Beyaz Leke (Abartıldığı Kadar İyi Mi?)
Puan vermedi
Özellikle Wattpad camiasına dahil olan neredeyse her okurun duyduğu bir kitaptan bahsedeceğim: Beyaz Leke... Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bu yorum eleştiri amacıyla yazıldığından kaynaklı bol bol spoiler içerecektir. Gerekli uyarılar yapıldığına göre yiyeceğim muhtemel linçleri göze alarak konuşmama başlıyorum. Öncelikle Beyaz Leke distopya türüne dahil olarak satışa sunulmuş bir kitap. Ana kadın karakterimizin ismi Eftalya Atalar, ana erkek karakterimizin ismi ise Tugay Demir Çeviker. Eftalya Atalar bir avukatken, Tugay ise bir örgüt lideri. Her şeyden önce beni rahatsız eden ve kurgudan uzaklaştıran şey kitabın distopya olarak pazarlanmasına rağmen daha çok bir aşk romanı özellikleri taşıması. Elbette bir roman diğer unsurların yanında aşk içerebilir ancak bu kitabı okurken sürekli aşk fazla ön planda tutulmuş ve tamamen bir aşk romanı haline gelmiş gibi hissettim. Mesela eğer bir kurgu distopya ise ben öncelikle detaylı işlenmiş bir distopik evren bekliyorum, bu kurgu ise bu isteğimi karşılamadı. Yazılmış bir baskıcı devlet vardı fakat bu evren detaylandırılmamıştı. Sadece arka planda baskıcı bir hükümet olduğu söyleniyordu. Tek detaylandırılan yer ada hapishanesinin içi ve krallıktan kişilerdi. Onlar da Tugay ile Eftalya aşkında dram yapabilmek içindi. Yani bir distopik kitap değil, dramatik aşk kurgusu gibiydi. Başka bir hoşuma gitmeyen şeyse yazarımızın Tugay'ı mükemmel ve kusursuz bir erkek karakter olarak yazmaya çalışırken Eftalya hariç herkesi arka planda bırakmasıydı. Ben bir kitap okurken o kitapta kendimi ana kadın karakter gibi değil de orada onları izleyen görünmez bir kişi gibi hissederim. Bu sebeple de hiçbir zaman bir romanı okurken sırf erkek karakter kadın karaktere iyi davranıyor diye onu sevmem. Bir erkek karakteri sevmem için sadece müstakbel
Eleştiri
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
2.Dünya Savaşı sırasında Hollanda’da bir tütün dükkanı işleten Osewoudt, bir gün kendisine ikizi gibi benzeyen biriyle tanışır ve bir süre sonra ondan çeşitli emirler alarak Nazilere karşı çeşitli saldırılarda ve casusluk faaliyetlerinde bulunur. Savaş sırasında Almanlar tarafından sorgulanan ve işkence gören Osewoudt, savaştan sonra ise Alman işbirlikçisi olarak yakalanır ve yargılanır. Sıradan bir casus hikayesinin ötesinde bir gizem ve gerilim barındıran bu eserde en ilginç olan nokta Osewoudt’un emir aldığını iddia ettiği ve kendisine tıpatıp benzeyen Dorbeck’in izine hiçbir şekilde rastlanılamamasıdır. Acaba gerçekten öyle biri var mıdır, yoksa Osewoudt’un psikolojik travması sonucu oluşan bir hayal ürünü müdür? Kitap, 2.Dünya Savaşı üzerine yazılan en özgün eserlerden biridir ve savaşa ve casusluk faaliyetlerine çok farklı bir açıdan bakmaktadır.
Damokles'in Karanlık OdasıWillem Frederik Hermans · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202523 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Reşat Nuri Güntekin~Son Sığınak
8/10
·231 syf.··
2026 16. kitabı
Reşat Nuri Gültekin’in,ölümünden dört sene sonra yayınlanmış,her ne kadar yaşama hevesi kalmamış bir tiyatro kâfilesinin,gerçekleştirdiği Anadolu turnesini konu alsa ve grubun zamanla bir aileye dönüşümünü aktarsa dahi genel olarak Anadolu’daki yıkımı,bilgisizliği ve dönemin ekonomik yoksulluğunu gözler önüne seren bir eser. Metni Okumayanların Okuma Zevkini Etkileyebilecek İnceleme Bu kısımlara örnek verilecek olursa:Tiyatronun halkın ahlakını bozduğunu iddia eden kaymakama,grup üyelerinden biri bir hadis uydurarak, sırf o bölgede tutunabilmek için,Hz.Muhammed’in tiyatroyu çok sevdiği ve sıklıkla tiyatro seyretmeye gittiği yalanını ortaya atıyor.Veya kendini hoca olarak tanıtan bir grup üyesi,halkın cehaletini kullanarak,onlardan faydalanıyor.Dönemin ekonomik zorluklarına da değiniliyor.Örneğin grup,piyeslerin tutulmaması gibi nedenler yüzünden,onları yüzüstü bırakıp giden finansörler olmadan,zarzor ayakta kalabiliyor.Pek çok şehirdeyse,piyeslerin oynanabileceği salonlar bulunmuyor.Valiler,kaymakamlar,sürekli başka bölgelere tayin oluyor.Sözde herkes,sanatı,tiyatroyu destekliyor.Yöneticilerin vaadleri havada uçuşuyor,lakin iş icraate gelince, hiçbiri elini taşın altına koymuyor.Bu yokluk sebebiyle grup,borçlar alıyor,kaçakçılara bulaşıyor.Metin,binevi yazarın,Anadolu gezisinden elde ettiği gözlemler üzerine kurulu.Tekrara çokça kez düşüyor,akıcılık yer yer değişiyor.Bitirişse biraz düşük kalıyor.Onca beklenti boşa gidiyor.Gözüme çarpan bir diğer hataysa,karakterlerin belirli bir kimliği olmaması.Karakterlerin bulaştığı pis işler,bazen rahatsız edici düzeye varıyor.Bu yüzden onların yaşadığı zorluklarda,empati kurma şansımız azalıyor.Bir ön yargı ortaya çıkıyor.Kitabın başlığı,ana fikre tam uymuyor.Çünkü her ne kadar ilk yüz elli sayfada,Kanal Seferi sırasında esir
