İshak Üzgün

Yakın Tarihimizde Seçimler
Herkes tarih ve sistem kendine göre yorumlanınca alkış tutar.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
1950'ler Değişen Türkiye
1953 yılı ilkbaharı olmalı,ailece Ankara'ya çok yakın bir köye gitmiştik, etraf yollar köylülerle doluydu; bugün bile hatırlıyorum, Türkiye fakirdi; kavruk,yırtık pırrık yığınlar, onların fotoğrafını bugünkü torunları görseler zoe inanırlar.Hepsi Menderes'e hayran ve medyun-u şükrandı; baibakan ise köylüleri ağlayarak selamlıyordu...Fakirlikleri ona dokunmuştu.Hiç şüphe yok ki o da herkes gibi bu ülkey seviyordu, şartların yardımı ve yaptıklarıyla iki-üç yıl içinde bu halk da onu sevmişti.Ama 1957'de İstanbul'da Vezneciler'de,Şehzadebaşı'nda eksi konaklar yıkılıp,içindeki kiracı İstanbullular sağa sola dağılınca ağlayan çok olmuştu; ben bile o güzellikler ve içindeki güzel insanlar gitti diye hüzünlenmiştim.İyi niyet yetmiyor;bilgi ve haddeden geçmiş bir zarafet (raffinement) de lazım, tarih bilmek lazım, coğrafya bilgisi lazım... Türkiye'nin değişimi hiç de öylr kolay olmadı.1950-60 arası çok ilginç ve az düşünülen bir dönemdir. [syf.127]
"Şey," dedi, "neden adam karısını öldürdü? Daha doğrusu, gözyaşı dökmek için illa da üzülmesi mi gerekiyordu? Soğan koklasa olmaz mıydı?" Donup kalmıştım.Bu kadar basit bir şeyi neden akıl edememiştim?Dudaklarım kıpırdadı, ama hiç ses çıkmadı.Aynı gece,hem yazmanın temel hedeflerinden birini, ironiyi öğrenmiştim, hem de en büyük tuzaklardan birini: tutarsızlık.Üstelik Hasan'dan.Yaşamı boyunca tek bir sözcüğü bile okuyamamış,yazamamış Hasan'dan.Soğuk ve karanlık bir ses ansızın kulağıma fısıladı: Bu cahil Hazara'ya mı soracağız? O ne bilirmiş? Altı üstü bir hizmetçi.Ne cüretle seni eleştiriyor? "Eh" diye başladım ama cümlemi bitiremedim Çünkü aynı anda Afganistan,bir daha dönüşü olmayan bir biçimde değişti. [syf.35] ..... "Lütfen bizi rahat bırak,Ağa," dedi Hasan,düz bir sesle.Assef'e 'Ağa' demişti;kısacık bir an,toplumsal sıralamadaki yerini beynine böylesine kazıyarak, onu bir an olsun aklından çıkarmayacak biçimde özümseyerek yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak ettim. [syf.43] ...... Kış,Kâbil'deki her çocuğun en sevdiği mevsimdi; en azından babası iyi cins bir soba alabilen çocukların. [syf.49] ..... "Yanıldığını söyle.Savaş onuru ortadan kaldırmaz.Tam tersine, barış zamanından çok daha fazla onur gerektirir." [syf.118] ..... "Allah hepimizi kurtaracak.Neden ona yakarmıyorsun?" Baba burnuna bir tutam enfiye çekti.Bacaklarını uzattı."Bizi kurtacak olan,sekiz silindirle bir karbürator," dedi.Bu diğerlerinin Allah konusuna bir daha hiç değinmemelerine yetti. [syf.123] ...... Tek kelime etmiyoruz;söyleyecek sözümüz olmadığımdan değil, gerekmediğinden -birbirinin dünyadaki ilk anısı olan, aynı memeden süt emen kişilerin konuşmaya ihtiyacı yoktur. [syf.125] ...... Bir sonraki anımsadığım şey, mazot tankerindeno çıkarken gün doğumunun gözlerimi

İshak Üzgün

, bir kitap okudu
10/10
·375 syf.·
34 saatte okudu
·
2020 33. kitabı
Khaled Hosseini
9.2/10 · 192,4bin okunma
Ama gerçek,acıma duygusundan üstündür.Kaldı ki,ben burada kendimi değil,sıradan Rus insanının o gün bugündür yaşamakta olsuğu boğucu, kahredici, ürpertici, çevreden edindiğim izlenimleri anlatıyorum. [syf.15] ...... -Merhaba,dürüst dünya, sonsuza dek hep böyle kal!-derdi.-Canım Lekseyim,minik kuşum benim,sonunda sakin bir yaşama kavuştuk.Her şey böyle yolunda girdiği için şükürler olsun sana Meryem Anamız! [syf.78] ...... "Korpil" in de demek olduğunu bilmiyordum, am fazla umrumda da değildi ne anlama geldiği, çünkü taktıkları bu ad bana hiç dokunmuyordu; benim hoşuma giden, o kadar çocuğa tek başıma karşı koymaktı.Fırlattığın bir taşın yerini bulduğunu ve düşmanın kaçarak çalıların ardına gizlenmek zorunda kaldığını görmek, güzeldi.Bu savaşlarda kimsenin bir yerine bir şey olmaz,kimse kimseye kin,nefret duymazdı. [syf.85] ...... Bonapart'ın kim olduğunu sorduğumda dedemin verdiği yanıt bugün gibi aklımda: -Gözüpek,atılgan bir adamdı, savaşıp tüm dünyayı ele geçirmek istedi; böylece güya herkes eşit yaşayacaktı; ne bey olacaktı ne memur...sınıfsız bir yaşam!Bir tek adlarımız başka başka olacaktı, ama hak dedin mi, herkes aynı haklara sahip olacaktı.Ve tek bir din olacaktı.Olacak şey değildi elbette...Saçmalık!Bir tek yengeçlerin hepsi aynıdır!Ama balıklar öyle mi?Hiçbiri birbirine benzemez!Ne mersinbalığı yayına yoldaş olur, ne de çokça balığı ringaya arkadaş...Bu Bonapart'lardan bizde de vardı bir zamanlar: Razin Stepan Timofeyev,Pugaç Yemelyan İvanov...daha sonra anlatırım sana bunları... [syf.91] ...... Tanrı'nın ne denli karşı konulmaz bir güce sahip olduğunu anlatırken dedem sürekli onun acımsızlığını öne çıkarırdı:İnsanlar günah işlemişlerdi -Tanrı onları tufanda boğmuştu; yine günah işlemişlerdi- diri diri ateşe yakmış, kentlerini başlarına yıkmış,