Her gün bir kez dışarı çıktım ve kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir kişiye baktım ve yüzümü indirdim. Her gün boş gözlerle bir gazeteye baktım. Her gün biri konuşuyor, ben onları dinliyormuş gibi yapıyordum. Her gün kendime “ben neredeyim?” diye sordum. Her gün üzerime bir kuzey kışı çöktü. Her gün önümde duran fotoğraflara baktım.
Gerçekten çok garip:Buralara ilk kez geldiğimde ve tepeden ilk kez güzelim ovaya baktığımda her sey nasıl da çekici gelmişti bana.Küçük orman işte orada.Ah,keske ormanın gölgelerine karışabilsem!Birbirine zincirlenmiş biçimde dalgalanan bu tepeler ve sevimli ovalar!Ah keske onların arasında yitip gidebilsem.
Aşk, yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
TERASTAKİ HAVLU
Bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda.Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş.On üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende?
Birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin
önünde.