8/10
·143 syf.··
2026 7. kitabı
Ahmet Kaya'nın bazı parçalarının bulunduğu bir şaheser. Ne zaman okusam ne zaman dinlesem Yusuf Hayaloğlu'nu bambaşka yerlere sürükler beni. Kendimi bulurum olayların içinde şiirlerin dizelerinde. O kadar bizdir ki cümleleri başka yansır tesiri vücuda. Ah Ulan Rıza küçüklüğümün travması, Merhaba Nalan ilk aldatılmamız, ilk gözyaşımız. O kadar çok geçmişim dolu ki ben onu bıraksam o beni bırakmaz bir kitap. 90larda yaşamış herkes bir anısını bulur dizelerde. Okuyun okutturun.
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,208 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:58
Anlatımından etkileneceğimi düşünüp almıştım, bir saatte bitirdim evet ama giriş-gelişme-sonuç bağlantısında kopukluklar var, çoğu olay açıklanmamış havada kalmış. Bir dizi sezon finali yapmış da her şey diğer sezon anlaşılacakmış gibi yarım yamalak bi hikayeydi. Asude neden intihar etti? Hayatlarındaki yeri tam olarak neydi? Kendi ilişkileri neden böyle olmuştu? Hepsi havada kalmış.
İlişmekHakan Akdoğan · Eksik Parça Yayınları · 2021160 okunma
Reklam
Bırak kilitli kalsın
8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:25
Ben bu satırları yazarken ( intihar mektubuna başlamış gibi oldu, sen bu satırları okuduğuna göre ben çoktan tahtalı köye gitmiş olacağım hesabı ) yazarın eli ayağı durmuyordur kesin, yazıyordur. Be kadın hiç mi başka işin yok el insaf bizde insanız. Evi temizle, yemek yap, tatile git, nefes al nefes. Yazarı sekiz kitabını okumuş oldum. Evet, yazar yine son derece merak uyandıran bir kitap ile karşımıza çıkıyor. Su gibi okunuyor maşallah supanallah vb. Burda sıkıntı yok, kurgu güzel karakterler güzel de Cinayetleri daha baskın olabilirdi, daha ayrıntılı, daha işkenceli, kan istiyorum kan Bütün karakterlerden şüphelendim. Ters köşe oldum. Öldürüleceğinden korktuğum karakter katil çıktıya la. Kısaca konuya deginecek olursak, geçmişi sırlarla dolu olan Nora'nın yaşamını anlatıyor. Başarılı bir cerrah olan Nora, geçmişinin karanlık sırlarından kaçmaya çalışırken, beklenmedik bir olayla hayatı baştan aşağı değişir. Sırları ve korkuları da bir açığa çıkmaya başlar. Bakalım Nora geçmişinden kaçabilecek mi! 26 yıldır sakladığı sır açığa çıkacak mı? Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...işgüzarlık edip illa açacağım bu kapıyı diye uğraşmayın Okunur diyorum 10/8 Bazı kapılar boşuna kilitli değildir...
