Dinin Özgür Düşünceyi Yasakladığı Söylemi
Tefekkür, akletme ve yargılama melekelerine sahip bir şekilde dünyaya gelen insan, hayatının sadece maddî âlemle sınırlı olmadığını düşünmüş, yaşamını anlamlı kılmak adına bunun ötesine geçerek, başka bir varlık düzleminin olduğunu kabul etmiştir. İnsanın fıtratı da aslında bunu gerektirir. Tanrı, insana akıl melekesini vererek onu muhatap almış ve imanı emredip küfrü yasaklamıştır. Böylelikle insanlar, kendilerine verilen akılları sayesinde Tanrı'nın varlığını birliğini onaylamıştır ki, işte bu onların imanıdır.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Din
Acıyla başa çıkmak ip üstünde yürümek gibi. Düşersen seni tutacak insanlar varken çok daha kolay ve sana dengeni kaybettiren kötü etkiler varken çok daha zor.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zira sabır da bir nimettir ve her nimet gibi o da sınırsızca değil, miktarınca verilir. İnsan sabır kuvvetini gereksiz işlere dağıtır, şimdi ihtiyacı olan sabrı geçmişe ve geleceğe pay eder. Kaderindeki bütün musibetlere tahammül edebileceği güç ona verilmişken, bu gücü israfedip,dayanıksız bir biçimde musibetlerin karşısına çıkar. Oysa çeki­ len en büyük acıların, yaşanılan vakte düşen miktarı, hiçbir za­ man tahammülün üzerinde değildir. Bir ayette, "Allah, kimseye kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez" buyrulmuştur. (Bakara, 286) Belanın şiddeti, musibetin büyüklüğüyle değil sabrın yeterliliğiyle ölçülür. Konfüçyüs, "Kuyu derin değil, ip kısa" derken bunu kastediyor olmalıdır.
Hâris b.Nu'mân'ın gözleri görmüyordu.Bunun için namaz kıldığı hücrede kapıya kadar uzanan bir ip germişti.Herhangi bir dilenci geldiği zaman kalkıp vermek istediği şeyi sepetten çıkardıktan sonra ipi tuta tuta kapıya varır ve kendi eliyle o şeyi dilenciye verirdi.Çocukları ona, "Sen niçin yoruluyorsun? Senin yerine bu işi biz yapabiliriz" derlerdi.O da, "Hz.Peygamber'den (sav), 'Kişinin kendi eliyle fakirlere vermesi,onu kötü durumlara düşmekten korur ve kötü ölümle ölmekten bertaraf eder' diye buyurduğunu işittim" derdi.
Taberani,Heysemi·Kitabı okudu
Oysa çeki­len en büyük acıların, yaşanılan vakte düşen miktarı, hiçbir za­ man tahammülün üzerinde değildir. Bir ayette, "Allah, kimseye kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez" buyrulmuştur. (Bakara, 286) Belanın şiddeti, musibetin büyüklüğüyle değil sabrın yeterliliğiyle ölçülür. Konfüçyüs, "Kuyu derin değil, ip kısa" derken bunu kastediyor olmalıdır.
Lokman Hekim zamanında, bir suçluyu yer altı hapsi­ ne mahkûm ederler. Durumuna dayanamayan mahkuma Lokman Hekim'i götürürler. Lokman Hekim hükümlünün bulunduğu zin­ dana gider. Ölüm halinde bulunan mahkûmun önüne her gün bir tane haşlanmış koyun kellesi asılmasını söyler. Bir ay sonra Lok­ man Hekim tekrar hükümlünün bulunduğu kuyu önüne gelerek hastanın durumunu gözden geçirir. Kuyuya bu anda bir ip sarkıtı­ lır. Hükümlünün bu ipten tutunarak dışarı çıkması söylenir. îpten tutmaya çalışan mahkumun gücünün olmadığı görülür. Lokman Hekim, fazla miktarda pamuk getirmelerini söyler. Hemen pamuk getirilir. Hükümlünün sağına ve soluna pamuk doldurulur. Bu iş­ lem devamlı tekrarlanarak mahkum kuyudan çıkarılır. Pişirilmiş koyun kellesi kırk gün daha hükümlünün önüne asılır. Kırk gün sonra hükümlü ayağa kalkar. Bundan sonra, koyun kellelerinin bir çok derde deva olduğu söylenir.
Kitap Alıntısı