" Özgürlüğün, ahlâkî ve politik yaşamıyla Felsefe, sanat ve vicdan ile donatarak Sana geri getireceğim. " Ş. Îskan Amed
Salarları, Yugurları ve Hunan Uygurlarını Türkiye'ye yerleştirmek... Uzun zamandır aklımda olan bir proje bu. Çin Türkmenleri olarak bilinen Salarlar, Anadoluyu Türkleştirirken en çok katkıyı yapan Türk boylarından biri. Öyle ki Anadolu'da kurulan Karamanoğulları Beyliği ve Kadı Burhaneddin Devleti gibi yapılar Salur boyundan gelen Türkmenler tarafından kurulmuştur. Günümüzde yoğun olarak Çin’in batısındaki Qinghai (Çinghay) eyaletine bağlı Xunhua (Şunhua) Salar Özerk İlçesi ile Kansu (Qansu) eyaletinde yaşamaktalar. 14. yüzyılda Semerkant civarından Kalmuk-Oyrat (Moğol) saldırılarından korunmak için doğuya doğru ilerleyerek bugünkü Çin topraklarına yerleştikleri düşünülüyor. Konuştukları dil, çevresindeki Çince ve Tibetçe dillerinden yoğun şekilde kelime almış olsa da temel dil bilgisi ve kelime kökeni bakımından Oğuz grubu (Türkmen Türkçesi ve Türkiye Türkçesi) ile büyük benzerlik taşıyor. Tamamı Sünni İslam inancına mensuptur. Çin'deki resmi verilere ve en son gerçekleştirilen ulusal nüfus sayımına göre Salur (Salar) Türklerinin toplam nüfusu 170.000 civarındadır.Tarihsel olarak ataerkil ve tarıma dayalı bir toplumdur. Sarı Nehir havzasının elverişli topraklarında çiftçilik, meyvecilik ve hayvancılıkla geçinirler. Xunhua (Şunhua) Salar Özerk İlçesi'nin toplam yerleşik nüfusunun %65'ini oluştururlar. Bugün bir Nazilli, bir Ceyhan yahut bir Lüleburgaz nüfusuna sahip olan Salarlar Konya ovasına yerleştirilebilinir. Konya ovası, Salurların Çin'de yaşadığı Sarı Nehir havzasındaki düzlük ve tarıma dayalı coğrafya ile büyük benzerlik gösterir. Ayrıca Konya, Doğu Türkistan kökenli soydaşlarımızın Türkiye'de en yoğun iskan edildiği ve yabancılık çekmeyecekleri merkezlerin başında gelir. Karaman bir diğer alternatiftir, Karamanoğullarının Salur olması ve Karaman'ın
Reklam
Battal Mehmedin ağıdı Dadaloğlunun Türkülerinde Kalktı göç eyledi, Afşar elleri, Ağır ağır giden eller, bizimdir.Arap atlar yakın eder ırağı, Yüce dağdan aşan yollar, bizimdir denilip Türkülerimizede konu olan Avşar boyu Dadaloğlununda dediği gibi bindiği Arap atları ile uzak yerleri yakın ederdi Türk insanının en büyük özelliği yiğitliği örf ve geleneklerine önem vermesi idi mesafe uzaklığına önem vermez konar göçerlerdi Anlatılanlara göre 1870 li yıllarda beylik Suriye ve Adanada yaşasada sonradan Kayseri yöresine iskan edilmiştir Kadı Burhanettinde 14 yy Avşar beylerinden olup obanın kayseriye yerleşmesinde etkili olan isimlerdendir Osmanlıya karşı zafer kazanan vede Timura karşı çıkan bu Avşar beyi aynı zamanda bir şairdir 17.yy a gelindiğinde ise beyliğin başında boybeyi Hacıbey vardır Hacı Mehmet altında atı yel gibi cebinde harçlık sel gibi umucuya altın verir altın yanında pul gibi denilerek adına türküler yakılır fakat Beyin gücü tükenince kızkardeşi kaçırılır o da eşkıya olmaya karar verir Biner atını yeldirir yelkesini yel kaldırır yiğitliğin şerefidir hem ölür hem öldürür yiğit bir eşkıya olsada o da jandarma kurşunu ile öldürülür ve adına kara çadırı derdiler sabahınan gün burnuna Battal Mehmeti vurdular diyerek türkü çığrılır ağıt yakılır
Edebiyat
