Bazı şiirler vardır ki sadece okunmaz; yüreğe dokunur, insanın içinde iz bırakır. Kimi zaman da türkü olup dilden dile dolaşır, yıllar geçse de değerini kaybetmez.
"Sarı saçlarına deli gönlümü,
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban,
Ayrılıktan zor belleme ölümü,
Görmeyince sezilmiyor Mihriban."
Mihriban: Türk halk müziğinde efsaneleşen, Musa Eroğlu tarafından bestelenen bu şiir, kavuşulamayan gizemli bir aşka yazılmış en naif eserlerden biridir.
Sevginin en derin hali bazen yoklukta saklıdır. İnsan, yanında olmasa da sevdiğini kalbinin en güzel yerinde taşımaya devam ediyor.
“Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.”
Her satırında hakikatin, dostluğun ve insan olmanın izini sürüyor. Her dizede ayrı bir derinlik saklı. Okudukça insanın gönlüne dokunan bu yolculuk, sonunda Hakk’a varıyor.
"Ya Rab, bu hasrete can dayanmıyor;
Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun."
Gurbetin hüznünü, hasretin sızısını, sevdanın sıcaklığını ve memleket özlemini yüreğinde taşıyan bu güzel şiir kitabının, okuyan herkesin gönlüne dokunması dileğiyle.
"Her tarafı gurbet olmuş yurdumun;
Düşünceme tuzak kurma boşuna.
Gönlüm yığın yığın hasret yüklüdür;
İçimde tarifsiz keder saklıdır.
Sökemezsin yaralarım köklüdür;
Merhem sürüp sargı sarma boşuna."