9/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:23
ŞİZOFREN / WULF DORN Olaylar 23 yıl öncesine uzanıyor. Psikiyatr Jan Forstner, bir gecede ailesini paramparça eden bir olayın içinde kalır. Küçük kardeşi ortadan kaybolur. Sadece üç gün sonra ise babası korkunç bir trafik kazasında hayatını kaybeder. O yıllarda daha 12 yaşında olan Jan, kardeşine ne olduğunu, babasının neden gecenin bir yarısı yola çıktığını ve o kazanın gerçekten bir tesadüf olup olmadığını yıllarca sorgular. Bu sorular zamanla bir meraktan çok bir takıntıya dönüşür. Yıllar geçer; Jan hem evliliğini hem de işini kaybeder. Hayat onu yeniden başladığı noktaya sürüklediğinde geri dönmekten başka seçeneği kalmaz ve ailesiyle birlikte büyüdüğü kasabaya geri taşınır. Ama geçmiş geride kalmamıştır. Kabuslar hâlâ oradadır. Jan hayata tutunmaya çalışırken, çalıştığı klinikte yaşanan bir intihar her şeyi yeniden başlatır. Artık o da istemeden, 23 yıldır saklanan karanlık bir sırrın içine çekilmiştir. 🩵🩵🩵 Kitaba tek kelimeyle bayıldım. Dün başlamıştım ve elimden bırakamadım. Gerilimi yüksek, temposu hiç düşmüyor ve oldukça merak uyandırıcıydı. Yazarın kalemini bilenler beni anlayacaktır. 🩵🩵🩵
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:47
Fikirler İçin Ölmek kitabının bir süredir baskısı yok. Ben de Nadirkitap'tan almıştım. "Fikirler Uğruna Ölmek" insanoğlunun düşünmeye başladığı ilk andan itibaren var sanırım. Kitaba çok vurucu bir cümleyle başlıyor Costıca Bradatan "İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş en paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük günah onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir." -Simone Weil- Ve kitap boyunca ismini saymış olduğum bu felsefefilerin ve düşünce kahramanlarının hayatlarının kilometre taşlarından bahsediyor. Burada özellikle Sokrates, Vico, Montaigne, Boethius ve Hadot okumayı seviyorum. (Sokrates, Hypatia, Thomas More, Giordano Bruno, Jan Patocka Giovanni Pico della Mirandola, Giambatista Vico, Nietzsche, Pierre Hadot, Montaigne, Paul Louis Landsberg, Thich Quang Duc, Boethius) Bu tarz kitapların okurlara rehberlik yapmasına hayranım. Sizi başka kitaplara yönlendiriyor. Kafanızı kaldırıp düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Rahatsız edici olan ölüm fikri üzerine yazılmış bir kitap olsa da ben okurken hayatımı nasıl anlamlandırabilirim ve iyi bir ölümü hak ederim diye düşündüm. Ricky Gervais'ın "After Life" dizisi geliyor akla. Gerçekten ölüm üzerine konuşabilmek ve kabullenebilmek iyi bir mizah anlayışı da gerektiriyor. Ölüm konusu çok uzun zamandır kafamı kurcalıyor. İlk zamanlardaki o huzursuzluktan eser kalmadı. Çok sevdiğim dostlarımı erken yaşta kaybettim. Her ölümden payıma düşen dersi çıkarmaya çalıştım. Ne acı bir şey değil mi? Sevdiğiniz insanların ölümünden, kendinize daha iyi bir yaşam için ders çıkarmak... Nietzsche'nin Şen Bilim'deki şu feryadı boşuna değilmiş: "Elzem olan bir şey vardır. Birinin kendi karakterine -biçim vermesi- nasıl da büyük ve nadide bir sanat. İşte sahip olduğumuz o hammaddeye; yani bedenimize ve zihnimize hak ettiği üzere bir sanatçı gibi davranmıyoruz.
