Ama gerçek,acıma duygusundan üstündür.Kaldı ki,ben burada kendimi değil,sıradan Rus insanının o gün bugündür yaşamakta olsuğu boğucu, kahredici, ürpertici, çevreden edindiğim izlenimleri anlatıyorum.
[syf.15]
......
-Merhaba,dürüst dünya, sonsuza dek hep böyle kal!-derdi.-Canım Lekseyim,minik kuşum benim,sonunda sakin bir yaşama kavuştuk.Her şey böyle yolunda girdiği için şükürler olsun sana Meryem Anamız!
[syf.78]
......
"Korpil" in de demek olduğunu bilmiyordum, am fazla umrumda da değildi ne anlama geldiği, çünkü taktıkları bu ad bana hiç dokunmuyordu; benim hoşuma giden, o kadar çocuğa tek başıma karşı koymaktı.Fırlattığın bir taşın yerini bulduğunu ve düşmanın kaçarak çalıların ardına gizlenmek zorunda kaldığını görmek, güzeldi.Bu savaşlarda kimsenin bir yerine bir şey olmaz,kimse kimseye kin,nefret duymazdı.
[syf.85]
......
Bonapart'ın kim olduğunu sorduğumda dedemin verdiği yanıt bugün gibi aklımda:
-Gözüpek,atılgan bir adamdı, savaşıp tüm dünyayı ele geçirmek istedi; böylece güya herkes eşit yaşayacaktı; ne bey olacaktı ne memur...sınıfsız bir yaşam!Bir tek adlarımız başka başka olacaktı, ama hak dedin mi, herkes aynı haklara sahip olacaktı.Ve tek bir din olacaktı.Olacak şey değildi elbette...Saçmalık!Bir tek yengeçlerin hepsi aynıdır!Ama balıklar öyle mi?Hiçbiri birbirine benzemez!Ne mersinbalığı yayına yoldaş olur, ne de çokça balığı ringaya arkadaş...Bu Bonapart'lardan bizde de vardı bir zamanlar: Razin Stepan Timofeyev,Pugaç Yemelyan İvanov...daha sonra anlatırım sana bunları...
[syf.91]
......
Tanrı'nın ne denli karşı konulmaz bir güce sahip olduğunu anlatırken dedem sürekli onun acımsızlığını öne çıkarırdı:İnsanlar günah işlemişlerdi -Tanrı onları tufanda boğmuştu; yine günah işlemişlerdi- diri diri ateşe yakmış, kentlerini başlarına yıkmış,