İsmail⠀ོ

İsmail⠀ོ
@ismailbey
Huz mâ safâ, da’ mâ keder
Jandarma
Türk Dili ve Edebiyatı
Balıkesir
151 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Uyuyamayan, uykusuzluk hastalığı çeken kişiler , karanlığın getirdiği sınırsız özgürlük ve gerçeklikle yüzleşemeyen kişilerdir aynı zamanda. Bu insanlar, gün boyunca, her şeyi izlemekle oyalanırlar. Oysa, gece artık izlenecek bir şey yoktur. Yalnızca, yaşamın o belirgin sesi duyulur içten içe. Gündüzden soyutlanmış, kurtulmuş olan anlamsızlık artık saklı değildir. İnsan yaşadığının daha bilinçli olarak farkındadır, ayrıca ölümün de varolduğunu ayrımsar. "Yaşamın anlamı", gece duyumsanır ve sorgulanır. Yaşam, gecenin konusudur…
Reklam
Benim ruhum kuşların öldüğü anda biter Senin ruhun kuşları öldürürken dirilir Benim ufuklara baktığım yerde Yorgun savaşçılar seferden döner Senin her umudu yıktığın yerde İçimizde yanan kandiller söner Sen bir yanardağı sevecek kadar mavi değilsin Adımların öylesine karanlık Bana doğru yürüdüğün her sabah Ansızın akşam olur Evlerin duvarında gezinir çaresizlik Ağıtlar parçalanır içimizde köz gibi Bir yudum suya bile karışır da hüznümüz İncecik bir perdedir mutluluk, yanar gider Bilmez misin ki, umut bir kuştur konar gider Çoğalır kuşkuları tuzağa düşenlerin…
Ölmüşse artık beni hiç ilgilendirmezdi. Ben öldükten sonra insanların beni unutacaklarını nasıl çok iyi anlıyorsam, bunu da kendim için öyle doğal buluyordum.
Bin dokuz yüz otuz dokuz: Karanlıkların içinde Ölülerle yaşıyoruz Puslu havayı sever kurt; Kaplamakta gökyüzünü Kurşundan ağır bir bulut. Her şey uyuduğu zaman Kıracak zincirlerini Gecede uyanık duran.
Okul diye gidilen kurum;
açıktan açığa vasat zihinler yetiştirmek, çocuğun iç dünyasını tarumar etmek, öğrencilerin liderlik vasıflarına sahip olmalarını engellemek, yumuşak başlı ve yetersiz vatandaşlar yetiştirmek üzere tasarlanmış, yani bir bütün olarak nüfusu "idare edilebilir' kılmayı amaç edinmiş bir eğitim sistemi.