Felsefe-Düşünce
Fikirler İçin ÖlmekCostıca Bradatan · Can Yayınları · 2018103 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·384 syf.··
2026 16. kitabı
Oyunbaz - Wulf Dorn Türü: Gerilim Sayfa : 382 #kitapyorumum Yazardan okuduğum ikinci eser olan bu roman; gerilim ve gizemin birleşiminden oluşuyordu. Bu eser sizi bir katilin zihniyle buluşturuyor. Şüphe, paranoya ve gerilim tutkusunu okuyucuya sunuyor. Açıkçası ben tansiyonu çok yüksek bir eser olarak nitellendirmem. Evet kendini okutuyor, bazı noktalarda ters köşeler var. Ama gerilime doydum ya da katille kaçma kovalamaca oynamak bana çok büyük bir keyif verdi diyemem. İlk bölümlerde verilen ipuçlarıyla saplantılı aşığın karakterin etrafında olduğunu düşünüyorsunuz. Ama sonrasında şüphelendiğiniz herkesin aslında o saplantılı aşığın bir kurbanı olduğunu görüyorsunuz. Kitabın sonunda ters köşe olduğumu kabul etmem gerekiyor; çünkü katilin asla o kişi olacağını tahmin etmemiştim. Bu açıdan da yazar okuyucuyu şaşırtıyor. Ama sonunun da tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim daha kanlı ve daha vahşet dolu bir son isterdim. Yazarın anlatım dili akıcı eser daha çok diyaloglardan oluşuyor bölümler kısa olduğu için de okunma kolaylığı sağlıyor. Gizem, gerilim ve ipuçları toplamayı seviyorsanız bu esere bakabilirsiniz. Okuyacaklara şimdiden afiyet olsun #alıntı “Öncesinde ne kadar mutlu olduysan, Kaybettiğinde o ölçüde canın yanar. Günün birinde bu mektup eline geçtiğinde sen ve ben büyük acılar çekmiş olacağız ve bu acılar tarifsiz boyutlara ulaşacak. İşte sen o an, gerçek aşkın anlamını ve bu dünyada hiçbir şeyin rastlantı eseri olmadığını kavrayacaksın. “ “Gözlemleyen kişi kontrolü kaybetmez ve kontrolü kaybetmeyen kişi her zaman çok önemli şahsiyetlermiş gibi ortalıkta dolaşan kibirlilerden çok daha üstün insanlar olurlardı.” “Kadının sırtındaki yük adeta devasa bir buz parçasıydı. Papaz bu buzu, kafesin karanlık tarafından hissediyordu.” #konusu Psikiyatr
OyunbazWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20165,8bin okunma
Arkadaşlar İçin İntihar Vakti
6/10
·48 syf.··
2026 24. kitabı
2026 - 28. Kitap Kitabın Adı: Arkadaşlar İçin İntihar Vakti Yazarı : Küçük İskender Yayınevi: Can Yayınları Türü : Derleme Basım Yılı : Kasım 2017 Sayfa Sayısı: 46 Sayfa Düşünceler : Bu dünyadan bir Derman İskender Över namıdiğer Küçük İskender geçti. 3 Temmuz 2019 tarihinde aramızdan ayrıldığında sadece 55 yaşında idi. Öldüğünde ünü kısa yaşamından çok daha uzaklara gitmişti. Amerika'da dahi şiir okumalarına katılan ,şiirler okuyan yazar pek çokta ödül kazanmıştır. Küçük İskender edebiyatın ve sanatın pek dalında emek vermiş ,eserler meydana getirmiştir. Şiir,roman,deneme gibi pek çok türde yazan sempozyumlara katılan ,şiir dinletileri veren Küçük İskender Ağır Roman ve O Şimdi Asker filmlerinde de yan rollerde oyunculuk yapmıştır. Küçük İskender'in adını çok duymama rağmen hiç eserini okumamıştım. Yazarın çeşitli eserlerinden kendisinin seçtiği derleme türünde olan bu kitapta denemeler ,öyküler şiirler bulunmaktadır. Kendine özgü protest bir tarzı var Küçük İskender'in. Kara mizaha ve sert ögelere de başvuruyor özgün ama ağır metinler ortaya çıkıyor. Ölüm ve jan temalarına sık sık yer veren yazarın öykülerinde vurgulu sonlar öne çıkıyor. Peki beğendim mi ? Yani önüme çıksa okurum her şekilde ama illa önüme çıksın diye de çabalamam yani. Yine de farklı bir tarz arayanlar okuyabilir diye düşünüyorum