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,623 okunma
Alan küçük krebim
8/10
·144 syf.··
2026 116. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:19
Kitap kara mizah açısından oldukça etkileyiciydi, beğendim. Genel olarak biraz sığ kalmış bir anlatıma, aceleye getirilmiş bir finale sahip. Teatral anlatım,eseri daha okunaklı kılıyor. Belirsiz bir finale sahip olmasını da ayrıca sevdim. 85/100
İnceleme
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
İki yüzlülük ve farkındalık
Puan vermedi·517 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
İlk görüşte aşka inanır mısınız ? Peki Martin Eden gerçekten Ruth'a aşık mıydı yoksa yüksek burjuvanın getirdiği zerafete ve güzelliğe mi aşıktı ? Martin Eden arada kalmışlığın hikayesini anlatmış bence bizlere . Hiçbir yere ait hissetmiyordu kendini .Denizcilik yapan kaba saba bir adamdı . Aşkı için okudu yeni bilgiler öğrendi ,kitaplar okudu . Sevdiği kişinin sınıfına layık olmak için çabaladı, Sonra kendini yazarken buldu . Yazmak için aç kaldı , uykusuz kaldı ,giyecek kıyafet bulamadı , parasız kaldı , para bulmak için zorlu işlerde çalıştı . Yazarlığına inandıracak kimseyi bulamadı etrafında . Herkes kalıcı bir iş bul diye çözüm üretiyordu . Ama Martin Eden vazgeçmedi yazmaya devam etti , çabaladı . O kadar çok okudu ki artık o yüksek gördüğü burjuva sınıfının fikirlerini küçümsemeye basladı. Eski yaşamına da dönemiyordu artık . Ruth , aşkından vazgeçtiği dönemde Martin Eden yazarlığında ustalaşmış , zamanında red cevabı yediği dergiler, gazeteler şimdi kendilerinde yazsın diye telgraf yollar oldular . Ama Martin Eden bu iki yüzlülüğü görmüştü . Sürekli şimdi beni yemeğe davet edeceklerine aç kaldığımda davet etselerdi diye söylendi . Eski Martin Edendi , yazdıkları eski yazılarıydı . Ama ünü ve parası vardı şimdi .Ruth bile geri dönmüştü . Ama Martin Edenin içinde bir şeyler yok olmuştu . Artık her şey onun için çok geçti ve intihar ederek bir kurtuluş buldu kendince ... Martin Eden Jack London
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Puan vermedi·157 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 15:33
Necip Fazıl Kısakürek’in ruhumu en çok hırpalayan, beni varoluşsal sancıların en dibine çeken eseri şüphesiz "Bir Adam Yaratmak" oldu. Kitabı bitirdiğimde bir süre sadece duvara baktığımı itiraf etmeliyim. Yazar, Hüsrev karakterinin şahsında aslında insanın yaratıcıyla olan o tehlikeli, ince ip üzerindeki dansını anlatıyor. Kitabı kendi süzgecimden geçirdiğimde, beni en çok sarsan dinamikler ise baba-anne figürleri ve Selma ile Hüsrev arasındaki o çıkmaz sokak oldu. İşte benim gözümden, beni derin düşüncelere sevk eden o çarpıcı detaylar: Geçmişin Gölgesi ve Kaçınılmaz Kader: Baba Figürü Kitapta baba figürü, Hüsrev’in hayatının tam merkezinde duran devasa bir kara delik gibi. Hüsrev’in babası, kendini bahçedeki incir ağacına asarak intihar etmiş bir adam. Bu intihar, Hüsrev için sadece acı bir kayıp değil; adeta genlerine işlenmiş, kaçamadığı bir lanet. Hüsrev, yazdığı tiyatro oyununda da bir adama tıpkı babası gibi intihar senaryosu çiziyor ve oyunun başkahramanına babasının adını veriyor. Burada beni en çok etkileyen şey, Hüsrev’in babasının kaderini hem silmeye, onu anlamlandırmaya çalışması hem de bilinçaltında o kadere doğru sürüklenmesi oldu. Baba figürü, Hüsrev için geçilmesi imkansız bir sınır, çözülmesi gereken bir kördüğüm ve nihayetinde onu aklın sınırlarının dışına iten en büyük trajedi. Akıl Sağlığının ve Dünyanın Son Kalesi: Anne Figürü Eğer kitapta Hüsrev’i gerçek dünyaya, rasyonaliteye bağlayan tek bir halat varsa, o da şüphesiz annesidir. Anne figürü, Hüsrev’in deliliğe doğru attığı her adımda önüne etten bir duvar gibi örülüyor. O trajik incir ağacını kestirmek istemesi, oğlunu o uğursuz geçmişten ve babasının kaderinden koruma çabasının en somut, en iç sızlatan sembolü. Bana göre anne, bu eserde "teslimiyeti ve fıtratı" temsil ediyor. Hüsrev
Tiyatro
Bir Adam YaratmakNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202011,6bin okunma
Reklam
Reklam