Geçmiş hiç yaşanmamış gibiydi; ciddiye almaya istekli olduğu hiçbir ders sunmuyordu ona. Gelecek ise asla adım atmaya yeltenmediği bir gizdi. Yalnızca bu anın bir anlamı vardı, yalnızca bu an onundu. Sahip olduğunu kaybettiği; tutku dolu, yeni uyanan benliğinin arzuladığının elinden alındığı duygusuyla, yalnızca bu an işkence edebilirdi ona.
Sayfa 73 - İş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
Gözaltına alınan bir üsteğmene işkence sırasında "Hangi örgüttensin?" diye soruyorlar. Üsteğmen siyasi konularla ilgisi olmadığı için bilemiyor, "Bana örgüt isimleri sayın" diyor. Sayıyorlar. Bu kez "Hangisinin cezası daha az?" diye soruyor. Yanıt veriyorlar: "Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'ne üyelikten yedi buçuk yılla kurtarırsın." "Tamam, ben o örgüttenim öyleyse"diyor. Ve bu davadan tutuklanıp cezaevine konuluyor. Gelelim işin en hazin bölümüne: Üsteğmen afla tahliye olduktan sonra, kendisini başka bir subay arkadaşının, bir kızla ilişkisini kıskandığı için ihbar etmiş olduğunu öğreniyor!
Önyargı Sorunsalı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bildiğim her şeyi mutsuz insanlardan öğrendim, gördüğüm her şeyi acı çeken, işkence edilen insanların gözlerinde gördüm, sonsuz kardeşin gözlerinde gördüm.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
Belirsizliğin en büyük işkence olduğunu bilir.
Sayfa 381 - Can·Kitabı okudu
Ben utanç duyana kadar, onlar bana işkence ettiler. Beni sarstılar ve nihayetinde hasta ettiler.
Ve o, bu ânı beklemeye zorlanmış, beklemeye alışmış. Beklemek belki de işkencenin kendisinden daha ağır, daha yıpratıcı bir ceza; evet evet,kesinlikle öyle.
Asırlardır seni bekliyorum ve bitmeyecek olması beni ... Jeh'Ra·Kitabı okuyor