"Benim kuşağımın çoğu bir paketi açarken ipini koparıp atmaz. Onu, parmağına dolayıp küçük bir yumak haline getirir ve bir gün gerekir diye bir daha asla bulamayacağı bir yere saklar. Bu duygu bize, yokluk içinde geçirdiğimiz 2. Dünya Savaşı yıllarının mirasıdır."
"Birçokları benim iyileştiğimi, ‘Eylembilim’e devam ettiğimi düşünüyor. Herhalde hayat-ölüm-trajedi gibi karmaşık ilişkileri olan şeyler bekliyorlar. Oysa çoğu anlarda her şey –acıklı da olsa- çok sade ve basit geçiyor. Mesela ameliyat günü sabah önce zenci bir berber geldi, bütün saçlarımı tıraş etti. (…) Şimdi dedim uyusam ve ameliyatta ölsem, hiçbir şey duymayacağım. Hepsi bu kadar. Çok kötü hissetmedim.”