Puan vermedi·216 syf.··
2026 9. kitabı
Kadınlar, erkek egemen yapılar olmadan daha sağlıklı, barışçıl ve rasyonel bir toplum kurabilir mi? Charlotte Perkins Gilman'ın ütopyası sadece bir toplum tasarımı değil, aynı zamanda Gilman'ın eksikliğini hissettiği şeylerin toplamı gibi de okunabilir. Doğumundan kısa bir süre sonra babasının evi terk etmesi, çocukken eğitim hakkından mahrum bırakılması, büyümesinde teyzelerinin aktif rol alması ve yetişkin bir kadın olarak doğum sonrası depresyon yaşaması.. Tüm bu deneyimlerin kadınlık, annelik, toplumsal roller, sosyal haklar gibi bir çok konudaki düşüncelerini derinden etkilediğini görebiliyoruz. 2.000 yıldır sadece kadınların yaşadığı bir yer// Her birey en kaliteli eğitime erişebiliyor // Evlilik kurumu yok// Annelik bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk// Şiddet, savaş, suç yok// Doğadaki hiç bir şey israf edilmiyor, tarım üst düzeyde// İş birliği ve kollektif çaba ön planda Kadınlar Ülkesi'ne yolu düşen 3 erkek Terry, Jeff ve Vandyck farklı karakterlere sahiptir. Terry, kadınların fethedilmesi ve yönetilmesi gereken varlıklar olduğuna inanan, onların bağımsız ve güçlü bireyler olabileceği fikrine ikna olamayan biri. Jeff, nazik, romantik ve kadınlara hayran, onları idealize eden birisi. İlk bakışta Terry'nin tam karşıtı gibi gözükse de Jeff de kadınları idealize ederek ve gereksiz yücelterek aslında kadınları birey olarak kavramakta güçlük çeken bir karakter. Vandyck ise önyargıları olmasına rağmen, öğrenmeye açık, dönüşüme açık biri. Sorgulayıcı ve rasyonel. Her ütopyada olduğu gibi burada da kısıtlayıcı ve sorunlu bir çok alan var. Toplum aşırı planlı ve disiplinli, bireysel özgürlükler sınırlı, her şey steril, tekdüze, bireysel farklılıklar yok denecek kadar az. Yani savaş, suç, şiddet ve bolca zulüm içeren bu ataerkil sistemden tabi ki
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
10/10
·2016 syf.··
2026 54. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 15:18
Gıdaya ulaşamamak, insanlığın en büyük sorunlarından biri… Dünyada her 15 dakikada yüzlerce insan açlık nedeniyle hayatını kaybederken, üretilen gıdaların yaklaşık beşte biri israf ediliyor. Kötü beslenme ise küresel ölümlerin önemli bir bölümünde etkili. Bu kitap; gıda sorununu çiftçiler, kooperatifler, tarım sistemleri ve sürdürülebilir çözümler üzerinden ele alıyor. Çünkü mesele sadece üretmek değil; herkes için sağlıklı ve adil bir gıda sistemi kurmak.
Gıdanın Politik EkolojisiFikret Adaman · Metis Yayınları · 20235 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi Karanlığını İsmiyle Sarıp Büyüyen Ruhun Kadim Sessizliği
10/10
·192 syf.··
2026 216. kitabı
Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü isimli o kadim ve zamansız başyapıtı, sadece ejderhaların uçtuğu, büyülerin yapıldığı fantastik bir dünya masalı değildir; insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesinin, büyümenin ve o ebedi dengenin peşinde savrulan bir ruhun derin, felsefi destanıdır. Kitap, bir çıraklık hikâyesi gibi görünse de, satır aralarından sızan o dingin hüzün, yalnızlık ve bilgece kabullenişle tam anlamıyla bir "kendini bilme ve gölgeyle barışma" romanıdır. ​Hikâyenin merkezinde, içindeki o muazzam gücün ve kibirli gençliğin esiri olan Ged (ya da çocukluk adıyla Çevik) yer alır. O, rüzgârları çağıran, kelimelerin gizli gücüne hükmetmek isteyen gururlu bir gençtir. Fakat bu ham güç ve sabırsızlık, onun büyük bir hata yapmasına; ölüler diyarından, dünyaya ait olmayan, isimsiz bir "gölgeyi" serbest bırakmasına yol açar. İşte romanın asıl manası ve o bahsettiğin bol hüznü bu andan itibaren başlar. Ged’in kaçışı, aslında kendi yarattığı o karanlıktan, kendi kibrinin ve korkularının somutlaşmış halinden kaçıştır. ​Le Guin’in kurduğu dünyanın felsefesi, Doğu’nun o kadim kadere teslimiyet ve denge (Taoizm) öğretisiyle yıkanmıştır. Büyü, bu romanda bir tahakküm aracı değil, evrenin o hassas dengesini koruma sorumluluğudur. Ged, Yerdeniz’in o uçsuz bucaksız, dalgalı ve yalnız denizlerinde teknesiyle tek başına yol alırken, taşranın sessizliğini, adaların yalnızlığını ve takımadaların üzerine çöken o puslu hüznü ciğerlerine çeker. O, gölgeyi yok etmek için dünyayı gezerken, aslında asıl savaşın dışarıda değil, kendi kalbinin o en karanlık dehlizlerinde verildiğini anlar. ​Yazarın üslubu, adeta bir mitolojiyi ya da eski bir halk şarkısını seslendirir gibi duru, ağırbaşlı ve şiirseldir. Kelimeler israf edilmez; her cümle, bir büyücünün asası gibi ağır ve manalıdır. Le
1000Kitap
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma
10/10
·48 syf.··
2026 21. kitabı
“Dünyanın en güzel savunma sistemi füzeler değil, çocukların bilinçli adımlarıdır.” diyor güzel yazarımız Tuğba Soydan. Mina, dedesinin bahçesinde sonbaharın sararmış yaprakları arasında kocaman bir bal kabağı bulur. Dedesi, bal kabağının hiçbir yerini israf etmemesi şartıyla onu Mina'ya verir. Peki, Mina bu kocaman bal kabağını nasıl değerlendirecektir? Dışıyla eğlenceli bir oyuncak araba yaparlar, içiyle leziz bir tatlı hazırlarlar. Geriye kalan kabuk ve posalar ise komposta dönüşür. Böylece doğadan alınan yine doğaya kazandırılır. Kompostun ne olduğunu merak edenler için yazarımız sade ve anlaşılır bir dille anlatmakla kalmıyor, evde uygulanabilecek öneriler de sunuyor. Çocuklara israf etmemeyi, geri dönüşümü ve doğa sevgisini aşılayan sıcacık bir hikâye... Siz de Mina'nın eğlenceli macerasına ortak olmak ve doğaya küçük ama değerli bir katkı sunmanın yollarını keşfetmek ister misiniz?
