tanışması, onun Müslüman olup Abdülvâhid Yahyâ adını almasına vesile olmuştur. Onun en olgun eserlerini verdiği dönemlere denk gelen İslam Ezoterizmi ve Taoculuk adlı kitabı, İslamiyet’i kabul etmesine rağmen spiritüel konulardan tamamen kopmadığının göstergesidir. René Guénon, bu çalışmasında modern dünyanın beraberinde getirdiği felsefi ve ahlaki görececiliği (relativizm) eleştirmeyi ve geleneksel medeniyetlerin özündeki birliği ortaya koymayı amaçlamıştır. Kitap oldukça analitik ve teorik bir zeminde ilerler. Guénon, okültizmde de görülen zahir ve batın kavramlarını İslamiyet’teki şeriat ve hakikat kavramlarıyla bağdaştırır ve İslam doktrininde bu ikisinin açık bir şekilde ayrıldığını savunur. Bu ayrımın keyfi bir yoruma değil, tabiatla ilgili bir hakikate dayandığını söyler. Şeriat, din ile ilişkili her şeyi kapsayan bir kabuk gibiyken; hakikat, bir çemberin merkezi gibi şeriatı var eden ve anlamlı kılan marifettir. Yolcu olan kişi fail konumundadır. Bunu anlayan, seyr u sülûk geleneğini de anlamış olur. Batın ilmi yalnızca hakikati değil, tarikati yani oraya ulaşan yolu da içerir. Tasavvufta yollar çoktur ama gaye birdir. Kul bu yolda ilerledikçe kendi sıfatlarını kaybeder ve geride Allah’ın sıfatları kalır. Sufilik ise sufi ile Allah arasında bir sırdır; bu yüzden tasavvufla
Din
İslâm Ezoterizmi ve TaoculukRene Guenon · Paradigma Yayınları · 20252 okunma
Omuzumda Hemençe - Ali Kemal SARAN
Puan vermedi·512 syf.··
2024 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2024 01:40
Omuzumda Hemençe Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları - Ali Kemal Saran 1- Oflu Mandan Hoca, Sultan Abdulhamid'e karşı çıkan ve serzenişte bulunan hocadır. 2- 6 Temmuz "1929 Sel Felaketi" Sürmene - Of arasında vuku bulmuştur. Bu sebeple yörede bir olay anlatılırken selden önce ve sonra diye ayrımda bulunurlarmış. Fil vakası gibi bir örnek bunun bölgesel versiyonu olarak güncel için kullanılabilir. 3- Sel sebebiyle insanların bir kısmı Hatay Kırkhan'a veya Trabzon Maçka'ya ve Van'a göç etmişlerdir. 4- Sultan Murat Yaylası ve o dönemlerdeki yaşantı hakkında güzel bilgiler var. Özellikle yaylanın şehitliği hakkında kıymetli bilgiler içeriyor. 5- Hamza Abi'yle bu kitabı konuşurken yazarın bizim Ali Ulvi diye bir abimizin dedesi olduğu öğrendim :d 6- Hacı Hasan Efendi: Küçükköylü Hacı Salih Efendi'nin talebesi. 7- Mehmet Zeki Okur - MSP Zonguldak Milletvekili oluyor daha sonra 1977 yılında AP Kayseri Milletvekili oluyor. Bu adam bir ara yine gözümüze çarpar. 8- Bekir Topaloğlu'nun dedesi Topal hoca lakabıyla maruf "Hacı Lakur Mehmet Hanefi Kutluoğlu"dur. 9- Aşıkkutlu Hoca'nın kısa sakalları o dönemlerde diğer hocaefendiler arasında nasıl karşılanıyordu acaba :dd - Hocaefendi'nin hayatına dair "Kıraat Alimi Mehmet Rüştü Aşıkkutlu'nun Hayatı ve Din Eğitimine Katkıları" Mehmet Günaydın diye bir yazar var. Aynı adamın "Oflu Aşıkkutlu Hoca" diye bir kitabı da var. 10- "Çaykara'nın Manevi ve Kültürel Değerleri Sempozyumu" diye bir sempozyum yapılmış. Ancak ben kitabını veya pdfsini bulamadım. 11- Abdulgafur Karaismailoğlu Kore'ye Tugay İmamı olarak giden bir hoca. Bu zat orada birçok Koreli'nin Müslüman olmasına vesile oluyor. 12- Hacı Abdurrahman (Beşikçi) Efendi'ye dair de bilgiler var. Özellikle Hacı Hasan Efendi, Aşıkkutlu Efendi ve Hacı
Edebiyat
Omuzumda HemençeAli Kemal Saran · Timaş Yayınları · 201321 okunma
Kahve sıcakken yarıda bırakmak lazımmış bu kitabı..
5/10
·200 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 13:19
Hikayeler fena değil ancak kitabın anlatımı çok kötü. Kim, kim; olaylar ne yakalamak çok zor geldi bana. Özellikle de kitabın ilk yarısı bu şekilde devam etti. Son iki hikayenin anlatımı fena değildi. Sanki kitabın ilk yarısını farklı biri, ikinci yarısını farklı biri yazmış intibası uyadırdı bende bu kitap. Arka kapakta da özetle bahsedildiği üzere fantastik bir konusu var kitabın. Uzatılmaması gereken olaylar detaylandırılmış, uzatılması gerekenler yüzeysel geçilmiş kurguya bakıldığında. Zoraki olarak bitirdim kitabı. Oysaki seyahat ederken kafa dağıtmak amacıyla okumayı planlamıştım; benim için hayal kırıklığı oldu. Kitap sipariş ederken ikinci kitabı da satın almıştım, bakalım o nasıl çıkacak. Biraz kararımdan pişmanım açıkçası.
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 26. kitabı
Kişi intisap edebileceği yahut sohbetinden faydalabileceği bir Allah dostu bulamıyorsa, o dostların yazdıklarıyla açığını büyük oranda kapatabilir. Aksi halde dünyaya dalıp gitmenin sonu hüsrandır. Sabredenler mi daha üstün yoksa şükredenler mi? Kitabın tamamı delilleri ile bu konuyu açıklıyor. Şükredenleri dinlerken onlara, sabredenleri dinlerken de sabredenlere hak veriyorsunuz. Bu kitabın insana faydalı olarak bir şey dahi katmamasının imkanı yok. Tekrar tekrar okunmalı. Olumsuz eleştiri yapacağım tek nokta kitabın basımıyla ilgili. Ayet hadis ve duaların özellikle kelime inceleme-açıklama noktalarında arapça asıllarının da konması gerektiğidir. Belki kitabın hacmini biraz arttıracak ama kesinlikle daha anlaşılır kılacaktır. Vesselam
Duygu ve Düşünce
Sabredenler ve Şükredenlerİbni Kayyim El Cevziyye · İnsan Yayınları · 2019658 okunma
Reklam
Reklam