9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 01:03
“Bülbüller sadece bizi keyiflendirmek için öterler .İnsanların bahçelerini didiklemez, mısır ambarlarına yuva yapmazlar.Kalplerini bize açıp şarkı söylemekten başka hiçbir şey yapmaz onlar…İşte, bu yüzden bir bülbülü öldürmek günahtır.” Bazı insanlar da bu bülbüller gibidir. Kitabın ana fikrini veren bir alıntıdır bence. Masum insanların toplumda yanlış algılanması, adaletsizlik, ırkçılık, vicdansızlık, önyargı ve bu olumsuzluklarla beraber dürüstlük, “Doğru ebeveyn nasıl olur? İyi insan nasıl olunur?” sorusunun cevabını buluyoruz okurken. Masum ve iyi insanlar toplum tarafından bazen yanlış tanınabiliyor; gerçek adalet ve insanlıksa önyargıların ötesine geçebilmekte saklıdır. Kitabın başında macera, gerilim ve polisiye okuyor gibi hissettim bir anda duygusal bir ortam oluştu.Okuma boyunca sorgulama ve merak mevcuttu. Bittiğinde de sorgulama, öfke, hüzün mevcuttu bende. Gerçekten etkilendiğim bir kitap oldu.Bir çocuğun gözünden okumanın bakış açısına farklı etki ettiğini düşünüyorum ve böyle olmasını çok beğendim. Doğru olanı yapmak kazanacağından emin olduğunuzda değil; kaybetme ihtimaline karşın vazgeçemediğinizde anlam kazanıyor. Ve başkaları sizi görmediği zamanlarda da doğru olanı yapıyorsanız gerçek karakter sahibisinizdir! Tavsiyedir Kitapla ve sevgiyle kalınız:)
1000Kitap
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,8bin okunma
Siyah Deri Beyaz Maskeler Üzerine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 49. kitabı
Siyah Deri Beyaz Maskeler, insanın kendi bedenine yabancılaştırılmasının kitabı. Irkçılığı yalnızca dışarıdan gelen bir aşağılama olarak değil, insanın içine yerleşen, dilini, arzusunu, aynaya bakışını, aşkını ve kendilik duygusunu bozan bir düzen olarak ele alıyor. Bu yüzden metin, sömürgeciliği sadece toprakların işgaliyle açıklamaz; asıl işgalin insanın zihninde, teninde ve sesinde başladığını gösterir. Kitapta dil meselesi merkezi bir yerde duruyor. Zenci ve Dil bölümünde, sömürgeleştirilmiş insanın Beyaz dünyanın diline yaklaşarak kendisini kabul ettirmeye çalışması anlatılır. Dil burada yalnızca konuşma biçimi değil, insan sayılma iznidir. Kendi diliyle konuştuğunda aşağılanan, Beyazın dilini iyi konuştuğunda ise taklitçi görülen insan, daha en baştan çıkışı olmayan bir koridora yerleştirilmiştir. Siyah Kadın-Beyaz Erkek ve Siyah Erkek-Beyaz Kadın bölümleri, aşkın bile sömürge düzeninden bütünüyle bağımsız kalamadığını gösterir. Mayotte Capécia, René Maran ve Jean Veneuse üzerinden kurulan çözümlemelerde arzu, yalnızca kişisel bir duygu olmaktan çıkar; kabul edilme, yükselme, beyazlığa yaklaşma ve eksik bırakılmış benliği onarma isteğiyle birleşir. Bu bakımdan kitap rahatsız edicidir, çünkü en mahrem görünen yerde bile tarihin soğuk elini gösterir. Octave Mannoni ile hesaplaşma ise metnin en önemli damarlarından biridir. “Bağımlılık kompleksi” düşüncesine karşı yazar, aşağılık duygusunun sömürgeleştirilmiş insanın doğasında bulunmadığını, tarihsel ve ekonomik şiddet tarafından üretildiğini söyler. Böylece suç bireyin içine değil, onu o hale getiren yapıya çevrilir. Bu nokta kitabın gücünü artırır; psikoloji, kişisel zayıflıkların dar odasından çıkar, tarih, ekonomi, okul, devlet, dil ve gündelik aşağılama ile birlikte düşünülür. Kitap boyunca
