İrem Özata

İrem Özata
@irem0zata
Düşünmek
Düşünmek dediğimiz şey nedir ki? Daha o zaman bile düşüncelerin kafamıza bazen kelimelerle bazen de resimlerle geldiğini anlamıştım. Bazen bir fikri kelimelerle düşünmezdim bile.. Ama o şeyin resmi, mesela bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken nasıl koştuğum ve hissettiğim gözümün önünde hemen beliriverirdi. Bazen de bir şeyi kelimelerle düşünebilirdim ama gözümün önüne onu bir resim olarak asla getiremezdim: Siyah ışık gibi, annemin ölümü gibi ya da sonsuzluk gibi.
Sayfa 10 - Cem·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İstanbul
“İstanbul sadece âbide ve âbidemsi eserlerin bol olduğu şehir değildir. Şehrin tabiatı bu eserlerin görünmesine ayrıca yardım eder. İstanbul her süsün, her kumaşın, kendisine yaraştığı, ayrı ayrı hususiyetlerini açtığı o cömert yaratılışlı güzellere benzer. Yedi tepe, iki, hatta Haliç'le üç deniz, bir yığın perspektiv imkânı ve nihayet daima lodosla poyraz arasında kalmasından gelen bir yığın ışık oyunu bu eserleri her an birbirinden çok başka, çok degisik sekillerde karşımıza çıkartır.” O halde İstanbul’u Yahya Kemal’in: “Baktım konuşurken daha bir kerre güzeldin” mısrasıyla övdüğü güzel gibi övelim!
Sayfa 133·Kitabı okudu
Ziyaret ettiği kimselere çok candan davranır, çocuklarıyla beraber onlar iyilik ve güzel ahlak ile kuşatırdı. Enes (ra) şöyle anlatyor: İnsanların en güzel ahlaklısı Resulullah (sav)’ di; O bizimle iç içe olur, beraber oturup kalkardı. Benim üç yaşlarında, Ebu Umeyr diye anılan bir kardeşim vardı, Allah’ın elçisi bizi ziyaret ettiğinde kardeşimle şakalaşır ve onunla gülüşürlerdi. Bir gün yine bizi ziyaret ettiğinde kardeşimin üzgün olduğunu gördü. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "Ey Ümmi Süleym! Oğlun Ebu Umeyr neden cansız ve üzgün?" diye sordu. Annesi, "Ey Allah’ın Rasulü, beraber oynadığı küçük kuşu öldü" diye cevap verince Rasulullah yavrucuğa doğru yöneldi, başını okşayıp "Ey Ebu Umeyr, minik kuş ne yaptı? Ebu Umeyr, minik kuş ne yaptı?” diye sordu. Mahmud bin Rebi (ra) şöyle dedi: "Ben beş yaşındayken Allah Resulu (sav) in, evimizdeki kuyudan çekilen kovadan ağzına su alp yüzüme püskürttüğünü gördüm." Mahmûd un hafizasinin derinliklerine kazınan şu sıcakkanlı oyuna bir bak. Allah Resûlü (sav) in o kadar dert arasında ölen kuşunu sorarak bir çocuğun derdiyle ilgilenmesi, diğer bir yavrucakla şakalaşarak yüzüne su püskürtmesi ne kadar da dikkat çekici. Bir hayal et; o yavrucaklar, Resûlullah (sav) 'in zatinda nasıl bir sıcaklık hissediyorlardı ve çocukların Nebi (sav) ile böyle içli dışlı gören sahabeler kim bilir ne kadar hoş duygularla doluyorlardı.
Sayfa 53·Kitabı okudu
“Tüm sürü için istedigi, tüm sürüye mal etmeyi arzu- ladığı her şeyi ne yazık ki yalnızca kendisi için elde ede- bilmişti. Uçmayı öğrenmişti ve bunun için ödediği bedel onu hiç üzmüyordu. Marti Jonathan bezginligin, korku- nun ve öfkenin bir martının ömrünü kısalttığını, bunlar zihninden uzaklaştırdığında ise hoş ve uzun bir yaşam sürebilecegini de fark etmişti.” "Bir kanat ucunuzdan diğerine kadar tüm bedeniniz, düsündüklerinizden başka bir sey değil," diyecekti. "Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtu- lun, bedenlerinizin zincirlerini kırın…”
Sayfa 91·Kitabı okudu