BİR KİTAP, BEŞ SORU, BEŞ CEVAP
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 09:44
KURTARMA MESAFESİ SAMANTA SCHWEBLİN 1. Bu kitabı neden okudun? Samanta Schweblin’in Kurtarma Mesafesi kitabını bu ara ince kitaplar okumak istediğim için tercih ettim. Daha önce hiç okumadığım bir yazardı. Çevirmen Emrah İmre sayesinde onunla tanışma fırsatı buldum. Marquez’in Ağustosta Görüşürüz kitabını da aynı çevirmenin çevirisinden okumuştum. Schweblin’in genç bir yazar olması ve kitabın konusunun ilginç detaylar taşıması merakımı cezbetti. Kitapta gerilimin hiç düşmeden devam etmesi, özellikle anlatımın içine sinmiş korku duygusu, daha ilk sayfalardan itibaren tedirgin ediyor. 2. Yazarı tanıyor musun, daha önce kitaplarından okudun mu? Yazarla ilk defa tanıştım. Samanta Schweblin Arjantinli bir yazar. 1980’de Buenos Aires’te doğmuş. Şu an Berlin’de yaşıyor. Dünya çapında en çok tanınan kitabı Kurtarma Mesafesi (Fever Dream olarak da biliniyor) ve bu eserle 2017’de Man Booker Uluslararası Ödülü’ne aday gösterilmiş. 3. Kitabın dili, akıcılığı nasıl? Başta biraz şaşkınlık yaşasam da kitaba çabuk hâkim oldum. Monolog şeklinde ilerleyen bir yapısı var; hayali bir karakter olan David’le konuşma üzerinden kurgulanan bu içsel serüven oldukça farklı bir okuma deneyimi sundu. Yazarın dili sade ve akıcıydı, bu sayede kolay ilerledi. 4. Kitabın en hoşuna giden kısmı, unutamadığın kısmı neresi? Kitapta en çok etkilendiğim kısım anne ile kız arasındaki bağ oldu. Annenin çocuğunu korumak için aralarında görünmez bir iple bağ kurması çok ilginç bir fikirdi. Yeşil ev ve orada yaşananlar unutulmaz sahnelerdi. Ayrıca Amanda ile Carla arasındaki kısa sürede gelişen yakınlık da çok dikkat çekiciydi. Anne-çocuk bağına odaklanması çok etkileyiciydi. “Kurtarma mesafesi” fikri, aslında bir annenin çocuğunu her an korumak için duyduğu kaygının sembolü gibi. Bu yönüyle kitap, sıradan bir
Kurtarma MesafesiSamanta Schweblin · Can Yayınları · 20211,989 okunma
Kurtarma mesafesinde doğa
Puan vermedi·104 syf.·
2023 33. kitabı
Annelik yaşam boyu sürecek bir kalp ağrısıdır. Ne anneliğe bir övgü ne de yergidir bu, sürekli hissettiğim duyguyu ancak böyle betimliyorum. Samanta Schweblin ’in şu satırlarını okuyunca işte bu tam olarak da bu dedim: “Ben hep en kötü ihtimallere kafa yorarım. Şu an bile kafamda hesap yapıyorum, Nina birden havuza düşerse arabadan çıkıp koşarak ona ulaşmamın ne kadar süreceğini hesaplıyorum. Kızımla aramdaki değişken mesafeye verdiğim isim “kurtarma mesafesi”, günlerimin yarısını bunu hesaplayarak geçiriyorum, yine de hep gereksiz riskler alıyorum.” Kitaptaki anne karakteri Amanda’ya göre midesinde duyduğu ve sanki midesinden kızı Nina’ya bağlanan bir ip kurtarma mesafesi. Yakınlarda okuduğum Middlesex kitabında da doğumdan sonra bile anne ile çocuk arasındaki görünmez bir göbek bağının varlığına inanan bir anne karakteri vardı. Tabi annelerin hissettiği bu bağı çocukların pek “iplediği” söylenemez:) Neyse kitap böyle bir anneliğe övgü ile mi gidecek diye düşünmeyin. Kurtarma Mesafesi'ne çocuğunun üzerine fazla düşmüş bir anne hikayesi okuyacağız hissiyle başlayıp sonrasında “kerpiç kerpiç üstüne kurulan bina” gibi katmanlaşan bir kitapla karşılaşıyoruz. Amanda’nın tanıştığı, oğlu deredeki zehirli atıklardan zehirlenerek hastalanan bir anneyle birlikte çevre kirliliği ve iklim değişikliğinin etkileri olay örgüsüne dahi ediliyor. Belirgin bir anlatıcının olmadığı kitap iki kişinin (Amanda ve bir ses şeklinde varlığını hissettiğimiz nehirden zehirlenen çocuk) diyaloğu şeklinde geçiyor. Ve siz kitapta ilerlerken “Bu Amanda ana, olmasın mı acep toprak ana?” diye sorulara başlıyorsunuz. Kurtarma mesafesinde olan ve bir noktada kurtarılamayacak olan doğa mı? Yazarın çevreci duruşu bu yorumu güçlendiriyor. Ben daha fazla anlatmayayım, Man Booker Ödülü kısa listesine giren bu kitabı okuma
2023 Okuma Raporları
Kurtarma MesafesiSamanta Schweblin · Can Yayınları · 20211,989 okunma
Reklam
Köşe yazısından...
