Türk Yurdu Dergisi | Sayı 457 | Eylül 2025
9/10
·136 syf.··
2025 46. kitabı
Anahtar Kelimeler: - Yaşar Doğu - Arz-ı Mevud - Doğu Karadeniz – Hazar Tezi - Hindistan Parsileri 1. Hindistan'ın Sanayi Devleri, Modern İran Milliyetçiliğinin Gizli Finansörleriydi Modern İran'ın ulusal kimliğinin ve Pehlevi Hanedanı'nın ideolojik temellerinin, Hindistan'daki bir diaspora topluluğunun finansal gücüyle şekillendiğini biliyor muydunuz? Turan Atalı'nın "Hindistan Parsileri ve Fars Milliyetçiliğinin İran’da Devletleşmesi" başlıklı makalesi, bu şaşırtıcı bağlantıyı gözler önüne seriyor. Parsiler, İslam fetihlerinden sonra İran'dan Hindistan'a göç eden Zerdüşt bir topluluktur. Hindistan nüfusunun çok küçük bir kısmını oluşturmalarına rağmen, Tata ve Godrej gibi dev sanayi ailelerini çıkararak ülkenin ekonomik ve entelektüel hayatında devasa bir etki yaratmışlardır. Asıl şaşırtıcı olan ise bu topluluğun anavatanları İran'la olan bağlarını asla koparmamış olmasıdır. Makaleye göre, 19. ve 20. yüzyılda bu zengin Parsi topluluğu, İran'daki Fars milliyetçiliğinin kurumsallaşmasında ve devlet ideolojisi haline gelmesinde kilit bir rol oynamıştır. Kendi küresel sermayelerini kullanarak İran'da, İslam öncesi Pers mirasını yücelten "Eski İran Ocağı" (Anjoman-e Iran-e Bâstân) gibi kültürel dernekler ve Rıza Şah'ın oğlunun bile eğitim gördüğü prestijli Firuz Behram Lisesi gibi modern okullar kurarak Fars milliyetçiliğinin en büyük finansal ve entelektüel destekçisi olmuşlardır. Hatta Pehlevi Hanedanı'nı kuracak olan Rıza Şah'ı keşfedip iktidara taşıyan kişinin, Parsi temsilcisi Erdeşir Ji Reporter olduğu dahi belirtilmektedir. 2. Doğu Karadeniz Köylerinde Aşkenaz Yahudilerinin Kayıp Atalarının İzleri Olabilir Doğu Karadeniz'in yemyeşil yaylalarında, ahşap bir caminin tavan süslemesinde ya da eski bir
Tarih
Türk Yurdu - Sayı 457 (Eylül 2025)Türk Yurdu Dergisi · Türk Yurdu Yayınları · 20251 okunma
Sebeb-i Telif
10/10
·78 syf.·
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Evvela bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldıralım; Nedamet Dergisi - Vefa Sayısı (Kasım 2023), bizler için bir kamuoyu yoklaması, bir piyasa araştırması hükmündeydi. Birçok derginin iflas bayrağı çektiği şu darboğazda, böyle ciddi bir işin üstesinden gelebilecek miydik? Dijital ortamın rahatlığı dururken; grafikerlerin peşinden koşmak, matbaa ayarlamak, dağıtım için olmadık hallere bürünmek, tanıtımını yapmak dahası bu işin maliyetini göğüslemek olacak iş miydi? Denedik. Romantik olmaya gerek yok! Saydığım şeylerin tamamı elimizde patladı. Patlamasa da bizi alabildiğine zorladı. Fakat bir gerçek vardı ortada. O gerçek, Nedamet Dergisi’nin sadık okur kitlesindeki büyük teveccüh. Nasıl eriteceğiz diye düşündüğümüz dergi, henüz ilk ayında karaborsaya düşmüştü. Grafikerlere, ekonomik buhrana ve bir bebek kadar ilgi isteyen yazı toplama, derleme, yetiştirme süreçlerine rağmen sadık okurlarımız için “Eyvallah” dedik ve yaptığımız istişare neticesinde ivedilikle 1. sayımızı çıkma kararı aldık. Ammaaaa Ah o grafikerler yok mu… “Tatlı işler, dünya telaşı ve birkaç firma Yetişmiyor cici abim, Bu hafta halledeceğim, Kusura bakma!” İncelemeye geçmeden önce buradan birkaç kişiye teşekkür etmek istiyorum müsaadenizle; “Yeter gayrı canıma yetti, ben gidiyorum.” deyip ceketim omzumda volta alırken, omzundan tutan ve “yükünü bana bırak öyle git” diyen kıymetli Fatih Tekin (Fâtih) beyefendiye, “Ağabey, bu kadarı ayıp oluyor artık. Bir şeyler yapalım, benim şöyle şöyle fikirlerim var” diyerek, periyodik aralıklarla telefonumu taciz eden Süleyman Uçmaz (Sineiİhtisas) beyefendiye, “Aklımdasın, seni arayacağım” diyerek mütemadiyen bana bi aranma umudu veren değerli Erhan Burtul ( erhan ) beyefendiye, “Üstüme düşen bir şey varsa hemen
