• Kimi gün öyesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    İşte orda durun bayım
    lslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucunda
    Öyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!
  • Pencereyi kapama
    Gök dolabilir içeri
    Sen neyi görebilirsin
    Islak bir bulutun ağışını mı
    Pencereyi kapama
    Kuş dolabilir içeri
    Sen neyi taşıyabilirsin
    Kırık bir dalın yükünü mü
    Pencereyi aç
    Soluğun çıksın dışarı
    Sen büyütmedin mi ciğerinde onu
    Kokusu hayatı yıkasın diye
    Pencereyi aç
    Sesin sarsın dünyayı
    Duyulur elbet ta ötelerden
    Yürek kendini tanır.
  • Bera bin Azib (radıyallahu anhu)'nun şöyle dediği rivayet edilmiştir:
    "Biz. Rasulullah (sallallähu aleyhi ve sellem) ile birlikte bir cenazeye çıkmıştık. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)kabrin başında oturdu, biz de sanki başlarımızda kuşlar varmiş gibi O'nun etrafinda oturduk. Kabir henüz açılmamıştı.
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) üç kere: "Kabir azabından Allah'a siğinırim." dedi. Sonra sóyle buyurdu: "Mü'min kul, dünya ile ilgisi kesilip ahirete yöneldiği zaman ona yüzlerinin üzerinde sanki günes olan melekler iner. Beraberlerinde bir kefen ve güzel kokular bulunur. Melekler o kimseden gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup şöyle der: Ey temiz nefis! Allah'tan bir mağfiret ve rizaya çık. Onun ruhu su kabının ağzından damlanın akması gibi akıp çikar. Olüm meleği de o ruhu alir. Ölüm meleği onu aldığında melekler bir göz açip kapatacak kadar bir süre dahi onu birakmazlar. Onu
    hemen alıp ruhunu bu kefenin ve kokunun içine koyarlar. Ondan, yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusu gibi bir koku yayılır."
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle devam etti:" "Melekler onu yükseltitler. Mele-i Ala'dan geçtikleri zaman melekler mutlaka: Bu temiz ruh kimdir?' derler. Onlara: Filan oğlu filandir.' diyerek dünyada ona verilen en güzel ismini söylerler. Sonunda bu ruhu dünya semasına ulaştırırlar. Onun için kapinın açılmasını isterler ve kapı açılr. Her bir semanın mukarreb olan melekleri onu sonraki semaya uğurlarlar. Sonunda o Allah (azze ve celle)'nin bulunduğu semaya ulaştırılır. Allah (azze ve celle) şöyle buyurur: Kulumun kitabını Illiyyin' de yazınız ve onu yeryüzüne döndürünüz. Çünkü ben onları ondan yarattım, ona tekrar döndüreceğim ve onları ikinci bir kere daha ondan çıkaracağım."
    Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: "Sonra onun ruhu cesedine iade edilir. Sonra onun yanına iki melek gelir, onu oturtarak ona şöyle sorarlar: Rabbin kim?' O: Rabbim Allah'tr der. Melekler ona: Dinin ne?" diye sorarlar. O: 'Dinim islâm.' der. Melekler ona: Sizin içinizde gönderilen bu adam kimdir? diye sorarlar. O: 'O, Allah'n Rasulü'dür der. Melekler ona: Bunu nereden bildin? diye sorarlar. O kişi: Allah'in kitabını okudum, ona iman ettim ve onu tasdik ettim. dive cevap verr Bunun üzerine gokten bir münadi şöyle seslenir Kulum doğru sóyledi. Onun için cennetten bir yatak döşeyin, cennetten bir elbise giydirin, onun için cennete bir kapı açin. Ona cennetin kokusu gelir ve kabri göz görebildigi kadar genişletilir. Daha sonra ona güzel yüzlü, güzel elbiseli, güzel kokulu bir adam gelir ve der ki: 'Seni sevindirecek şeyleri sana müjdeliyorum. Bu sana vaad edilmiş olan gündür Mü'min kişi ona şöyle der: 'Sen kimsin, senin yüzün hayırla gelen bir kimsenin yüzüne benziyor.' O kişi de ona: Ben senin salih amelinim der. O kul: Rabbim, kiyameti kopar, Rabbim kıyameti kopar. Ben aileme ve malıma kavuşayim.' der.
    Kafir ve facir bir kul, dünya ile ilgisi kesilip ahirete yöneldiği zaman ona semadan siyah yüzlü olan melekler iner. Beraberlerinde kaba kumaşlar vardır. Melekler o kimseden gözün gorebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup şöyle der: 'Ey murdar nefis! Allah'tan bir öfke ve gazaba çik!' Bunun üzerine o kişinin ruhu cesedine dağılır. O da demir bir çubuğun islak yünden gekilip alinması gibi o ruhu cekip alir. Ölüm meleği onu aldiğinda melekler bir göz açıp kapatacak kadar bir süre dahi onu birakmazlar. Sonra onu, bu kaba kumaşların içine koyarlar. O kişiden yeryüzündeki en kötü kokan leşin kokusu gibi bir koku yayilir. Melekler o ruhu yükseltirler. Meleklerden bir topluluğun yanından geçtiklerinde mutlaka melekler Bu murdar ruh kimindir? diye sorarlar. Onu götüren melekler de:Filan oğlu flandir diyerek dünyada ona verilen en çirkin ismini soylerler. Sonunda bu ruhu dünya semasina ulaştırırlar.
    Onun icin kapının açılmasını isterler fakat kapi onun icin açilmaz. Sonra Rasulullah (sallallähu aleyhi ve sellem): "Deve iğne deliğinden geçinceye kadar onlara semanın kapıları açılmayacak ve onlar cennete giremeyecekler" ayetini okudu.
    Bunun üzerine Allah azze ve celle şöyle der: Onun kitabını Siccin'de, yerin en alt tabakasında yazın. Sonra onun ruhu yeryüzüne atılır." Sonra Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim Allah'a ortak koşarsa, o sanki semadan düsüp kuşların kaptıği ya da rüzgarın kendisini uzak bir yere attğı kişi gibidir" ayetini okudu. Nihayet onun ruhu cesedine iade edilir. Sonra onun yanına iki melek gelir, onu oturtarak ona şöyle sorarlar: 'Rabbin kim? O: 'Hı hı! Bilmiyorum. der. Melekler ona: Sizin içinizde gönderilen bu adam kimdir?' diye sorarlar. O: Hı, hi! Bilmiyorum.' der.
    Bunun üzerine gökten bir münadi şöyle seslenir: 'Kulum yalan söyledi. Onun için atesten bir yatak döşeyin ve onun için cehenneme bir kapı açın.' Böylece cehennemin harareti ve iliklere kadar işleyen sIcaklığı ona ulaşır. O kişinin kabri o kadar daraltılr ki sonunda kaburgaları birbirine geçer. Daha sonra ona çirkin suratli, çirkin elbiseli, kötü kokulu bir adam gelir ve der ki: 'Sana, seni üzecek şeyleri müjdeliyorum. Işte bu, sana daha önce vaad edilen günündür.' O kişi ona şöyle der Sen kimsin, senin yüzün şerle gelen bir kimsenin yüzüne benziyor. O kişi de ona: Ben senin kötü amelinim. der. O kul 'Rabbim, kıyamet kopmasın.' der.