Puan vermedi·223 syf.··
2022 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2022 22:29
Evrim süreçleriyle ilgili İslam dünyasında çokseslilik mevcut. Bu çokseslilik aynı zamanda bilimle ters düşen kaotik bir durum oluşturmakta. Bilim ve Evrim konularını İslami açıdan değerlendirmeye çalışan fakat bir türlü beceremeyen birçok yazarla tanıştık maalesef ki. Durumun özellikle Türk-İslam kanadında ise neredeyse yok denilecek kadar az sayıda eser ve fikir mevcut. Fakat kıymetli Arda Karani Bey bu konuyu bilimsel bir dille, son zamanlarda okuduğum en açıklayıcı Evrim/Din konusunu eserinde kaleme almış. Medeniyetimiz için çıkmaz bir yol olan evrimi hem ilahiyatçı hem de felsefeci olarak açıklayışı ve bu kadar sade bir dille anlatışı bizler için büyük bir şans diyebilirim. Nitekim tarafgirliğimiz bizleri ya bilimden yana sürükleyip ateist, deist, agnostik yapmakta yahut dindar, dini-dar yaparak gözlerimizi dünyaya yani bilime tamamen kapatmaktadır. Oysa din ile bilim ilişkilerini tıpkı iki elin birbirini sıkması, kavuşması gibi anlama fenomenine sahip olmalıyız. Kitabın muhtevasına geçmeden evvel benim evrim konusundaki düşüncelerime yeni bir bakış açısı kazandırarak, kendi deyimiyle güncelleyen kıymetli yazara bir defa da sizler huzurunda teşekkür etmek istiyor ve bu eserin tüm kütüphanelerde yer almasını temenni ediyorum. Nitekim bilim, dinimizle alakasız bir konu olmamakla birlikte aynı zamanda metafizik alanına sahip olmasıyla sebebiyle ayrılık da gösterir. Bu birlikteliği ve ayrılığı anlatabilmek için de İlahiyat, Felsefe ve Metodoloji alanlarında iyi çalışmak gerekiyor. Gayret iltifata tabidir, müşterisiz mal da zayidir, der atalarımız. Yazarımızın yedinci eseri olan Sapiens Mi? Adem mi? isimli kitabı Mavi Nefes yayınlarından 224 sayfa olarak karşılıyor bizi. Yedinci eser olan kitap karşımıza yedi bölüm olarak çıkıyor. İlk üç bölümünde din içerisindeki
Hu-Man Sapiens mi, Adem mi?Arda Karani · Mavi Nefes · 202230 okunma
her çıkışın bir inişi!
