Kitabını Halley kuyruklu yıldızının 1910 yılındaki geçişinden önce Dünya’ya çarpacağına dair çıkan söylentilerin toplumda yarattığı korku ve panik üzerinden esinlenerek yazan yazar, halkın olaya bakışını mizahi bir dille anlatırken aynı zamanda cahillik ve bilim düşmanlığını da gözler önüne seriyor.
Ana karakterimiz İrfan Galip’in kadınlar hakkındaki ön yargılı düşüncelerini, gizemli bir hanımefendi tarafından gönderilen mektuplarla dumura uğratılışını okumak çok güzeldi. Hanımefendinin, kadın doğduğuna üzülmesine sebep olacak durumların hâlâ günümüzde de devam ediyor olması ise gerçekten çok acı.
Diğer kitaplarında olduğu gibi, Hüseyin Rahmi’nin bu kitabında da sade ve alaycı bir anlatım hakimdi. Astronomi hakkında o dönem bilinenleri bizlere kitabında ustaca anlatmış. Bazılarınca ayrıntılı ve sıkıcı bulunmuş olsa da, benim gibi bu konulara ilgiliyseniz sizler için keyifli bir okuma olacaktır. Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri oldu.
Son olarak kitaptan bir alıntı yapmak isterim:
“Kadına şeriat sınırını aşmak derecesinde birçok emirlerde bulunuyorsunuz. Biçare, her dediğinizi kabul ediyor. Her sözünüze eyvallah diyor. Şu şekilde yetiştirdiğiniz kadını şimdi hangi hakla beğenmiyorsunuz?”
İyi okumalar.
Her sonbaharda birbiri üzerine düşen ağaç yaprakları gibi insanlar da birbirleri ardına toprağa yatarak yok oluyor. Bu değişmez, umumi bir kanun… Niçin endişe etmeli? Şu dünyada erilen başka ne var? Hayat yalan… Ölüm hakikat…