    Ebu Davud 4753, Müsned 4/287-295
  • "En anlamlı bakış, bir çift ıslak gözde saklıdır. Çok şey anlatır; çünkü dil bağlanır, yürek konuşur."

    Milan Kundera
  • Ey sökülmüş cep.. Ey ıslak yorgan.. 
    Ey bulduğu her bahaneyle çıngar çıkaran.. 
    Yardım et.. Yardım et.. 
    Bana ilâh mahvedecek 
    bir uzuv lâzım. 
    Gel çabuk 
    Beni üzüntünün koynunda beklet 
    Orada tohum serpecek kadar 
    Bana zaman tanı. 

    İsmet Özel
  • aşk diyorsunuz ya,
    işte orda durun bayım
    ıslak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    kendimin ucunda
    öyle ıslak,
    öyle kötü kokan,
    yırtık ve perişan.
  • Tepesinde kara bir bulut bozkırın
    Orta yerinde insan
    Orta yerinde figan
    Yankısız kaldı sesim
    Uzak düştün can

    Rüzgarın ıslak ıslığı
    Küf kokusu
    Yollarda kan göletleri

    Sana geldim
    Umudun ve sevdanın ustası
    Yaralarım kanıyor yorgunum
    Gözlerinin duldasında
    Deliksiz bir uykuya
    Sana geldim bu gece konuğunum

    Kabardıkça kabarıyor
    Sıkıntının suları
    Yaşanan her gün
    Dalında soldurulmuş gül
    Her sözcük her kımıltı
    Kendi dar anlamını aşan
    Bir yoğunluk içinde

    Sana geldim
    Kahrın ve sabrın ustası
    Teni tenim
    Kanı kanım
    Sebebim
    Bir sen kaldın sığınacak
    Perçem perçem saçlarından öpmeye
    Sana geldim
    Sessizliğin dikişini sökmeye

    Ahmet Hicri İzgören