Nedamet Dergisi - Sayı 1 (Ocak 2025)Nedamet Dergisi · Nedamet Dergisi · 202553 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alışılagelmiş Hüznün Günlüğü / Gazze
Puan vermedi·144 syf.·
2024 23. kitabı
"Kalbin yere düşüp parçalanır bunları gördükçe..." Vatan, kutsaldır. Korunur. Uğruna ölünür. Vatanı korumak dini, imanı, namusu korumak gibidir. Peki vatan, dilinin konuşulduğu yer midir? Ortak kültür mü oluşturur onu? İnsan mıdır mayası? Doğduğun yer midir? Öldüğün yer midir? Mezarlıklarında dedenin annesini ağırlayan yer midir, vatan? Toprak mıdır yani o? Vatan dedenin meyvesini toplamaya ömrünün yetmeyeceğini bildiği halde zeytin ağacını sen ve torunların faydalansın diye dikmesinde mi gizlidir? Vatanı vatan yapan nedir? "Vatan nedir? Öyle cevabını verip başka bir şeye geçilecek bir soru değil bu. Sadece vatan değil, hayatın ve davandır. Ondan önce ve ondan sonra o senin kişiliğindir. Dile kolay "Vatanım... Doğduğum yerdir..." demek. Doğduğun yere dönüp de hiçbir şey bulamadıysan ne oluyor? Sonra "Vatanım... Öldüğüm yerdir" demek de dile kolay gelir." (Sayfa 21) Bir gün düşmanın biri çıkagelse, bu topraklar bize vaat edildi dese, vatanında bir devlet kursa, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı, masum suçlu demeden peşin hükümle seni ya öldürse ya da hapishanelerde süründürse… Dese ki sana: belli bir saatten sonra dışarı çıkamazsın, bu şehirden şu şehre gidemezsin, gitmek için dilekçe yazacaksın, bayramlarını kutlayamazsın çünkü o günleri ben kendi devletimle alakalı özel günler ilan ettim. Karşı çıkarsan adın haine çıkar, teröriste çıkar. Mahkemelerce sürünürsün, ki o mahkemelerde yargılanmadan hükümlüsündür, en sonunda da sürgün edilirsin. Vatanında kalmak istersen susmalısın. Direnmek, vatanda kalmak içindir, vatanın kalması içindir; vatanda kalabilmek için ise sessiz olmak gerekir. Bir girdap, bir döngü. Ne yapacağını bilemezsin. Çocukların öldürülmelerini izlersin. Kadınların öldürülmelerini izlersin. Falanca akrabanın askerlerce götürülmesine ve bir daha
Alıntı
Gazze İçin SessizlikMahmud Derviş · Özgür Yayınları · 200993 okunma
Kurtuluş İçin Müslümanlaşmak
Puan vermedi·336 syf.··
2024 47. kitabı
Ahmet Kalkan kitabının çıkış noktasını çok doğru bir temele dayandırmıştır. Dünyanın vaziyeti kötüdür. Bazı kimseler bunun için şeytan ve onun yoldaşlarının yaptıklarını neden olarak gösterirken; kendisi bu sorunları Müslümanların niteliksizliğine dayandırır (Diğer görüşü inkar etmiyor ama reçete Müslümanlara). İfadeler mana olarak kendisine ait olmak kaydıyla "Müslümanlar Müslümanlaştığında" dünyayı ahiret yurduna çevirebilmek mümkün olacaktır.  Bunun nasıl'ına dair tekliflerini kısa kısa pek çok makalesinde biz okuyuculara sunmuştur. Bazı noktalardaki tekliflerini kendi nefsime göre ya da teamüllere göre çok katı olarak değerlendirsem de biraz kitap yalamış bir Müslüman'ın bu konulara aşikar olacağını düşünmekteyim. Kitabın büyük bir bölümü Tevhid ve Cihad kavramını tartışıp güncel durumlara karşı tatbikini gösteriyor. Bunun dışında ayrıca ibadet ve mabed konusu da Müslüman'ın hayat tasarımındaki merkezin rolünü hatırlatacak şekilde işlemiş durumdadır.  