Arkadaşlar İçin İntihar VaktiKüçük İskender · Can Yayınları · 201751 okunma
8/10
·280 syf.··
2026 16. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:45
Sabah sabah hüzünlü bir kitabın daha son sayfasını kapattım. Bazı kitaplar bittiğinde hikâye sona erer. Bazılarıysa tam o anda zihninizde yaşamaya başlar. Ağacın Hafızası, Alzheimer hastalığını anlatan bir kitap olmanın çok ötesinde; hatırlamanın, unutmanın, aile olmanın ve sevginin sessiz gücünün hikâyesi. Küçük Jan'ın gözünden anlatılan bu yolculuk, bir çocuğun dedesine duyduğu sevgiyi öyle doğal ve içten bir şekilde aktarıyor ki sayfalar ilerledikçe kendinizi o ailenin bir parçası gibi hissediyorsunuz. Yazarın sade dili, kısa bölümleri ve güçlü metaforları sayesinde kitap bir çırpıda okunuyor. Ama etkisi uzun süre kalıyor. Özellikle dedesiyle yaptığı sohbetler ve anıları koruma çabası, kitabın en dokunaklı yanlarından biri. Bu kitabı kapattığımda aklımda tek bir düşünce kaldı: İnsan bazen her şeyi hatırlayamaz. Ama sevildiğini hatırlar. Kitaba puanım:8/10 #AğacınHafızası #TinaVallès #KitapYorumu #NeOkudum #KitapÖnerisi OkumaGünlüğü
Ağacın HafızasıTina Vallès · Can Çocuk Yayınları · 2019606 okunma
Hakikatin Kayboluşu
8/10
·170 syf.·
2026 7. kitabı
İlk defa Agatha Christie okudum. Polisiye konusunda az bilgim olduğu için Beklenmeyen Misafir kitabında katil kimdi tartışmasından ziyade, okurken hissettiğim hakikatin kayboluşunu biraz anlatmak istiyorum. Çünkü bence tiyatro oyunu olarak tasarlanmış ve sonradan kitaba dönüştürülmüş metnin asıl anlattığı mesele bu olsa gerek. Sherlock Holmes’taki gibi hakikatin peşinden koşan dedektif ve polisler yerine açıkçası analizden yoksun bir güvenlik ve yargı bürokrasisi var karşımızda. Ve bir kişi düşünün ki inanılmaz bir akılla bütün olayları kendine göre kurgulayabiliyor ve insanları ikna edebiliyor. Hatta metni okuyan bizleri bile. Bunu Richard karakterinin yaşattıklarında da görebiliyoruz. Gerçeği çarpıtarak adaletin yerini bulmamasına yönelik kanıyı okuyoruz. Ve sistem hakikati bulmak yerine dosya kapatma motivasyonuyla yaklaşarak aslında çürümüşlüğünü gösteriyor. Çürümüş bir sistemde bedelini yine iyi insanlar ödüyor. Laura karakteri buna örnek. Bütün bu komploların, zulümlerin arasında kalmış ideal bir kadın. Öyle bir ideallikte ki sistem ona her türlü kötülüğü yapıyor; önce onurunu, sonra sevdiklerini elinden alıyor. İdeal bir kadının bunu hak ettiği izlenimi oluşuyor bu yüzden. Jan ise belki de en savunmasız karakter. Güçsüz ve iyi insanların üzerine bir canavar gibi geliyor mevcut düzen. Kimsenin hakikat için çabalamadığı, basmakalıp yöntemlerle ‘suçlu’nun belirlenip olayların ‘çözüldüğü’ bir durum ortaya çıkıyor. Kitap, “Gerçeğin feda edildiği bir düzende adalet gerçekten mümkün mü?” sorusunu ortaya atıyor ve bizi düşünmeye sevk ediyor.
Edebiyat
Beklenmeyen MisafirAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20245,6bin okunma