keyifli ama potansiyelinin altında
7/10
·352 syf.··
2026 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 16:43
light academia olarak kategorilendirebileceğimiz (kelimenin uzunluğu) Yitik Kızlar’ı okudum. yunan tragedyaları + psikoterapi + akademi atmosferi + cinayetler = süper bir karışım. AMA; Bu kitabı okuma reçeteniz şöyle olmalı: yazarın en başarılı bulunan eseri Sessiz Hasta’dan ÖNCE okuyun. Böylece beklentiniz karşılanır ve keyif alırsınız. Ama bu kitabı sonra okursanız, hem kurgu, hem yazarın yeteneği açısından potansiyelini ortaya tam olarak koyamadığını düşünürsünüz. Hikâye, eşinin ölümünün ardından toparlanmaya çalışan terapist Mariana’nın, Cambridge’de işlenen bir cinayetin peşine düşmesiyle başlıyor. Başlangıç oldukça ilgi çekici ve atmosfer başarılı kurulmuş. Ancak ilerleyen bölümlerde bazı gelişmeler beni yeterince tatmin etmedi. Buna rağmen gizemli, hızlı akan ve okuma durgunluğundan çıkmak isteyenler için iyi bir seçenek olabilir. Yine de ben sevdim diyeceğim. Tam olarak bu ayarda bir kitabı okumam gerektiği zamanda bu kitabı okuduğum için orta halli keyif aldım. Sonunun daha farklı, daha şoke edici şekilde bitmesini isterdim ama kitapları sonlarına göre değil gidilen yola göre değerlendirmeyi daha doğru buluyorum. :’) Bu kitaptan hemen sonra Sessiz Hasta’yı okudum ve BAYILDIM! Onun yorumu da ayrıca gelecek.
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,281 okunma
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:57
Bu kitap beni kahretti. Resmen o Eğlence Parkı'nda birebir gezmiş, Mike ile o uçurtmayı uçurmuş, o kumsalda ateş başında oturmuş kadar oldum. Gerçekten harikaydı. Sadece tek eksiği bence Devin'in hayatının ilerleyen kısımlarının aceleye gelmesiydi. Evet geçmişte yaşadıkları çok güzel anlatılmış ama arkadaşlarıyla o olaydan sonra geçirdikleri vakitlerden kısa kesitler okumak isterdim... Arkadaşlık ilişkilerini, sevgililik dönemlerini, yaşanan talihsiz olayları, ergenlik dönemindeki bir erkeğin duygu ve düşünce geçişlerini, bir çocuğun ailesinin eline bakmasındansa kendi parasını kazanmak için verdiği emekleri okumak müthiş bir deneyimdi bence. Hele ki öldürülen kızın hikayesinin tamamlanmasını, cinayetin ardındaki kişinin bulunması için yapılan şeylerin de anlatılması çok güzeldi. Özellikle Mike ile olan sahnelere de bayıldım. Son anlarını yaşayan bir çocuğu sevindirmek için elinden geleni yapması çok hoştu. Kitabın sonu beni ne kadar üzmüş olsa da yine de her sayfası birbirinden güzel ve akıcıydı. Klasik King kitapları gibi korku-gerilim bulamayacaksınız. Sadece bir sahne var ki orada hafiften gerilebilirsiniz. Onun dışında sıcak ilişkiler, hüzün ve dostluktan oluşan oldukça sade bir kitap... Devin Jones, yazın çalışmak için Eğlence Parkı'na gelir. Sevgilisinden uzakta bir yaz geçirmek onu üzse de bu işe ihtiyacı vardır. Çok güzel dostluklar kurar ve yorucu da olsa yaptığı işten oldukça keyif alır. Yazın bitimine doğru sevgilisinden ayrılan Devin, okula ara verip bir yıl daha orada çalışmak ister. Bu esnada arkadaşlarıyla parkın da keyfini çıkartan Devin, anlatılan hikayeden etkilenir. Yıllar önce korku tünelinde öldürülen bir kızın, oraya musallat olduğu ve bazı kişilere göründüğü söylenir. Arkadaşlarıyla tünele girer ancak hiçbir şey göremez. Yine de bu işin peşini
Edebiyat
Eğlence ParkıStephen King · Sayfa6 Yayınları · 2013785 okunma
Reklam
Cinayetten Fazlası
10/10
·224 syf.··
2026 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:58
