Asya'dan (Sibirya dolaylarından), Amerika'ya 12 bin-16 bin yıl önce geçmiş olan "yerli" Kızılderilerin Asya'a geri kalanlarıyla, Alpin soylular 2 defa karışmış, birinden "Ön-Türkler" (Sümerler ve Türkler), öteki seferinden de "İlk-Türkler" (Hunlar) doğmuştur.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
❝ İskitler bile bu kadar barbar değildir. ❞
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Heredot ve İskitler
İskitler, Asya'dan gelmiş göçebelerdir. Bunlar zamanla güneye inerek bir başka Türk kavmi olan Kimmerleri yurtlarından kovmuşlar ve yerlerine yerleşmişlerdir.
Sayfa 87 - BabıaliKitaplığı·Kitabı okuyor
Alıntı
"Hangi kraliyet soyundan?" "Ah!" dedim (çünkü tarihler konusundaki hafızam asla çok doğru değildi), "eski, çok eski kralların hepsinden" "Ne! Kökeninizi Yafes'in oğullarına kadar takip edebiliyor musunuz?" dedi. "Vallahi edebilirim," dedim, "hatta daha ötesine —isterseniz Nebukadnezar'a kadar" Aday gülümseyerek, "Görüyorum ki bu efsanelere kuşkuyla bakıyorsunuz," dedi. "Yazarlarınızın sevgiyle bahsettiği o Partholanlar ve Nemedianlar tarihte doğrulanmış değildir. Onlarla ilgili masalların, komşu adada iki yüzyıl önce yaygın olan Arimatealı Yusuf ve Kral Bruce efsanelerinden daha fazla dayanağı olduğuna inanmıyorum"Ve sonra Fenikeliler, İskitler veya Gotlar, Tuatha Dé Danann, Tacitus ve Kral MacNeil hakkında bir konuşmaya başladı ki dürüst olmak gerekirse bu şahsiyetler hakkında duyduğum ilk haberlerdi. İngilizceye gelince, o da benim kadar iyi konuşuyordu ve yedi dilin daha emrinde olduğunu söylüyordu. Şair Homeros'tan bildiğim tek Latince satırı (aslında okuldan kalma bir tekerlemedir) alıntıladığımda, bana Roma dilinde (Latince) cevap vermeye başladı; bunun üzerine ona İrlanda'da telaffuzun farklı olduğunu söyleyip konuyu kapattım.
Herodotos' a göre, karışımsız şarap içme alışkanlığını Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan göçebe bir halk olan İskitlerden alan Sparta Kralı Kleomenes'in başına bu durum gelmiş ve çıldırmıştı. Atinalı filozof Platon, İskitlere ve onların komşuları Trakyalılara, şarabı kullanmaları bakımından kültürsüz ve budala der: "İskitler ve Trakyalılar, hem erkekler, hem kadınlar, giysilerine döktükleri karışımsız şarap içerler ve bunun mutlu ve şanlı bir adet olduğunu düşünürler."
Bizans imparatoru tarihçi Constantine Porphyrogenitus (X. yüzyıl) Hazarlar ve onlarla komşu olarak yaşayan halkların ya-şamlarını detaylı bir şekilde anlatmıştır. Onun, Kuzey Kafkas-ya ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Hazarları ve diğer Türk halklarını İskitler diye adlandırması oldukça önemlidir (Kons-tantin Bagranorodnıy, 1991, s. 177) İmparator, oğlu için yazdığı "De Administrando Imperio" (Imparatorluk Yönetimi Üzerine) adlı eserinde (Rusça çeviri-si: Moskova, 1991) tahtın varisine Hazarları kuvvetli bir dev-let olarak tanıtmakta ve komşu halkları Hazarlara karşı nasıl kışkırtabileceğini göstererek, "Uzların, komşu olarak yaşadık-ları Hazarlar ile savaşabilme yeteneğinde olduklarını" yazmak-tadır (s. 51). Bizans, diplomatik manevralarla Alan ve Guzları kendi sa-fına çekmeyi başararak, onları Karadeniz boyundaki en büyük hasmına karşı kışkırttı. X. Yüzyılda Hazarlar ile Alanlar arasın-da savaşlar vuků bulmuş; Alanlar, fiilen Hazarlara bağımlı ol-maktan kurtulmuşlardır. VIII. Yüzyıla doğru Hazar Kağanlığı hemen hemen bütün Kuzey Kafkasya'yı hakimiyet altına almış ve Bospor kıyıların-da güçlendikten sonra Kırım'ın bir bölümünü ele geçirmiştir. Hazarlarla Rusların münasebetleri dostane idi. Rus hüküm-darının IX. Yüzyılın ilk yarısında "hakan" unvanı kullanıyor olması da bu dostane ilişkilerin bir delilidir (Novoseltsev, 1982, s. 150-159). Hazarların Bizanslılarla olan ilişkileri ise bazen dostane bazen hasmâne idi; ama ortak düşmanları Araplarla yaptıkları savaşa müttefik olarak girmişlerdir. Ancak Bizans, Arap Halifeliğinin X. Yüzyılda zayıflamasıyla birlikte Hazarlara karşı Hristiyan Alan ve Rusları kışkırtmış; Hazar Kağanlığı bir yandan onların saldırıları, diğer yandan kendi içinde yaşadığı iç çekişmeler sebebiyle yıkılmıştır (Artamonov, 1962; Yakubovs-kiy,
Sayfa 127 - 128·Kitabı okudu