O geceden arkadaşlarımdan hiçbirine söz etmedim ; içimin bir zamanlar ne kadar ölü olduğunu asla bilmediler , şimdi nasıl çiçek açtığımı da asla anlayamayacaklar .
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık . Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar .
Çünkü kendi gençliğimi bile yeterince sevmiyordum. Duygusal donukluğum kendime karşı da geçerliydi. İçimdeki bu kıpırtısızlıkla hayatım giderek tekdüzeleşti, uğraşlarımın ve olayların çeşitliliğine rağmen günler öne çıkan bir şey olmadan peş peşe diziliyor , bir ağacın yaprakları gibi yeşeriyor ve sararıp gidiyorlardı.