Ahmet Kalkan ayrıca çok önemli bir şey yapıyor. Evet, hedef olarak dar-ül İslam'ı, Halifeliği, şeriatı koyuyor ama bunların uzak ihtimallerinden dolayı gönülleri kedere sürüklenecek Müslümanlar'a da hemen şimdi neler yapması gerektiğini ve onların üzerine ne düştüğünü çok net bir şekilde açıklıyor. Ve tabir yerindeyse herkesten harekete geçmesini bekliyor. Bazı alıntılar ve gelecek için hatırlatmalar:  Şerri olan ahkamın dışına çıkma durumunda kişinin hali üzerine hüküm: "Kendilerini Allah’a vermiş olan peygamberlerin ve -Allah’ın kitabını korumaları kendilerinden istendiği için- rablerine teslim olmuş zâhidlerin, bilginlerin yahudiler arasında kendisiyle hükmettikleri, içinde hidayet ve nur bulunan Tevrat’ı elbette biz indirdik. Hepsi onun (hak olduğunun) şahitleri idi. O halde insanlardan korkmayın, benden
Din İslam
Müslümanın MüslümanlaşmasıAhmed Kalkan · Kalemder · 201816 okunma
7/10
·545 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 22:44
Kitap gerçekten ülkenin ne kadar bataklık olduğunun özeti. Kimin eli kimin cebinde belli değil , kim kiminle neden beraber bu zaten hiç belli değil. Ülke bu pislik oyunlardan kurtulmuş olsa idi,şimdi ülkenin gelmiş olduğu konumu tahmin edemiyorum. Ama kitap en basitinden şunu söylüyor : Amerika nin oyunu var ve belgeli. Hani sokaktaki kesin Amerika'nın oyunu diyor ama belgesi yok. Alın size belge. Bir de İsrail ile bu kadar sıkı fiki olan başka devlet var mıdır bilmiyorum. Çok fazla isim var o yüzden kafa karıştırıcı oluyor.
Bay PipoSoner Yalçın · Doğan Kitap · 20054,536 okunma
10/10
·221 syf.··
Beğendi
·
2020 124. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2020 05:33
Bu kadar küçük bir kitaba bu kadar büyük bir yazıyı nasıl sığdırabilirsiniz diyerek başladık. Toplam 14 bölümle karşılaşacağız. Sırayla ilerleyelim istiyorum. Çok düşündüm kısa bir inceleme mi olmalı yoksa uzun uzun mu yazmalıyız diye ve öyle düşünüyorum ki bu insanların her biri, ayrı ayrı incelemeleri hak eden insanlar. Elimden geldiğince hepsini araştırarak ben de bu incelemeye onları dahil etmek, en azından tanımasak da bu ülke için çabalamış insanların emeklerine saygı gösterip helallik almak isterim. Burhanettin Volkan’ın ölümü (cinayetlerin tamamına ölüm diyeceğim, karmaşa çıkıyor sonra, yazımı en baştan kontrol edip okurken fark ettim. Birine ölüm diğerine cinayet yazmışız, sanki birine inanıp diğerini hor görür gibi, olmamıştı) ile başlayan ölümler uzun zaman devam edecekti. Daha başlangıcı yapmadan ilk kısım buna ayrılmıştı. Sonra sırasıyla kitapta daha da geniş olarak yer verilen Hüseyin Başbilen, Ünsem Ünal, Evrim Yançeken, Zafer Oluk ve diğerleri. Ruhlarınız şad olsun. İlk isim Oramiral (sanırım) Güven Erkaya. Verdiği reportajda nasıl yanlış istihbarat ve milli savunma sanayisi başkalarına ait olan milletlerin nelerle karşılaştığını anlatıyor. Yunanlara zarar verdik diye açıkladıkları olayda kendi gemilerimizi vurup 56 askerimizin hayatını kaybettiğini (şehit olduğunu) açıklıyor. Bu meşhur Kocatepe Faciası diye adlandırılan olay aslında. Bunun yanında olan birçok olay neticesinde ASELSAN kuruluyor aslında ve bu da bize bir temel oluyor. Kendi ordunun yönetimini düşmanlarına bırakırsan neler olacağını görüyorsun. Ardından Rant Savaşı olarak isimlendirdiğimiz bölüme geçeceğiz. Özellikle bir “TATBİKATTA” Albay Vural Berkay’ın şehit edilmesi hadisesiyle devam eden bir süreç görüyoruz. Burada Çevik Bir Paşa ön plana oldukça çıksa da diğer dikkat çeken hadise
Aselsan CinayetleriMelik Duvaklı · Profil Yayıncılık · 2013177 okunma