Asla asla dememek gerektiğini düşünüyordum, özellikle de ne hatırlayacağınız konusunda. İnsanlar yaşlanırlar ve neleri unutabileceklerini bilseniz şaşırırsınız. Örneğin, birkaç hafta önce sekseninci yaş gününü kutlamak için annemi aradım.
"Bahse girerim babamın hayatta olmasını isterdin," dedim.
"Böylece doğum gününü birlikte kutlayabilirdiniz."
"Ama o hâlâ hayatta," dedi bana.
"Öyle mi?"
"Evet, elbette," dedi. "Telefonu kimin açtığını sanıyorsun?"
Elli yaşına yeni girmiş olmama rağmen, babamın henüz ölmediğini unutmuştum!
Tarih kitaplarının yoğun bölümlerinden birini oluşturacak bi’ dönemde yaşamaktan biraz sıkılmaya başladım.
"Burada önemli bir şey olmadı" yazılı bir bölümün döneminde yaşamak isterdim yalan yok.
Açıklamam spoiler içerir. İlk önce bazı tanımlamalar yapmak istiyorum. Pedofili ya da sübyancılık, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlıktır. Sübyancılar sıklıkla cinsel birleşmeden önce kurbana dokunmak ya da cinsel organlara bakmak yoluyla cinsel doyuma ulaşırlar.
Bu bilgilere kolaylıkla vikipedi'den ulaşabilirsiniz. Bunları neden yazdım çünkü kitabın bir bölümünde kitabın baş karakteri 13 yaşındaki bir çocuğun vücudundaki hatları zevkle izlediğini betimliyor. Çocuğa duyduğu aşkı yazdığı satırları okumak çok zor. "Yazarın herkesin anlayamayacağı ironik dilinden ötürü" falan yazılmış ama anlayanların tam olarak ne anladığını çok merak ediyorum. Entelektüel görünme endişesinin iki üç süslü cümleyle pedofiliye kılıf uydurulması boyutuna gelmesi korkunç.
İster inançsal, ister spiritüel motifle ilgili olsun, ister sanatın büyüleyici atmosferiyle desteklendiği iddia edilsin, isterse post modern tartışma sofralarının iştah açıcı individüalist eksenine oturtulsun, pedofili gibi bir sapkınlığın ortaya çıkan görüntülerini hoş görme kabullenme mantığını, medeni medikal, psikolojik, sosyal ve hukuki bakış açısından uygun bulmamız düşünülemez.
Hiçbir zaman konuşmadığı için sağır ve dilsizlerin ciğerleri güçsüzdür. Ağızlarından birkaç santim uzaktaki bir mumu bile zor söndürürler. Konuşmak ciğerleri güçlendiren bir çalışmadır.