Yeşil Kalkan: Atık DedektifiTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:57
Bilge Aklın Sırları - Zenginlik ve Bilgeliği Getiren 8 Prensip, James Allen’ın düşünce gücü, karakter gelişimi ve içsel disiplin üzerine görüşlerini özetleyen bir kişisel gelişim eseridir. Kitabın temel fikri şudur: Kalıcı zenginlik ve gerçek başarı, dış koşullardan önce insanın düşüncelerini, alışkanlıklarını ve karakterini geliştirmesiyle oluşur. Kitabın 8 Prensibi (Kısaca) 1. Enerji * Hayatta ilerlemek için zihinsel ve fiziksel enerjiyi amaçlı kullanmak gerekir. * Dağınık çaba yerine odaklanmış çalışma başarı getirir. 2. Ekonomi (Tutumluluk) * Sadece para değil, zaman ve emek de bilinçli kullanılmalıdır. * İsraf, refahın önündeki engellerden biridir. 3. Dürüstlük * Güvenilirlik ve ahlaki bütünlük uzun vadeli başarının temelidir. * Kısa vadeli kazanç için dürüstlükten ödün verilmemelidir. 4. Sistem * Düzenli çalışma ve planlı hareket etmek verimliliği artırır. * Başarı çoğu zaman rastlantıdan değil, sistemli alışkanlıklardan doğar. 5. Sempati * İnsanları anlamaya çalışmak ve empati kurmak güçlü ilişkiler oluşturur. * İş ve sosyal yaşamda iş birliğini kolaylaştırır. 6. Samimiyet * Yapmacıklık yerine içtenlik ve açıklık güven yaratır. * İnsanlar gerçek ve tutarlı karakterlere daha çok değer verir. 7. Tarafsızlık * Olaylara önyargısız bakabilmek daha doğru kararlar vermeyi sağlar. * Duyguların etkisinde kalmadan değerlendirme yapmak önemlidir. 8. Öz Güven * Kendi potansiyeline inanmak, hedeflere ulaşmada önemli bir güçtür. * Ancak Allen’ın vurguladığı öz güven, kibir değil; karaktere dayanan sağlam bir özgüvendir. James Allen’a göre zenginlik, başarı ve bilgelik; doğru düşünce, sağlam karakter, disiplinli çalışma ve insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmanın doğal sonucudur.
Bilge Aklın Sırları - Zenginlik ve Bilgeliği Gerektiren 8 PrensipJames Allen · Diyojen Yayıncılık · 202430 okunma
Ney Misali
10/10
·366 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:46
Neyin içi soyulmadan ses çıkmaz; herkes üfler ama herkes nağmeye varamaz. Risale okumak da böyledir: herkes satırları geçer ama herkes manaya nüfuz edemez. Ben de yıllar sonra yeniden açtım o bahçeyi; kelime kelime yürüdüm, her birini tattım, sorguladım. Denizlerin uğultusu, rüzgârın serinliği, şimşeğin çakışı, çiçeklerin renkleri… Hepsi bir ağızdan tevhidi haykırıyordu. Derken Said Nursî’nin sesi içimde yankılandı: “Âlemler içinde âlemler…” İnsan, kâinat sarayının en mükerrem misafiri. O an içimden “değerliyim be” diye fısıldadım. Çünkü her zerre Rabbini zikrederken insana düşen emaneti korumak, ömrün sermayesini israf etmemekti. Faniliğin acısı, ayrılıkların sızısı satırlarda resmediliyordu. “Bil ey nefsim” diye kendime seslendim. Yıldızların diliyle Allah’ın varlığını haykıran şiir karşıma çıkınca semaya baktım: her yıldız bir hutbe, her ışık bir bürhan. Ve nihayet içimde bir arzu doğdu: göklerin süslerini temaşa etmek. Bir teleskop alıp semanın incilerini seyretmeyi hayal ettim. O şiiri açıp dinlerken yıldızların birer mescid-i seyyar, birer gemi-i cebbar oluşunu gözlerimle görmek istedim. Çünkü ben de o âlemler içinde bir yolcuyum; hem küçücük bir ney nefesi, hem de en mükerrem misafir. Keyifli okumalar ️️ Bediüzzaman Said Nursî
Din
Asâ-yı MûsâBediüzzaman Said Nursî · Söz Neşriyat · 20146,8bin okunma