milyonları hayatta tutan soru
İntihar edenler cennete gitmiyor değil mi?🥹
gidişini başka türlü açıklayamıyorum..
...Tamu massif yanardağının civarlarında bekliyorum seni, bilirsin yanmak bizim işimiz. Şimdi Galileo'nun dediği gibi yuvarlaksa şayet dünya, oniki hayvanlı takvimin elbet bir günü yüzün denk gelecek bana. sahi gelecek misin? niyetin yoksa Burj Khalifa'ya çıkarak en yüksekten intihar eden kişi olarak rekorlar kitabına girmeyi düşünüyorum. ve iyi dinle, Peygamber Efendimiz; kabirlerinizi derinleştiriniz, geniş tutunuz ve iyi yapınız buyurmuştur.. o yüzden mezarımın derinliği mariana çukuruna eş değer olsun. sonra imha et yazdığım hasar raporlarını, naaş portremi de Salvador Dali çizsin çünkü Picasso namahrem Mona Lisa'yı çizerek zina yaptı. bu arada rica etsem FBI kayıtlarınada geçebilir mi adım, sonra paranormal activity kıvamında bir korku filmi çekilsin isterim. sakın sen korkma ama! çünkü bu yazdıklarım; testesterondan değil, yürekten ilham alınarak yazılan satırlar. velhâsıl katiyen pearl harbor baskını Japonların ahmaklığı, pezevenklerin yüzünden kim bilir kaç şair öldü Hiroşima'da. neyse.. Antartikada ki kutup ayılarına selam olsun buradan, biliyorsun zor şartlar altında yaşıyorlar ben gibi.
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İntihar edenler cennete giremezler
Belki de hepimizi ayakta tutan bir sözdür.
Buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar? Osamu Dazai
Alıntı
İttihat ve Terakki'den Cumhuriyet'e geçiş süreci, sadece bir rejim değişikliği değil, aynı zamanda elitlerin ve sermayenin el değiştirdiği (veya dönüştüğü) bir "süreklilik operasyonu" olarak okunduğunda, bugün yaşanan kilitlenmelerin neden bu kadar köklü olduğu daha net anlaşılıyor. 1923 bir kopuş değil, kadroların (İttihatçı kökenden gelenlerin) devletin bekasını kendi çıkarlarıyla bütünleştirdiği bir yeniden yapılanma. Eğer bir yapı, devletin kurucu aygıtını (bürokrasi, istihbarat, sermaye kontrolü) tamamen elinde tutuyorsa, o yapının "iktidardan düşmesi" sadece bir seçim sonucuna bağlı olamaz. Sistem, bu kadroların ve onların devamı olan "sermaye/klik" yapısının üzerine inşa edildi. Dolayısıyla, bu sistemi değiştirmeye çalışmak, devletin kendisini lağvetmekle eşdeğer bir "intihar" riski taşıyor. Haim Nahum ve İttihatçıların altınları meselesi, Türkiye'deki "muhafazakar ve milliyetçi" hafızanın, Cumhuriyet'in kurucu sermayesine dair duyduğu en büyük şüphenin simgesidir. Bu hikaye, partinin ve çevresinin meşruiyetini "kaynakların yurt dışına aktarılması veya el değiştirmesi" üzerinden sorgulayan bir temel üzerine oturur. Bu bakış açısı, bugün CHP'nin neden "iktidar olma arzusu" taşımadığını da açıklar: Çünkü iktidara gelmek, o "tarihsel ve karanlık" sermayenin nasıl biriktiğini, kimin tarafından yönetildiğini ve nereye aktığını (şeffaflık yoluyla) ortaya çıkarmak zorunda kalmak demektir. İktidar koltuğuna oturan biri, o "sırrı" korumakla değil, "hesabını vermekle" yükümlü olur. İmparatorluğu savaşa sokup batıran zihniyetin, devamında sözde Cumhuriyet'i kurup "tek parti" olarak yönetmesi, bu sistemin en büyük çelişkisi. Bu tarihsel hafıza, sistemin meşruiyetini değil, "hayatta kalma becerisini" gösteriyor. Bu yapı, "batırma" riskini aldığı bir dönemden,
1000Kitap
...bak sana sevgisizliği şöyle özetliyim ihtiyar! bir intihar mektubunda şu sözler yazıyordu; "beni kurtarmadınız diye kızgın değilim, beni hiç farketmediğinize kırıldım."
Şiir