İsmail⠀ོ

İsmail⠀ོ
@ismailbey
Huz mâ safâ, da’ mâ keder
Jandarma
Türk Dili ve Edebiyatı
Balıkesir
151 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
İnsan başına gelecek mukadder hadiseleri değiştiremese bile o hadiselere vereceği tepkiyi onlardan etkileniş biçimini yorumlarıyla değiştirebilir. Montaigne der ki; İnsan etrafında olup bitenlerden daha çok olup bitenlerle ilgili kendi görüşlerinden etkilenir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hz. Mevlana Mesnevi'sinde şu hikâyeyi anlatır: "Bir süvari atına binmiş gidiyordu, uyumakta olan bir adamın ağzına bir yılanın girmek üzere olduğunu fark etti, yılana mani olmak için atını hızlıca sürdü, fakat yetişemedi. Yılan uyuyan adamın ağzına kaçmıştı. Süvari, adamı uyandırdı. Sırtına birkaç topuz vurarak adamı ağaçlara doğru kovaladı. Ağaçların altında çürük elmalar vardı. Süvari onları yemesi için adamı zorladı. Adam yememek için direndi, yalvardı yakardı. Fakat nafile, süvari adamın hücum ederek elmaları ona zorla yedirdi, sonra da atıyla peşine düşerek adamı kovalamaya başladı. Adam güneşin sıcağı altında bir taraftan koşuyor, bir taraftan beddualar ediyordu. Nihayet yoruldu ve yere yığıldı. Midesi bulandı ve oturduğu yerde yediklerini çıkarmaya başladı. Çıkardıkları arasında o siyah yılanı görünce bu işin sebebini ve süvarinin kendisine düşman değil dost olduğunu anladı. Yaptığı beddualardan pişman olarak ona dualar etmeye başladı. "İşte insanın musibetler karşısındaki durumu da böyledir. Kaderimiz süvari, musibetlerimiz ise daha büyüklerinden kurtulmamız için bize zorla yedirilen o çürük elmalar gibidir. Dervişin Teselli Koleksiyonu
"Kardeşlerinin gönlünde sana kin varsa, kuyuda kalman daha iyidir. Allah, kardeşlerinin kininden korumak için Yusuf'u kuyuya attırdı" Hz.Mevlana (Mesnevi, Cilt 6)
Gemi Yolcuları
İnsanlar, bu dünyada asıl yurtlarına doğru deniz yolculuğu yaparken bazı ihtiyaçlarını temin etmek üzere bir adaya uğrayan yolcular gibidir. Bu yolculardan bir kısmı ihtiyaçlarını giderip hemen gemiye döner ve en rahat yerlere otururlar; bazıları adanın güzelliklerine kapılıp oyalanırlar, bu yüzden gemiye geç geldikleri için hem uygun yerler bulamazlar hem de adadan topladıkları çiçekler, kıymetli taşlar yolculuk boyunca başlarına dert olur. Bir grup ise gemiyi büsbütün unutarak tabiatın çekiciliğine kendile­rini kaptırır ve geminin kalktığını bile fark edemezler; sonunda acılar içerisinde kıvranarak ölürler. İşte dünyanın çekiciliğine ka­pılarak ölümden sonraki hayatı unutanların akıbeti budur.
Başına ne gelirse gelsin, başlarına aynı şey gelince üzülen, şaşkına dönen, ağlayıp sızlayan insanları getir gözünün önüne. Şimdi nerede bu insanlar? Hiçbir yerde. Öyleyse? Sen de onlar gibi mi yapmak istersin? Neden o insanla­rı kışkırtan, etkisi altına alan ve onlara boyun eğdiren bu geçici duygulardan nasıl faydalanacağına odaklanmıyorsun?