1000Kitap
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·288 syf.··
2026 104. kitabı
1983 yılında Pulitzer Ödülü kazanan bu roman, yıllar geçmesine rağmen gücünden hiçbir şey kaybetmemiş bence. Alice Walker’ın yarattığı dünya hem çok acımasız hem de umut dolu. Bu yüzden okurken birçok kez kalbim kırıldı ama aynı zamanda karakterlerin gücüne hayran kaldım. Hikâyenin merkezindeki Celie, uzun yıllar boyunca şiddete, çocuk yaşta tac*ze, baskıya ve değersizlik hissine maruz kalan bir kadın. Onun sessizliğinin zamanla bir sese dönüşmesini, kendi değerini keşfetmesini okumak gerçekten çok etkileyiciydi. Celie’nin yolculuğu sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, aynı zamanda yeniden doğuş hikâyesi gibi geldi bana. Nettie, Shug Avery ve Sofia ise kitabın unutulmaz karakterleri arasında kesinlikle. Her biri farklı şekillerde güçlüydü. Özellikle kadınların birbirine tutunması, birbirlerine güç vermesi kitabın en sevdiğim taraflarından biri oldu. Kitap çok ağır konulara değinse de içinde inanılmaz bir dayanışma ve umut hissi var. Irkçılık, cinsiyet eşitsizliği, aile içi şiddet gibi konuları anlatırken karakterlerini asla sadece acılarından ibaret göstermiyor. Bu yüzden hepsi bana çok gerçek geldi. Kitap 1985 yılında “The Color Purple” adıyla sinemaya uyarlanmış, daha sonra ise 2023 yılında yeni bir uyarlamayla yeniden beyazperdeye taşınmış. Böyle güçlü bir hikâyenin farklı nesillere ulaşmaya devam etmesi çok anlamlı geliyor bana mutlaka izleyeceğim. Yazarın dili ise oldukça sade ama etkisi çok büyük. Bazı bölümlerde öyle cümleler vardı ki uzun uzun anlatmadan insanın içine dokunmayı başarıyor.
Renklerden MoruAlice Walker · Doğan Yayınları · 20191,079 okunma
Kimlik arayışı ve dönüşüm yolculuğu
Puan vermedi·600 syf.··
2026 1. kitabı
Malcolm x adına yazılan eser sadece bir insanın hayat hikayesini anlatan bir eser değil, aynı zamanda 20. Yüzyıl Amerikasında ırkçılık kimlik arayışı ve yaşanan toplumsal değişimin ve dönüşümün en belirleyici ve güçlü tanıklığıdır. Malcolm x'in çocukluğunun suç ile iç içe geçmesi, hapishanede yaşanan değişim ve daha sonraları siyahi hakları mücadelesinin en etkin ve aktif isimlerindendir. Eserin en etkileyici tarafı Malcolm x'in yaşadığı içsel dönüşümü samimiyetle dile getirmesidir. Sadece bir başarı değil bu başarı yolunda yaşadığı içsel değişimleri; hatalarına çelişkilerine içsel sorgulamalarını bizlere gösteriyor. Bunda hiç kuşkusuz Alex haleyinde anlatımı çok etkilidir. Hem bilgilendirici hemde sürükleyici okuyucuyu yormayan sıkmayan bir anlatım sergilenmiştir. Bu bağlamda sadece bir otobiyografik eser değil aynı zamanda bir insanın kendi kendisini inşa etmesi ve bu gücü herkese aktarmayı başarmasıdır asıl olan. Tarih insan hakları savunuculuğu yahut kişisel gelişim açısından okunmaya değer okunması gereken kıymetli bir eser.