Battal Mehmedin ağıdı Dadaloğlunun Türkülerinde Kalktı göç eyledi, Afşar elleri, Ağır ağır giden eller, bizimdir.Arap atlar yakın eder ırağı, Yüce dağdan aşan yollar, bizimdir denilip Türkülerimizede konu olan Avşar boyu Dadaloğlununda dediği gibi bindiği Arap atları ile uzak yerleri yakın ederdi Türk insanının en büyük özelliği yiğitliği örf ve geleneklerine önem vermesi idi mesafe uzaklığına önem vermez konar göçerlerdi Anlatılanlara göre 1870 li yıllarda beylik Suriye ve Adanada yaşasada sonradan Kayseri yöresine iskan edilmiştir Kadı Burhanettinde 14 yy Avşar beylerinden olup obanın kayseriye yerleşmesinde etkili olan isimlerdendir Osmanlıya karşı zafer kazanan vede Timura karşı çıkan bu Avşar beyi aynı zamanda bir şairdir 17.yy a gelindiğinde ise beyliğin başında boybeyi Hacıbey vardır Hacı Mehmet altında atı yel gibi cebinde harçlık sel gibi umucuya altın verir altın yanında pul gibi denilerek adına türküler yakılır fakat Beyin gücü tükenince kızkardeşi kaçırılır o da eşkıya olmaya karar verir Biner atını yeldirir yelkesini yel kaldırır yiğitliğin şerefidir hem ölür hem öldürür yiğit bir eşkıya olsada o da jandarma kurşunu ile öldürülür ve adına kara çadırı derdiler sabahınan gün burnuna Battal Mehmeti vurdular diyerek türkü çığrılır ağıt yakılır
Edebiyat
Kendini Aramak " Oğuzlar bağdaş kurup Konya'yı kurdular; çünkü "şehir kurmak, bağdaş kurmaktı "; bir meskende sâkin olup sükûna varmaktı; iskân olunup sükûnete ermekti. Şehrin beşeriyetine ruh üflediler insaniyet kazandı."
ÖZGÜRLÜĞE YÖNELEN İRÂDE BOŞLUĞA DÜŞER!
Thomas Mann, Mario ile Sihirbaz'da, “Özgürlüğe yönelen irade boşluğa düşer..." diyor. Fakat "irâde" konusuna gelmeden önce dikkatini başka bir hususa çekmek istiyorum. Michio Kaku 'nun Einstein'dan Ötesi isimli kitabında anlatılan bir şeye. Muhtemel kıyamet senaryolarından birisine. Evet. Orada, "Evrenimiz dengesiz mi?" başlıklı bölümde söylenenlere bakınca, fiziğin de bir açıdan kıyameti öngördüğünü kavrıyoruz. Hattâ bu kıyameti "kâinattaki tüm atomları kapsar şekilde" geniş düşünebildiklerini anlıyoruz. Neyse. Lâfı uzatmayayım; yerinden aktardığımda meramım billurlaşacak. Her hayrın başı "Bismillah" diyelim: "(...) GUT ve süpersicim kuramları dünyanın buharlaşmasından daha büyük bir felâkete işaret etmektedir. Fizikçiler maddenin dâima en düşük enerji durumunu (boşluk durumu olarak adlandırılır) aramaya çalıştığını öngörürler. Örneğin: Daha önce anlatıldığı gibi su dâima yokuş aşağı akmaya çalışır. Bununla beraber, eğer bir nehrin üzerine baraj kurarsak, durumu değiştirmek mümkündür. Barajın arkasında biriktirilen su en düşük enerji hâli olmayan bir "yalancı boşluk durumu" içerisindedir. Bu, suyun barajı patlatarak aşağıdaki gerçek boşluk durumuna akmak istediği, fakat başaramadığı anlamına gelir. "(...) **Kuantum mekaniğinde suyun bir "kuantum sıçraması" yapması ve barajın içinden geçmesi ihtimali mevcuttur. Belirsizlik ilkesi uyarınca suyun nerede olduğunu bilmediğimiz için onu olabileceğini en az beklediğimiz yerde (yâni barajın öbür yanında) bulmamız konusunda belli bir ihtimal vardır. Fizikçiler suyun engel içinden bir tünel açacağı kanaati taşımaktadırlar. Bu durum rahatsız edici bir düşünce uyandırmaktadır. (...) Ya kâinat olabilecek en düşük enerjili evren değilse? Ya daha düşük enerjiye sahip başka bir kâinat daha varsa ve birdenbire bir kuantum geçişi meydana gelirse?
Kuantum Fiziği
Reklam
Reklam