Bu yaşa geldi, bir kerecik olsun 'ana' demedi yaşar. Herkes gibi, o da 'gelin' derdi anasına. Oysa, şu beyaz kâğıtlara binlerce kez 'ana', yazmak, binlerce kez, bütün gücüyle 'ana!' diye bağırmak istiyordu.
İki kere iki dört formülü, yine de dayanılmaz şey doğrusu. Bana kalırsa iki kere iki dört, büyük bir küstahlıktır ve etrafa tükürükler saçan, elleri belinde, yol kesen bir külhanbeyi nin ta kendisidir. İki kere iki dördün mükemmelliğine inanıyorum; fakat ondan daha üstün olduğuna inandığım şey, iki kere ikinin beş etmesidir.
Ve eğer bu dünya haksızlıklarıyla birlikte önüme sürülüyorsa, onları [haksızlıkları] soğukkanlılıkla izleyeyim diye değil, tiksintimle canlandırayım, üstlerindeki perdeyi kaldırayım, kendi doğaları içinde haksızlıklar, kötüye kullanmalar olarak yaratayım diye sürülüyor.
Işıklar ki güneşin veletleri
Ortalığı kasıp kavurduktan sonra
Yorgun düşünce akşamla
Adalar üzerinden denize,
Düştüler birbirlerine
Kırdılar birbirlerini...
Kırıldı, kırıldı ışıklar