Puan vermedi
ailesi yeni bir eve taşınmak zorunda kalınca mutsuz olan beş yaşındaki zeze, yeni evlerinin bahçesindeki minguinho adını verdiği, iyi hissettiği vakitlerde ise xururuca dediği bir şeker portakalı fidanı ile arkadaşlık kurar. zeze, yoksul bir ailenin çocuklarından biridir; yaşıtlarına göre zekası, olgunluğu ve hayal gücü çok gelişmiş olsa da oldukça yaramaz bir çocuktur. bu haylazlıkları yüzünden mahalleli tarafından "şeytan" olarak anılır ve evde sürekli acımasızca dayak yer. ailesinin yoksulluk çekmesi, babasının mahcubiyeti ve öfkesi, annesinin yorgunluğu nedeniyle evde sevgisini göstermekte zorlanan bir ortam vardır. ablası glória onun bu karanlık evdeki en büyük dayanağı ve koruyucusuyken, abisi totoca ise zaman zaman sert, zaman zaman kardeşçe yaklaşır. bilge dayısı edmundo ise ona masallar anlatıp içindeki zekayı gören nadir kişilerden biridir. yine de hiçbiri zeze'nin içindeki yalnızlığı tam anlamıyla silemez ve onunla iletişim kurmak yerine bu durum sık sık şiddetle sonuçlanır. zeze de yalnızlığını, sevgisizliğini ve hayallerini en yakın sırdaşı olan bu küçücük şeker portakalı fidanıyla paylaşıp onunla giderir. zeze yine bir gün yaptığı bir haylazlık sayesinde portekizli manuel valaderes -kendi tabiriyle portuga- ile tanışır. başta sert ve soğuk görünen bu adam, zamanla zeze'nin kalbindeki boşluğu dolduran tek gerçek dost olur. gün geçtikçe aralarındaki bağ güçlenir; portuga ona güvenmeyi, sevilmeyi ve şefkat görmeyi öğretir. zeze, portuga'yı manevi babası olarak görmeye başlar. zeze yine yaptığı yaramazlıklar sonucu ablasından ve babasından çok kötü dayak yiyince intihar etme kararı alır ama portuga onu bu kararından vazgeçirir. ancak bu dostluk uzun sürmez ve talihsiz bir tren kazası sonucu portuga hayatını kaybeder. portuga'nın ölümü zeze'yi yaşamdan
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 46. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:52
Kitap mektuplardan oluşuyordu ve yaşananlar bu mektuplarla anlatılıyordu. Kitap Refik Cemal’in arkadaşı Server’e, Neriman ile evleneceğini bildirmesiyle başlıyor. Sonrasında Neriman’la evlenmesi Neriman’ın Handan’a olan bağlılığı ve Handan başka bir ülkede olmasına rağmen sürekli hayatlarının her yerinde olması ile devam ediyor. Handan’a gelecek olursak çok değişik ve çalkantılı bir ruh hali olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Nazım’ın ona evlenme teklifi etmesi ama onun kabul etmemesi ardından kısa bir süre sonra Hüsnü Paşa’yla evlenmesi ile Nazım’a neden bunu yaptın diye düşünüyor insan. Bu olaylardan sonra Nazım’ın hapse düşmesi ve orada intihar etmesi aslında intihar sebebinin Handan olduğunu da açıkça belli ediyor. Handan bu olaylardan sonra derin bir vicdan azabı duyuyor bence çünkü sonrasında kendini mutluluğa ve sevgiye çok da layık görmediğini anladım ben. Handan gibi dik duruşlu bir kadının ona her türlü aşağılamayı yapan Hüsnü Paşa’ya takıntısı ve o ne yaparsa yapsın onu beklemesi kendini ondan başka kimseyle düşünememesi çok garipti. Handan genç bir kadındı ve önünde yaşanacak çok hayat vardı. Fakat Handan Hüsnü Paşa’ya takıntısından hasta olup yataklara düştü. Handan penceresinde olaylar böyleyken bir de Neriman var ki kocasına açıkça Handan