6/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 188. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:50
Geçenlerde Yahudi Efsaneleri kitabını okuyup sizlerle paylaşmıştım. Bugun de Hristiyanlık:başlangıçlar ve sonlar kitabıyla geldim .. Hıristiyanlığın ortaya çıkışını ve tarihsel gelişimini eleştirel bir bakış açısıyla inceleyen bir çalışma bu .Yaklaşık 10 gündür okuyorum. Hemen okunup bitirilecek bir kitap degil .Akıcı bir dili yok .Ama tarihsel araştırma sevenleri tatmin edecek bir eser. J. M. Robertson, Hıristiyanlığın kökenlerini sorgulayarak İncil anlatılarını, dönemin kültürel yapısını ve farklı inanç sistemleriyle olan ilişkilerini incelemiş. Yazarın yaklaşımı zaman zaman tartışmalı olsa da farklı bir perspektiften bakıyor olaya . En eski Hiristiyan mszheplerinden ,Islamın yükselişine kadar ikinci yuzyil hıristiyanlığı incelenmiş. Sonra Ortaçagda engizisyon,ruhani sapkınlıklar ,reform dönemi ve Katolik,Protestan, Ortodoks Hiristiyanlıkları ele alınmış.. Teoloji ve tarihsel araştırma sevenleri için harika bir kaynak ... Kitapla kalın dostlar... Hıristiyanlık - Başlangıçlar ve Sonlar J. M. Robertson
Hıristiyanlık - Başlangıçlar ve SonlarJ. M. Robertson · Epokhe Yayınları · 20262 okunma
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:43
Ben cinleri de, insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ❞ {Zariyat, 56} Seyyid Kutub'un okuduğum her kitabı birbirinden değerli, tavizsiz bir üsluba sahip. Nehir gibi içine çekiyor okudukça okuyası geliyor insanın. Seyyid Kutub, sadece Batı'yı ya da moderniteyi eleştirmez; aynı zamanda Müslüman toplumların içine düştüğü "taklitçilik" ve "kültürel Müslümanlık" eğilimini de eleştirir. İslam Bilinci kitabında da sürekli hakikatin temel ve vazgeçilmez yönünün insanların bir gaye için yaratıldıklarını bilmek ve bu gayeyi gerçekleştirmek olduğuna değinir. Seyyid Kutub, hayatın gayesi için; İnsanın biricik görevi Allah'a itaat ve ibadettir, eğer bir insan bu hakikati biliyorsa dünyada ne için yaşadığını da hissedebilir der, Allah'ın gönderdiği şeriatı hayatın egemen düzeni kılmak bir başka gereğidir diye savunur. Çünkü kâinatın kanunları arasında uyumun bağlanması, ilahi hayat sisteminin kâinata egemen kılınmasına bağlıdır. "Seyyid Kutub, aslında her birimize şu soruyu soruyor : Kültürel bir taklidin gölgesinde mi yaşayacağız, yoksa kâinatın o muazzam ilahi uyumuna kendi yaratılış gayemizle mi eşlik edeceğiz?"