Evet arkadaşlar bir kitabın daha sonuna geldik yine şimdi inceleme yazma vakti geldi. Öncelikle kitabı okurken kendimi bir polisiye romanın içinde değil de insanların yarım kalmış hayatlarının arasında dolaşıyormuş gibi hissettim. Elbette ortada çözülmesi gereken olaylar ve cinayetler var ama kitap bittiğinde aklımda kalan şey bunlar olmadı. Daha çok karakterlerin taşıdığı yalnızlıklar, pişmanlıklar ve geçmişlerinden kurtulamamaları kaldı. Polisiye romanlarda genellikle merak duygusu ön planda olur. Bu kitapta ise merak kadar insan hikâyeleri de dikkat çekiyor. Ahmet Ümit'in en sevdiğim yönlerinden biri bu zaten. Karakterlerini sadece bir olayın parçası olarak bırakmıyor. Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir yarası var. Bu yüzden bazı karakterlerle birkaç sayfa geçirmiş olsanız bile onları unutmuyorsunuz. Kitap boyunca beni düşündüren şeylerden biri de aşkın ele alınış biçimi oldu. Buradaki aşk, insanı mutlu eden masum bir duygu gibi değil. Daha çok geçmişten çıkıp gelen, insanın peşini bırakmayan bir hatıra gibi duruyor. Bazen bir özlem, bazen bir yara, bazen de insanın bütün hayatını etkileyen bir yük hâline geliyor. Kitabın adının neden Aşkımız Eski Bir Roman olduğunu okudukça daha iyi anladım. Romanın atmosferini de çok sevdim. Özellikle İstanbul'un sokakları ve arka planda duran şehir hissi hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor. Şehir bazen olayların geçtiği bir mekân olmaktan çıkıp romanın karakterlerinden biri hâline geliyor. Kitaba dair tek eleştirim, bazı bölümlerde olayların çözümünün beklediğimden daha hızlı ilerlemesi oldu. Karakterlerin iç dünyasına gösterilen özenin bir kısmını final bölümünde de görmek isterdim. Ancak bu durum romanın genel etkisini azaltmıyor ve bu durum hikâyeden kopmama neden olmadı. Kitabı bitirdiğimde katilin kim olduğundan çok
İnceleme
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
7/10
·176 syf.··
2026 59. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:58
Bence Vejetaryen, okuması kolay ama sindirmesi zor kitaplardan biri. Han Kang olayları anlatmaktan çok hisleri, sessizlikleri ve bastırılmış acıları anlatmayı seçiyor. Bu yüzden kitap bittiğinde geriye hikâyeden çok insanın içinde bıraktığı o huzursuz duygu kalıyor. Benim de kitapla ilgili en büyük hissim, ilk bölümün etkisinin çok güçlü olduğu; ikinci ve üçüncü bölümlerin ise aynı tempoyu koruyamasa da anlatmak istediği büyük resim için gerekli olduğuydu. 1. Bölüm – Vejetaryen Kitabın en güçlü kısmı kesinlikle burasıydı. Çünkü Yeong-hye’yi doğrudan tanımasak bile onun etrafındaki insanların gözünden değişimini izlemek çok çarpıcıydı. En sıradan görünen bir kararın bile toplum tarafından nasıl tehdit olarak algılanabildiğini görmek beni etkiledi. Han Kang bu bölümde yalnızca et yememeyi anlatmıyor; insanın kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmasının bile ne kadar zor olabileceğini gösteriyor. Sessiz ama giderek büyüyen bir isyan var bu bölümde. Ben kitabın en sürükleyici ve en merak uyandıran kısmının burası olduğunu düşündüm. 2. Bölüm – Moğol Lekesi Bu bölüm edebi açıdan çok başarılı olsa da benim için okuması ilk bölüme göre daha zordu. Anlatım dili daha sanatsal, daha sembolik bir hâl alıyor ve hikâyeden çok karakterlerin iç dünyasına odaklanıyor. Bu yüzden zaman zaman tempoyu kaybettiğimi hissettim. Yine de bu bölümün, insanların başkalarını gerçekten görmek yerine kendi arzularını ve takıntılarını onlara yansıttığını anlatması bakımından oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Kitabın verdiği rahatsızlık hissi de burada daha belirginleşiyor. 3. Bölüm – Alev Ağaçları Son bölüm ise bana göre kitabın en duygusal kısmıydı. Ancak aynı zamanda en ağır ilerleyen bölüm de buydu. Olaylardan çok duyguların ön planda olması nedeniyle zaman zaman okurken koptuğum anlar oldu.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma
10/10
·304 syf.··
2026 97. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:40
Evet, bu kitapla birlikte tüm yazarcaglayanyilmaz kitaplarını okumuş bulunmaktayım. Bilinçli olarak geciktirdim yoksa yazarın kitabı çıkalı çok oldu. Eğer yazarın hikayelerini merak ediyorsanız, ilk kitaplarından okumaya başlamanız tavsiye ederim. Çünkü hepsi birbirinden bağımsız gibi görünse de kocaman bir evreni daldan budaktan okuyarak anlayamazsınız. Misal kitaba ismini veren Çoğa bir başka kitabında yan ama çok önemli bir karakterdi. Ve ben onu çok merak etmiştim. Kurt Diyarının kasabı fav karakterim. Kıssadan hisse bilgi vereyim, yazar Türk mitolojilerini ve Türk tarihini kullanarak epik fantastik hikayeler yazıyor. Atsız seviyorsanız yazarın hikayelerini de seversiniz. Şey biraz daha fazla sevebilirsiniz, Atsız'ın dili ağdalıdır azcık Her neyse Çoğacığımı pamuklara sarmak isterdim ama vicdansız yazar sürekli çektirdi ona. Ne çektin be Çoğa hayın babası onu kapıya koyunca yakalanıp köle oldu. Kaçmak için çok uğraştı, bedel ödedi. Anam epik hikayelerde de çok Vicdansız oluyor bu yazarlar be. Küçük çocuk Tabii bunları tarihle birleştirince, atalarımız için pek küçük bir yaş olmuyor biliyorsunuz. Benim akıl nerelere gidiyor böyle? Neyse hayatının travmalarını yaşadı Çoğa ama o zamanlar travma nedir bilinmediği için ve de bunalıma girecek vakti olmadığı için her fırsatı değerlendirdi bizimki. Anca bu kez de katil olarak yetiştirilmek için alıkoyuldu. Devamını anlatmicim. Kurtuluyor tabii. Ancak yaşadığı korkunç şeyler ve kayıpları, onu canavara dönüştürüyor. Neyse kızmayacam canavar halini sevdik çünkü Bolca savaş, katliam, intikam, kaos ne ararsan var. İçimdeki şiddet sever intikamcı üçüncü kişiliği ortaya çıkaran yazara teşekkürler. Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder! Not: Prenses hikayeleri sevenler okuyamaz
Canavar & Çoga’nın HikayesiÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 2022176 okunma
Yararlı Bir Kitap Ama Gereksiz Dolu
7/10
·240 syf.··
2026 1. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:56
Kitapta teknolojiyi kullanmada iradesini kaybeden insanlar için tavsiyeler veriliyor. Bu tavsiyelerin hepsinin ana başlığı dijital minimalizm olarak geçiyor. Kitaptaki bilgiler yararlı. Ama yazarın verdiği tavsiyelerin bir kısmına kesinlikle katılmıyorum. Bu yüzden her kitabı okuduğunuzdaki yaptığınız gibi bu kitabıda okurken balıklama atlamayın yazılanlara. Yoksa bağımlılıktan kurtulacağım diye başladığınız yere geri dönersiniz hatta gerilersiniz. Kendi aklınıza yatanları uygulayın yada değiştirin. Son olarakta kitaptaki gereksiz doluluktan bahsetmek istiyorum. Normalde çok kısa bir konu olabilecek dijital minimalizmi yazar oldukça uzun yazmayı tercih etmiş. Muhtemelen kitabının kısa olmasını istemediği ve dolu gözükmesi için. Ama bu da kitabı daha boş gösteriyor kanımca. Bazı yerlerde konudan tamamen uzaklaşılıyor ve yazarın kendi kafasına göre alakasız şeyler yazılıyor. Birde dijital minimalizm ile ilgili bir yönerge verildiğinde o yönerge ile ilgili çok fazla yazar ile iletişime geçen insanların hayatlarından örnek görüyoruz. Ancak yinede okumaya değer. Özetle ben kitabın daha temiz tutulmasını isterdim. Özellikle kitabın hedef kitlesinin dikkat süresi düşük ve teknolojiye özellikle sosyal medyaya bağımlı insanlar olduğunu düşününce.
Kişisel Gelişim
Dijital MinimalizmCal Newport · Metropolis Yayıncılık · 20171,654 okunma
Reklam
Reklam