sana göre siz Handan’la daha iyi olurdunuz gibi cümleler sarf eden bir Neriman. Kocası ona çok bağlıydı fakat o sürekli kocasının aklına bu fikri sokuyordu. Handan’ı kendinden çok daha mükemmel görüyordu belki bunların payı vardı ama saçmaydı. Refik Cemal ise Handan hasta olunca onunla çok fazla ilgilendi. Birbirlerine aşık oldular. Handan hasta yatağında bir de en kıymetlisi Neriman’ın kocasına aşık olduğunu hissetmesiyle hastalığı daha da kötüleşti. Kitabı okurken karakterleri asla anlayamadım herkes farklı
HandanHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20197bin okunma
Reklam
8/10
·296 syf.··
2026 40. kitabı
Merhabalarrr Boston'un gri ve soğuk sabahlarından birinde genç bir kadın, yaşadığı apartmanın beşinci katından düşerek hayatını kaybeder. İlk bakışta herkes bunun umutsuz bir aşkın ardından gelen bir intihar olduğunu düşünür Ancak olay yerine gelen Dedektif Frankie ve ortağı Mac için bazı detaylar yerli yerine oturmuyordur. Güzel, zeki ve klasik ingiliz edebiyatı alanında eğitim gören Taryn Moore'un ölümü göründüğünden çok daha karmaşık bir hikâyenin kapısını aralar. Taryn, ayrılığı kabullenemeyen bir genç kadındır. Eski sevgilisi Liam'a ulaşmaya çalışır, defalarca arar fakat karşılık bulamaz. Bir gün onu baska bir kadınla görünce öfke, kırgınlık ve takıntı birbirine karışır. Ancak Taryn'in hayatındaki tek karmşa bu değildir Akademik geleceği için yardım istediği profesörü Jack ile arasında zamanla duygusal bir bağ oluşur. Yaş farkı, etik sınırlar ve Jack'in evli olması bu ilişkinin önündeki en büyük engellerdir. Fakat bazı duygular mantığın çizdiği sınırları tanımaz. Kitap boyunca şüphe okları sürekli yön değistiriyor. Kendisinden başka kimseyi önemsemeyen narsist eski sevgili Liam mi suçlu? Yoksa duygularıyla mesleği arasında sıkışıp kalan Profesör Jack mi? Ya da sessizliğiyle dikkat çeken, yüzünü beyzbol şapkasının gölgesine saklayan Cody mi? Her bölümde yeni bir ihtimal belirirken gerçek okuyucudan ustalıkla gizleniyor. Romanı büyük bir keyifle okudum Birbiri ardına gelişen olaylar hikâyenin temposunu hiç düşürmüyor ve kitap kendisini tek günde okutmayı başarıyor. Takıntının insanı sürükleyebileceğ karanlık noktalar, öğretmen ve öğrenci arasındaki hassas sınırlar, Orta Cağ'dan gelen trajik hikâyeler ve Yunan mitolojisine yapllan göndermeler romana farklı katmanlar kazandırıyor. Bunların yanında aşk, cinayet soruşturması, polis sorguları hikâyeyi oldukça
Beni SeçTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20221,018 okunma
Puan vermedi·
Önceden uyarısını düşmüş olayım, İçerisinde tecavüz, ensest ilişki, şiddet, pedofili, intihar gibi tetikleyici ve rahatsız edici unsurlar bulunduğu için herkese hitap edecek bir kitap olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Bu kadar rahatsız olduğum, tüylerimin ürperdiği ama bir o kadar da merakımdan geri duramadığım bir kitap okumamıştım daha önce. Eser bir üçlemeden oluşuyor. Yazar üç kitabı da birbirine ustalıkla bağlamış, özellikle son bölümünde öncesinde okuduğunuz her şeyi size sorgulatıyor, kişilerin gerçekliğinden şüphe ettiriyor, adeta aklınızla oynuyor. Bu kitap, savaşın yalnızca cephede değil, insanın zihninde ve kalbinde de nasıl bir yıkım yarattığını acımasız