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2021 80. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2021 22:13
“Ve Hasan Hüseyin, Kızılırmak adlı yapıtından ötürü, «komünizm propagandası yapmak» suçuy­la, 142. maddeye göre tutuklandı: 30 Ocak 1967. Ertesi günkü gazetelerden bazıları başlık çektiler: «Kızılırmak dondu!» Kızılırmak gerçekten don­muştu. Oysa çağıl çağıl akıyordu beriki Kızılır­mak, kızara köpüre akıyordu. Ve alacakaranlıkta bir çift angıt, öylece duruyordu oralarda.” (Kızılırmak kitabından bir parça) Sol ezilmiştir, sağ ezmiştir. sol direnmiştir, sağ bastırmıştır, sol kolunu kaybetmiştir, sağ tazminat bile vermemiştir. sol alınterini alamamıştır, sağ alınteri dökmemiştir. sol hastalanmıştır, sağ 7/24 doktoru ayağına getirmiştir. sol hapis yatmıştır, sağ yargılamıştır. sol odasında donmuştur, sağ sıcak odasında yatağındadır. Ya da şöyle mi desek: herkes hastalanmıştır, donmuştur, alınteri dökmüştür... fakat bunlara sahip çıkan soldur, solculardır. Sağcılar kendilerinin ezildiğinin farkında olmazlar, yine de solcular, halkı için (içinde Türkçüsü, Kürtçüsü, dincisi de dahil) ölümü göze almıştır. Sağın tek bildiği ayrımcılıktır, ezmektir! Sağ düşünmez, düşünene mani olur. Bugünden geçmişe bir bakın... Tarihimiz büyük sanatçılarla, eylem adamlarıyla dolu. Nâzım, Hasan Hüseyin, Can Yücel, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Deniz Gezmiş, Harun Karadeniz, Sinan Cemgil... Bunca isim arasından hapis yatmamış birini gösterebilir misiniz? Halkı için mücadele ederken acı çekmemiş birini gösterebilir misiniz? Biri on yıllarca hapiste yatar, öbürü memleket hasretinden yanar tutuşur, bir öbürünün daha 25 yaşındayken boynuna ip geçirilir... "Solun bu kadar yattığı hapisler yetmedi mi, daha ne kadar yatmalı bu insanlar!" diye isyan etmemeli mi? Bugün bile hâlâ solcular hapislerde yatmıyor mu, kaçırılıp işkenceye uğramıyorlar mı?.. Hafızamız pek bir zayıf
Şiir
Koçero Vatan ŞiiriHasan Hüseyin Korkmazgil · Bilgi Yayınevi · 1998188 okunma
9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2013 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2013 00:00
İç Savaş, Marvel’in 616 ana evrenindeki Gizli Savaş ile başlattığı çizelge içerisindeki en büyük mihenk taşlarından birisi. Ne olduğu belirsiz bir takım maskeli kahramanın, ne olduğu belirsiz kötücül maskeli kahramanlar ile bir gösteri uğruna kapışırken meydana gelen bir patlama sonucunda yüzlerce insan can veriyor ve bu bardağı taşıran son damla oluyor. Hükümetin devreye soktuğu yasa ile kahramanlar kimliklerini açıklamak zorunda kalıyor, Steve Rogers buna karşı çıkıyor ve ona katılan dostları ile yer altına kaçıyor. Böylece İron Man ile aralarında bir savaş başlıyor. Ben kitap boyunca #teamcap idim. Çünkü kahramanlar, sistemin içinde bir piyon değil, sistemi kontrol edip hataları düzelten insanlar olmalıdır. Her kahraman bir kimlik değil bir simgedir ve buna en büyük örnek Spider-Man’dir. Bu yüzden Captain’ın tarafındaydım hikaye boyunca. Bütün cilt boyunca ip üstünde okuyorsunuz. Çünkü zamanında el üstünde tutulan kahramanların düştükleri hali gördükçe insan, ister istemez bir yürek burukluğu yaşıyor. Aksiyon kitap boyunca eksik olmuyor. İki taraf da savaş ilerledikçe hırsın kölesi olup yanlış kararlar alıyor. Siz alınan bu kararları okudukça da olduğunuz tarafı sorguluyorsunuz. Belki taraf değiştiriyorsunuz. Çünkü Tony’nin yaptıklarını fazlasıyla yanlış buluyorum. Eski bir Iron Man sever olarak. Spider-Man’e üzüldüm kitap boyunca. Zaten bu cildin öncesinde ve sonrasında başına gelmemiş iş yok. Bir de burada yaşadığı onca illet içinde hala maskesiyle kahraman olmaya devam etmesi, bana neden Spider-Man’e hayran olduğumu tekrar ve tekrar hatırlattı. Bir puan kırmamın tek nedeni ise, sonu oldu. Sonu çok yanlış alınmış bir karardı.
İç SavaşMark Millar · Marmara Çizgi Yayınları · 2016391 okunma