“Dışarıda kaç insanın sevmediği işlerde çalıştığını biliyor musun? Ya da mesleklerinden sıkıldığını? Uyanıp her zerresiyle nefret ettikleri işlerini yapmaya gidiyorlar çünkü yaşamak için o maaş çekine güveniyorlar. Destekleyici aileleri ya da sığı­nacakları bir evleri yok. Bu gerçek hayat. Sırf seni sıktığı için, yapacağını söylediğin bir işte güvenilmez ve boktan bir çalışan olmak...” Ayağa kalkarak yüzüne dökülen saçlarını geriye itti. “Bu bir ayrıcalık. Farkı anla.”
Alıntı
•~ßitti~•
Ölüler ki bir gün gömülür İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler İnsan yaşıyorken özgürdür İnsan yaşıyorken özgürdür.
Sayfa 107·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sen daha bilmezsin, bu diyara yeni geldin. O karşı köy var ya, insanlarına selem virrnek bile doğru değil. Dutup ta goşgocaman hökümetin, başbakanının ve cumhurbaşkanının aleyhında gonuşuyorlar. Bu ne dimek? Daha öteygün hoca vaiz itti: Kuranda yazarmış ki, kim hökümete karşı gelirse o yası. Allah onları sevmezmiş. Biz neden sevelim. Yaradan büyük, af itmezse biz heç yaklaşmayız. Cehennemin dibine gadar gitsinler.
Sayfa 11 - Yeni Yayınar - 1961 - Samsun
Eski İstanbul mahallelerini bugün gravürlerden seyredenler hoş bir atmosferin varlığından söz ederler. Oysa yaşanan hayat, bugünkü nostalji derecesinde kolay ve hoş olmamalıydı. Toplanamayan çöpler, yazın toz toprak, kışın çamur ve rüzgârlı havalarda bir kıvılcımla başlayıp bütün şehri telaşa veren ve gerçekten de mahalleleri süpürüp kül eden yangıların korkusu, İstanbul’u ilk elde kârgir yapılara ve giderek betonarmeye hem de çirkin bir betonlaşmaya itti.
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Alıntı
Hölderlin
"Ah, dünya benim ruhumu ilk gençliğimden itibaren korkutup kendi içine geri itti."
Kadınları dövmelerimiz de oldu. Hatta, zihinsel özürlüydü, gerçi bilmiyorduk. Yazıcı olacağım için yerime geçecek arkadaşı yetiştirmeye çalışıyordum. Bayan çocuğa sarkıntılık yapıyormuş, deliymiş yani, "git" diyoruz, gitmiyor. Oradaki kişiyle aramızda en az beş metre kalması gerekiyor, emir öyle. Bıçak darbesi alabilirsin, üzerinde bomba olabilir. Gitmeyince, arkadaş itti, biz de ittik. Kadın bağırmaya, taş atmaya başladı. Birkaç tane vurduk, gönderdik. Tekrar geldi, tekrar vurduk. Kendimizden geçmişiz, ne yaptığımızı bilmiyoruz. Tekme de atmışızdır, dipçikle bile vurmuşuzdur. Arkadaşlardan, "manyak mısınız" diyenler de vardı. Öyle şartlandırılmışız ki emir tutulacak, tutmazsan cezalar belli. Disiplin cezası, askeri mahkemeye çıkartıyorlardı. Katı kurallar işliyordu. Yatınca düşünüyorum: Niye yaptım? Bulsam özür dilesem. Kendimle çok çelişkiye düştüm..
Sayfa 153 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Anı