bir sadelikle yüzünüze çarpıyor. Beni en çok etkileyen yanı, tüm bunların müthiş bir soğukkanlılıkla anlatılıyor oluşu. Öyle soğuk, öyle soğuk ki, sanki bir korku filminin içinde sıkışmış gibi hissediyoruz. Sıkışmış ve o savaşın ortasında kalan, sevdiklerini kaybeden, canı acıyan, sürgün olan, yalnızlıktan kuruyan, bir kardeşe ihtiyacı olan, kendini arayıp arayıp bulamayan bizmişiz gibi. Ters köşeler ve çıkmaz sokaklarla dolu, acımasız, karanlık, sarsıcı ama bir o kadar da etkileyici olan bu kitabı okumaya gücü olan herkese öneriyorum, iyi okumalar
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
Kitaplıktan rastgele seçip aldığım Murakami eseriydi benim için. İlk eserlerinden biri. Serinin ikinci kitabıymış. Fare ve ismi geçmeyen karakteri ilk kitabı okumadığımdan bağdaştıramadım elbette. Bittiğinde araştırıp anladım. Her ne kadar serinin ortasından daldıysam da benim için ilk kitabı önce okumak da belki anlamlı bir değişikliğe neden olamayacaktı. Zira Murakami okumak, büyülü gerçeklik ve betimlemenin gücüyle her kitapta keyif vermiştir. Bazı yerler muğlak, ikizler, intihar eden eski kız arkadaş, Fare’nin durup dururken kızla ilişkiyi kesmesi, ardından sürekli uzaktan evi gözlemesi, J’nin anlayışı, Pinball makinesine olan takıntı(maddi bir çıkar vermese de gururlandırıcı etkisi…). Anlamın sorgulanması, geçip giden hayatlar ve günlerin birbirine benzemesi… Kısa ama nitelik bakımından dolu bir eser. Keyifli bir Murakami deneyimi.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,547 okunma
Neden intihar ?
7/10
·374 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:10
SOPİLER OLABİLİR Kitabı beğenmek ile beğenmemek arasındaki ince çizgideyim . Ama bu o kadar da önemli değil önemli olan ben de hissettirdiği ve tanımlayamadığım olaylar . Bu olaylardan biri kitaptaki karakterlerin her şey iyi görünüyorken intihar etmesiydi ve bu o kadar kolay bir şekilde lanse edilmişti ki ya da o kadar kolay bir şekilde oluyor ki bir an intihar etmek grip olmak gibi geliyor bir an hasta hissedersin ve sonra geçer . Ama öyle değil grip olursun iyileşirsin hayat devam eder ve sende çarklardan birine takılırsın ,intihar edersen geçer ama geri dönebilecek bir şey bulamazsın başka bir dünya da doğarsın . Ben bunu anlayamıyorum her şey iyi giderken neden intihar ettiler naokonun ablası mesela güzel ,başarılı ,kendine yetebilen biri neden boşlukta hissediyordu ve intihar etti bunu anlayamıyorum aynı şekilde kizuki de neden intihar etti ki bir olay yoktu insan durduk yere intihar edeyim demez ki ben kendi ölümü düşünce bile gözlerim doluyor onlar ise intihar etti . Hayatımda çok zor günler yaşayan insanlar var ve her şeye rağmen hayata devam etmeye çalışıyorlar ama hiçbir şey yokken intihar etmek neden . Bir süre bunu düşüncem hayatımda bunu yapan biri vardı ve ben hala düşünüyorum onu ama nakoko gibi tepki vermedim . Bilmiyorum bu konu çok karmaşık . Kitapta ilgimi çeken tek konu buydu . Naoko neden vazgeçti ne düşündü de intihar etmeye karar verdi . Ayrıca uzun süreli ilişki içerisinde olan insanlar neden üçüncü bir kişiye tutunuyorlar onu da anlamadım tabi kitap özelinde konuşuyorum bunu .
Edebiyat
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
Reklam
Reklam