Kürtlerle İttihatçıların ilişkisini bozan konu, 1914’te kurulan İskân-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyetinin politikalarıydı. Söz gelimi, 1916’da Kürtçe coğrafi ve yerleşim yerlerinin isimleri Türkçeye dönüştürülmeye başlandı. Ardından Talat Paşa’nın emriyle savaş sırasında değişik yerlere göç etmiş Kürt nüfusunun Türk nüfus içinde yüzde beş oranında dağıtılmasına başlandı. Amaç, Kürtleri daha medeni olduğu düşünülen Türk gruplarının arasında eriterek modernleştirmekti. Bu zorunlu göç uygulaması sırasında açlık, soğuk, hastalık ve jandarma şiddeti sonucu büyük can kayıpları oldu.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Alıntı
Balkanlar'a Slav ve Ege Araplar gelişi
Balkan vilayetleri 600-610 yıllarında İran savaşını fırsat bilen Slav kabilelerinin istilasına uğramıştı. İstilayı izleyen 250 yılda bu bölgelerden günümüze gelen hemen hiç yazılı kayıt ol­madı. Ege adalarının birçoğu boşaldı. Terk edilen adalar ancak il. Nikiforos'un (963-969) doğu seferlerinden getirdiği Suriyeli Hristiyanlarla yeniden iskan edilebildi.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Fatih Sultan Mehmed: Güçlü Devlet, Güçlü Başkent
Fatih Sultan Mehmed, devlet yönetiminde merkeziyetçi yapıyı büyük ölçüde güçlendirdi. Devlet işlerinde son sözün padişahta olmasını sağlayarak merkezî otoriteyi artırdı. Güçlü ailelerin, uç beylerinin ve devlet adamlarının nüfuzunu sınırlandırmaya çalıştı. Bu politikaların temel amacı, devlet içinde otorite boşluğu oluşmasını engellemek ve Osmanlı Devleti'nin uzun ömürlü olmasını sağlamaktı. Fatih Kanunnamesi ile devlet teşkilatını ve yönetim esaslarını düzenledi. Kardeşler arasındaki taht mücadelelerinin devlete büyük zarar verdiğini düşünüyordu. Özellikle 0 sırasında yaşanan olaylar, merkezi otoritenin önemini göstermişti. Bu nedenle Fatih Kanunnamesi'nde, devlet düzeninin korunması amacıyla kardeş katline hukuki dayanak sağlayan hükümler yer aldı. İstanbul'un fethinden sonra şehrin imarına büyük önem verdi. Fetih sırasında nüfusu azalmış ve birçok bölgesi harap durumda olan İstanbul'un yeniden canlandırılması hedeflendi. Anadolu ve Rumeli'nin çeşitli bölgelerinden insanlar İstanbul'a yerleştirildi. Bu iskân politikası sayesinde şehrin nüfusu, ticareti ve ekonomik hayatı canlandırıldı. Camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, çarşılar ve diğer kamu yapıları inşa edilerek İstanbul bir başkent hâline getirildi. Özet: Fatih Sultan Mehmed, merkeziyetçi devlet yapısını güçlendirmiş, taht kavgalarının önüne geçmek amacıyla hukuki düzenlemeler yapmış ve fetih sonrasında İstanbul'u yeniden imar ederek Osmanlı Devleti'nin güçlü başkenti hâline getirmiştir.
“Memleket altüst edildi. Zenginledikçe şımaranlar, yangın yerinden mal kaçırırcasına kıyasıya devlet işlerine müdahale ettiler. Taşralardaki müdahaleler; evlenme, boşanma, alım ve satım, vergi, faiz ihtikârlarına kadar sirayet etti. Diktatörler, doğrudan doğruya Maliye hazinesini tasarruf ve istihlâk ettiler. Mebuslarla taraftarları, devlet taahhütlerini benimsediler. Üçüncü derecedekilere gelince, bunlar da, iskân, mübadele, bono, vergi affı işlerine daldılar. Neticede öyle bir hal ve manzara hâsıl oldu ki, bir vatandaş, en ehemmiyetsiz işi için bile (tavsiye ve para)ya muhtaç kaldı.” Yarın – sahife 14-15
Rusya’nın İşgal Stratejisi: Grozni Tecrübesi
“Suriye'ye müdahale ederken, Rusya'yı bu "Grozni tecrübesi"nin yönlendirdiği oldukça açık. Önce Halep'te, şimdi de idlib'de aynı strateji uygulanıyor: Sivil-asker ayrımı yapılmaksızın yerleşim birimleri bombalanıyor; savaşın gidişatı bu şekilde tayin edildikten sonra, ikinci aşama olan imar ve iskân sürecine geçiliyor. Bu çerçevede İdlib'e hâlâ bomba yağarken, Halep'in yeniden inşasına başlandı bile.”
Sayfa 41 - Grozni Tecrübesi
1876'da türkmen'le Osmanlı arasında Çukurova'da bir savaş oldu. Osmanlı Türkmeni yerleştirmek, toprağa çakmak, ondan vergi almak, onu asker etmek istiyordu. Türkmense buna karşı koyuyordu. Dövüş beter oldu, bu dövüşte Türkmen yenildi ve iskan edildi. O gün bugündür bu yenilginin acısı, iskanın kepazeliği hiçbir Türkmen'in yüreğinden çıkmaz. Savaşta yenilmelerine, zorla iskan edilmelerine, sürülmelerine karşın Türkmen'in hepsi buna boyun eğmedi. İskandan, sürgünden kaçanlar gene eski yaşamlarını, konup göçmeyi sürdürdüler. Ama gittikçe yörüklük zorlaşarak bugüne kadar geldi, hele bu günlerde çekilmez bir hal aldı.
Alıntı