Din
İslam BilinciSeyyid Kutub · Ehil Yayınları · 201867 okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.··
2026 10. kitabı
Emine Şenlikoğlu "nu Şule Yüksel Şenler akabinde okumak istedim Roman tam anlamıyla klasik bir hidayet öyküsü ve filmine kıyasla çok daha iyi Ancak yazarın bazı görüşlerini çok kısıtlayıcı bulduğumu da belirtmem gerekiyor Örneğin kadınların çalışmalarının hoş görülmemesi ve öykü içinde hep kınanır bir tarzda verilmesi... Veya Rabia 'nın işe gidip gelirken otobüse binmesinin de hoş görülmemesi ve sanki hafif bir davranışmış gibi gösterilmesi gibi... İslam'da çalışan kadın örneği olarak belkide en mühim ve çarpıcı örnek Hz Hatice değil mi oysa ki ? Peygamber Efendimiz Onun ticaret yapmasına karışmış ya da itiraz etmiş midir ? Aksine birlikte çalışmamışlar mıdır? Bir kadının arabası yoksa günümüzde otobüse binmekten başka yolu var mıdır? Evden mi çıkmamalıdır yoksa her yere yaya mı gitmelidir ki bu günümüz koşullarında mümkün değil Hayat özellikle günümüz dünyasının şartlarında hiç kolay değil Kadın için de erkek için de... Çalışmak artık gereklilik Haa İslamî kurallara özen gösterilmeli elbette o ayrı... Bir de romanda Rabia karakterinin annesi ölüyor babası hapse giriyor Kız tek başına kalıyor daha 17 yaşında Böyle bir kızın çalışmaktan başka nasıl bir yolu olabilir ki... Romanda bu anlayışı doğrusu anlamakta anlamlandırmakta zorlandım Rabianın çalıştığı için günaha girdiğini otobüse bindiği için günaha girdiğini düşünemedim Düşünemem de... Çevrem bile bazı konularda bazen katı bulabiliyorlarken , ben bu mevzuuda bu noktadayım Üzgünüm...
Bize Nasıl KıydınızEmine Şenlikoğlu · Mektup Yayınları · 20124,517 okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
9-10 kitap art arda İslam'ın ilk yılları, Kur'an Tarihi, Halifeler dönemi ve ilk devletler üzerine okumalar yaptım. Sanırım bir süre ara vereceğim. Özellikle Şii - Sünni ayrışması üzerine eksik olan bazı taşları yerine oturttum. Bazı tartışmalı olaylara ve kişilere daha derinlemesine bakma fırsatım oldu. Muaviye en çok merak ettiğim karakterlerin başında gelmiştir hep. Şii'ler onun hakkında çok fazla olumsuz şey yazmasına rağmen Sünniler de onun hakkında çok fazla şey yazmamıştır. İlginç bir durum. Kur'an da bile lanetlenmiş Ümeyyeoğulları'nın bir üyesi olarak Peygamber'in sahabilerinden birisi olması, sonra vahiy katipliği yapması, ordu yönetip, valiliğe yükselmesi ve en sonunda İslam halifeliğine gelip kendi devletini kurmaya giden bir süreçten bahsediyoruz. Muaviye'nin babasının Ebu Süfyan olduğunu düşünecek olursak zenginlik ve statü sahibi olma hırsının kimden geldiğini görebiliyoruz. Sonuçta Muaviye namazını kılıyor, Allah'a inanıyor ve görünüşte bir Müslüman olarak yaşıyordu. Ama İslam halifesi olacak bir dini alimliği yoktu. Eski cahiliye geleneklerine de yatkındı. Bu yüzdendir ki Emevi Devleti hiçbir zaman İslam'ın temsilcisi olarak görülmemiştir. Arap Devleti olarak addedilmiştir. Açıkçası ben bugüne kadar Muaviye ve Emeviler hakkında hep Şiiler'in yazdığı kaynaklardan beslendim. O yüzden düşüncelerim hep negatif olmuştur. Fakat son zamanlarda tarafsız olduğunu iddia eden bazı yazarların çalışmalarında şunu görme fırsatım oldu. Hz. Osman'ın öldürülme sürecinde Hz. Ali'nin failleri cezalandırmaması önemli bir etken. En nihayetinde Hz. Osman Peygamber'in damadı, arkadaşı, sahabisi ve İslam'ın üçüncü halifesi idi. Muaviye'nin de akrabası idi. İslamiyet hızla yayılıp Arabistan topraklarının dışına yayılınca haliyle Hz. Osman güvendiği ve kendi akrabası