Edebiyat
Son SığınakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 1992488 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 98. kitabı
Soğuk bir zindanda işkence dolu günlere uyanan Evera Alfen, düşman topraklarına sığınmakla suçlanarak esir alınmıştır. En güvendiği insanlar tarafından ihanete uğrayan Evera, yıllardır halkı baskı altında tutan Seçkinler’in karşısında artık bir suçlu olarak görülmektedir. UKG serisine iyiden iyiye alıştım ben. Açıkçası sanki yuvada gibi hissediyorum. Distopya türünü gerçekten çok seviyorum. Farklı bir dünyada yaşamak ve o dünyanın kurallarına uymak hoşuma gidiyor. İlk kitapta evet evreni tanımıştım ama bu kitapta bambaşka bir boyutunu göstermiş yazar bizlere. Yuva’nın o karanlık tarafını ve acımasız kurallarını gördük. Tüylerim diken diken olmadı desem yalan olur valla. Everam da Everam, benim güçlü kekim. Keşke Yuva’ya geri dönmeseydi ama ne yapalım el mecbur. Bu kıza herkes mi ihanet eder yahu çok sinir oldum. Olven ve Aryan’a aşırı kuruldum, mimledim onları. İnsan arkadaşına göz göre göre ihanet eder mi valla pes. Rans, kurgunun başında göremiyoruz kendisi. Ben Rans’ı çok seviyorum ya bence hoş bir karakter Umarım üçüncü kitapta Evera ile aralarındaki çekim artar. Bu ikilinin birlikte savaşmasını çok istiyorum. Daha çok kaos daha çok kavga İsyancılar, her distopya kitabında olmazsa olmazlar. Açıkçası ben isyancılar topluluğuna da tam olarak güvenemiyorum bakalım üçüncü kitapta falan mutlaka bir şey çıkacak gibi hissediyorum.
Unutulmuş Kuşlar Göğü 2K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 2025201 okunma
Puan vermedi
Celaena Sardothien, Terrasen’de doğmuş bir gençtir. Kral tarafından ailesi öldürülünce, suikastçılar kralı tarafından bulunur ve yetiştirilir. Arobynn Hamel tarafından büyütülen Celaena, hem onun kadar yetenekli bir suikastçı olur hem de genlerinden gelen yeteneklerini kullanması kaçınılmaz hâle gelir. Zamanla en iyilerden biri hâline gelir ve şöhreti yayıldıkça ihanet de peşini bırakmaz. Yaşadığı büyük ihanet, en sevdiğini kaybetmesine ve yakalanmasına sebep olur. İşkence görür ve madenlerde zorla çalıştırılır. Ancak suikastçı, kralının oğlu ve yüzbaşının yaptığı bir anlaşma sayesinde bulunduğu yerden kurtarılır. İkinci kitap, suikastçının saraya gelmesi, kral ile çalışmaya başlaması ve gizli sırların yavaş yavaş ortaya çıkması üzerine kuruludur. İlk kitapta aradığını tam olarak bulamayan ben, ikinci kitapta biraz daha tatmin olmuşken, çevirinin kalitesizliği nedeniyle zaman zaman orijinal metni kontrol etmek zorunda kaldım. Yıldızlara bakan güzel bir kız ve onunla bakışan yıldızlar…
Karanlık TaçSarah J. Maas · DEX · 20173,372 okunma
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:14
“Edebiyatçılar bence bu dünyanın en büyük silahşorları… Silahları ise hiç şüphesiz hayatları boyunca kelimelerle yaptıkları savaştan galip gelen kalemleri… Kan yetine silahlarından mürekkep damlayan kahramanlar ordusu onlar!” “Aşkların en güzeli, kör gibi olmakta değil kördüğüm gibi olmakta saklıdır.” Herkese Merhaba Okurken yüreğimi dağlayan gerçek bir hayat hikayesinden esinlenilerek yazılmış bir kitaptan bahsetmek istiyorum sizlere. DOğu Türkistanda zulüm gören Türkleri anlatan ve oldukça da acıklı olaylara sahne olacağınız bir kitap bu. Kitabımızın ana karakteri Alper Hakim ailesi ile birlikte yaşarken evleri basılarak gözleri önünde öldürülen bir annenin oğlu. Yıllarca esir kamplarında işkence görmüş ama asla umudunu vazgeçmemiş koca yürekli Alper. Zindanda tam öldürüleceği esnada Türkiye’den çağırtılan ve mücadelesini, geldiği yeri asla unutmayarak, okuyup bit gazeteci olup yeniden ülkesine dönen ve ülkesinde olanları tüm dünyaya duyurmak isteyen kalplerden sadece bir tanesi. Alper’in hikayesi çok hüzünlü ama biraz gerçek biraz kurgu olsa da eminim nice Alper’ler vardır o işkenceye maruz kalan. Lütfen Uygur Türklerine yapılan işkenceleri bilmek ve duyurmak adına bu kitaba mutlaka bir şans verin. Güneş hepimiz için maalesef aynı doğmuyor.
Güneşin Esareti - Bir Doğu Türkistan Hikayesiİsmail Muğla · Efsus Yayınları · 2021111 okunma