aftersun
Filmimiz Türkiye'ye gelen baba ve kızın tatilini anlatıyor. Tam olarak Calum için tatil olmuyor tabi. Film boyunca Calum'un kızı Sofia'ya yansıtmadan derin bir içsel çatışma ve depresyon halinde olduğunu görüyoruz. Filmde çoğu şeyin ucu açık bırakılmış. Calum intihar bile etmiş olabilir. Film aslında Sofia'nın çocukluğunda babasının kalan hatıralarını zihninde canlandırmasını anlatıyor. Babasına dair anıları hatırlarken genelde siyah ekran görüyoruz. Orada babasını tam hatırlayamıyor aslında, babasını çağrıştıran bir adamla babasının hatırlarını eşleştirmeye çalışıyor. Her ne kadar Calum içsel çatışma halinde olsa da iyi bir baba olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Benim için en güzel sahne baba kızın yemek yerken arkada Candan Erçetin'den Gamsız Hayat şarkısının çaldığı, fotoğraf çekinip sohbet ettikleri yer oldu. Şarkıyı öyle bi güzel söylemiş ki, o sahnede role sanki Candan Erçetin can vermiş. Sahneleri insana kendi hayatını sorgulatan, çok benzemese de NBC tadındaydı. Mesajları direkt vermeyip izleyicinin tamamlamasını istiyor. Adam bi' yerden tanıdık geliyordu meğer Hamnet filmindeki Shakespeare'i oynuyormuş. Ve sözlerimi Gamsız Hayat'ın sözleriyle bitirmek istiorum. "Çok mu dertsiz duruyorum uzaktan bakınca? Çok mu kalender sandınız dert etmeyince?"
Film
çaresiz gözler
kupa papazının kalbi bile kırık bugünlerde, herkeste farklı bir telaş, herkeste laedri bir yâr'a. sırtını doğan güneşe, yüzünü hüznüme dönen daha konuşmadan içimi onlarca acıyla örten duvarlar şahit. ne zaman gözlerim tavandaki o derin boşluğa dalsa gözlerimin dört bir yanı denizlerle çevrilir, boğulurum. ne zaman kendimden nefret etsem, ne zaman tanrıya elimi açıp, iki çift laf etsem elindeki elma şekerini fakir çocukların önünde şapırdatarak götüren veletler gelir aklıma çünkü o an fakirleşir bedenim, bileklerimin o alaycı tebessümleri ve elinde kan'şekeri fayans üzerinde şıpırdayan halüsinasyon vardır. dikenleri protez güller gördüm ben tutmasını bilene batmadıkları için kırıldı hepsi gülün yüzündeki hüznü süzdü güz gülüşlü sözüm. kıyafetsiz çırılçıplak kelimeler gördüm ben hepsi bir bir dudaklardan intihar eder haldeydi son sözlere müteakip gömülen aşklar gördüm ben iyi bilirdik dendi hepsine, çünkü hepsine kelimeler kifayetsizdi. cam kenarından bir hayat yolculuğuydu yaşamak artık bir yanağımız buğulanmış bir hicrandı, cama yaslanmış diğeri ise; umut süsü verilmiş, kabuklaşmış bir yara. yıllarca hayallerimizin gönderinde dalgalanan aşklarımız bugünlerde yalnızlıklar tarafından indirilmiş durumda
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
bazı fotoğraflarda canı sıkılan bir ağaç gibi bakıyorum dünyaya umduğum felaket bu değildi diyorum bu dünyada birini sevdik o da öldü diye karşılandığım bir yasta göğe bakıyorum ben de aferin diyorum tanrıya aferin çünkü şöyle savaşlara inandım sonuncu dünya savaşında kaç asker intihar etti kaç kez yutkundu dünya olsam mutlaka yanlış yerde nöbet bekleyen bir asker olacaktım kırk gün kırk gece aynı dalgınlıkla.. Seyyidhan Kömürcü
"Yaşamak ölmekten daha çok cesaret gerektirir bazen." Charles Bukowski Bana Aşkını Getir
Edebiyat
Şöyle etrafıma bakıyorum da; belirsizliğin garanti insanı olmayalım dostlar, gerçekten yazık. İnsanlar bir tuhaf; bir yanda zihnini besleyen, sana kıymet veren o net insanlar varken, gidip tutarsızlıklarla dolu, ne yapacağı belli olmayan o flu alanlarda 'cepte' kalmayı kabul etmek niye? Bir bakıyorum, herkes birinin cevabını bekliyor, biri yazsa da rahatlasam diye bekleme odasında ömrünü tüketiyor. Fark ettiğin an çizeceksin çizgiyi; çünkü belirsizlik dediğin şey bir tercih değil, resmen karşı tarafın özensizliği. Seyirci kalmaya gerek yok; kendi hayatının merkezine çekildiğin an, o saçma oyunların da hükmü kalmıyor zaten 👌👌
Duygu ve Düşünce
Not
Bazen hayat kendiliğinden vermeli. Yoksa birbirine denk gelmeden yorulan insanlar olacağız.