Malcolm XAlex Haley · İnsan Yayınları · 20023,253 okunma
Başkasının Bakışından Özgürlüğe
Puan vermedi·280 syf.··
2026 79. kitabı
“Ben, benden başkası değilim, bu doğru.” (s. 251) Kitaba başlarken karşıma çıkacak temel meselenin yalnızca ırkçılık olacağını düşünmüştüm. Kitaba dair inceleme yazma kararını verme sebebim ırkçılık ya da özgürlük meselesi olmadı. Bunlar elbette başka metinlerde de karşımıza çıkan, üzerine çokça düşünülen konular. Bu kitapta benim asıl ilgimi çeken yer, benliğin nerede ve nasıl kurulduğu sorusuna etkili bir örnek sunmasıydı. İnsanın kendisini yalnızca kendi içinden değil dışarıdaki gözün, bakışın ve başkalarının onu görme biçimlerinin içinden de kurması… Frantz Fanon'un bu kitabını okurken en çok bu konuya odaklandığımı fark ettim. Kitap ırkçılığın ne olduğuna dair ayrıntılar sunarken insanın başkasının bakışı altında nasıl değiştiğini de nitelikli bir biçimde gösterebiliyor. İnsan kendini yalnızca kendi gözleriyle görebilir mi yoksa başkalarının ona yönelttiği bakışlar da bu noktada belirleyici mi olur? Fanon'un anlatısına bakınca siyah insan dünyaya yalnızca bir insan olarak çıkamıyor. Daha baştan bir bakışla, bir adlandırmayla, bir yükle karşı karşıya kalıyor. Siyah insan sadece dışarıdan gelen bir ayrımcılıkla karşılaşmıyor. Bundan daha fazlası onun yaşadığı. Henüz kendini kuramamışken başkalarının onun hakkında kurduğu bir imgenin içine doğuyor. Önce kendi olup daha sonra yargılanmıyor. Daha kendisini bile tam olarak tanımamışken başkalarının gözünde belirlenmiş bir kimlikle karşı karşıya kalıyor. Fanon bu noktada Georg Wilhelm Friedrich Hegel’e başvuruyor haliyle: “Öz-bilinç kendinde ve kendi-için olmaktır; bunun içindir ki öz-bilinç ya da kendi-bilincinde-olmak, başka bir öz-bilinç için kendinde ve kendisi için olmak demektir aynı zamanda. Bu da öz-bilincin ancak tanınmak ve bilinmekle gerçekleşebileceği anlamına gelir.” (s. 257) İnsan var olmak isterken hem de birileri tarafından
Felsefe
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 20:59
Fil Saati, Tuğba Sarıünal 192 sayfa, Destek Yayınları Elinizden düşüremeyeceğiniz bir kitapla daha geldim. Bulmaca çözer gibi okuyacağınız, kainatla ilgili derin suallere yanıtlar aradığınız, zamanın içinde belki de kaybolacağınız bir roman Fil Saati. Akıcı bir üsluba sahip, sürükleyici bir kurgu içeriyor kitap. Yazarın daha önce Çarpışma isminde bir kitabını daha okuyup onu da çöp beğenmiştim. Bu da okumaktan büyük keyif aldığım kitaplardan birisi oldu benim için. Büyük merak uyandıracak konusuna da gelecek olursak şu şekilde; Yetiştirme yurduna verilen sekiz yaşındaki Eren’in annesi ve babası bir kaçaktır. Ülkede terör kapsamına girecek bir suçtan aranmaktadır. Annesi ile babası, Eren’e her an ulaşabilir düşüncesiyle de Eren polisler tarafından hep göz hapsindedir. Okula giderken, yurda geri dönerken, yemek yerken, gezilere götürüldüğünde vs. Bir gün yurda geri döndüğünde panayıra götürülür çocuklar. Panayırda kendisiyle iletişim kurmaya çalışan bir palyaço olur. Polisler bu durumdan işkillenir ve peşine düşerler adamın. Adam kaçar ve kaçarken de vurulur. Vurulduktan sonra denize atar kendini ve bir daha da izine rastlayamaz polisler. Adamdan geriye kalan kan izlerinin DNA incelemesi sonucunda çok ilginç bir detay çıkar ortaya. Sekiz yaşındaki Eren ile vurulup kayıplara karışan adamın DNA örnekleri birebir aynıdır. Yani adam sekiz yaşındaki Eren’in bizzat kendisidir sonuca göre. Artık herkesin beyni yanmak üzeredir ve olay da bir Arap saçına dönmüştür. Bakın konusu itibariyle bile oldukça ilgi çekici bir kitap. Bulmaca çözer gibi adım adım yaklaşıyorsunuz ve elinizden bırakamıyorsunuz kitabı. Macera, merak duygusu, cinayet çözümlemesi gibi konuları seviyorsanız keyifle okuyacağınız bir roman. Benden size gönülden tavsiye olsun. İyi okumalar #alıntı “Dervişin
Edebiyat
Fil SaatiTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20202,019 okunma