Tarih
Emevî Devletinin KuruluşuR. Stephen Humphreys · VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI · 202225 okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANH ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ÖNSÖZ Bütün âlemleri yoktan var eden, varlığından bizleri haberdar eden, kullarından mü’minlerin kalp gözlerini açan, marifetinin nûru ile onları Rıza-i Bârisine erdiren Allah’a hamd ederim... Salât ve selâm, tek katresinin hacminde bin umman çalkalanan ve tek zerresinin menşurunda bin kâinat yüzen Kevser Havuzunun sahibi Allah’ın Sevgilisi, İki Cihanın Efendisi Cenâb-ı Ahmed’e ve O’nun Âl-i Ashabına olsun... Bu küçük eserimde cennet çiçeklerinden ıtırlar koklatmak en büyük dileğimdir. Bizzat Sonsuzluk Nebisinin: هُمَا رَيْحَانَتَيَّ مِنَ الدُّنْيَا “Onlar (Hasan ve Hüseyin), dünyada ikigülümdür.” Buyurduğu Peygamber güllerini koklamak ne devlettir. Onları gönül coşkunluğu içinde sevmek mü’minlerin saadet baharıdır. Allah’ın Resûlü, o solmaz çiçekleri tertemiz kucağında taşımış, mukaddes omuzlarına alıp gezdirmiş, kâh gönül coşkunluğu ile yanaklarından öpmüş, kâh altın saçlarını tel tel okşamış, kâh mübarek elleriyle küçücük ağızlarına lokmalar vermiş, kâh dizine çıkarıp hoplatmıştır. HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) SÜT ANNE Hazret-i Hasan doğunca, Nebiyy-i Muhterem, amcası Abbas hazretlerinin zevcesi Ümmü Fadl'ın evine gitti. Ümmü Fadl, Kâinatın Efendisini heyecan içinde görünce sordu: “Ey Allah’ın Resûlü! Telaşınızın sebebi nedir?” “Hayırdır inşaallah. Fâtıma’nın bir oğlu doğdu. Sen, ona da Kusem’in sütü ile emzir!” “Peki, ey Allah’ın Resûlü!” Ve bir müddet Hazret-i Hasan’ı, Ümmü Fadl emzirdi... Peygamber çiçeği Hazret-i Hasan (radıyallahü anh) güler yüzlü, melek huylu, tatlı bakışlı, altın saçlı, gümüş bedenliydi. Allah'ın Sevgilisi onun hakkında, “Amcası Hazret-i Musa aleyhisselâmdan mirastır!” buyurmuşlardır. Esmâ binti Umeys der ki: “Hasan doğunca
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2026 8. kitabı
Kitapta İslamiyet ile ilgili sanat eserleri, bilgilendirme vs. bir çalışma göremedim ve bu durumu garipsedim. Ağırlıklı olarak, Antik Mısır, Antik Yunan, Rönesans ve Hristiyanlık etkisiyle gelişen eserlere değinilip fotoğraflarla örneklendiriliyor bu çok anlaşılır bir şey. Sanat tarihi bunlardan ayrı düşünülemez elbette. Aztekler, Çin İmparatorluğu, Persler'e kadar erken dönem örneklerinden de bahsediliyor. İslamiyette heykel yapmak günah sayıldığı için bu alanda gelişme kaydedilmediği gibi yüzeysel çok kısa bir kaç yer var. Ancak sırf bu dinin etkisiyle bile ortaya çıkmış pek çok sanat eserleri yok mudur? Hat sanatı, cami, çeşme, kervansaray, şehir kapıları, saraylar, kaleler vs. örnekler çoğaltılabilir. İslamiyet tarihi ve coğrafyasına ait sanat eserlerinin neden kitapta yer almadığını, ilham olacak, örnek gösterilecek nice eserlerin es geçilmesini gerçekten anlayamadım. Bu sorgulamam politik yada dini fanatizmle ilgili hiçbir ilgisi yoktur, samimi bir merak sadece.
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,131 okunma
Reklam
Reklam