7/10
·640 syf.··
2026 45. kitabı
·
266 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:30
Kudüs... Ey Kudüs (O Jerusalem!) – Larry Collins & Dominique Lapierre üzerine bir inceleme Larry Collins ve Dominique Lapierre’in kaleme aldığı bu eser, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında Kudüs’ün dramatik kuşatmasını, sokak sokak çarpışmaları ve iki tarafın da acısını anlatan epik bir tarih anlatısı. Yazarlar, binlerce röportaj ve belgeyle besledikleri kitabı adeta bir roman gibi kurgulamış; okuru o kaotik günlere taşıyor. Ancak kitabı derinlemesine okuduğunuzda, Collins’in Yahudi taraftarı yaklaşımı belirgin şekilde öne çıkıyor. Hikaye, Yahudi direnişini kahramanca, fedakarlık ve “tarihi hak” vurgusuyla işlerken, Arap tarafını daha çok tepkisel, parçalı ve bazen barbarca gösteriyor. Bu, yazarın Batı merkezli, Siyonist tahrifatçılığına yakın duruşunun bir yansıması. Kitap, Holokost’un hemen ardından Yahudilerin “vatan” arayışını duygusal bir zemine oturtuyor. Yazarlar, Nazi katliamlarından kurtulanların Filistin’e gelişini, BM kararını ve bağımsızlık ilanını coşkuyla anlatıyor. Ne var ki bu anlatı, Yahudi katliamlarını ve Siyonist projenin karanlık yüzünü yeterince sorgulamadan geçiştiriyor veya bağlamından koparıyor. Tarih boyunca Yahudilerin yaşadığı olaylar; ancak kitap bu olayları, Filistin topraklarındaki Arap nüfusa karşı sistematik bir üstünlük ve yer değiştirme aracı olarak kullanan Siyonist harekete meşruiyet kazandırmak için araçsallaştırıyor. Deir Yassin katliamı gibi olaylar dile getirilse de, genel ton “Yahudiler mecburen savunma yapıyor” şeklindedir. Yahudi tarafının hırsızlığı ve cani yönü Eserin satır aralarında, Siyonist liderlerin planlı bir şekilde Arap köylerini boşaltma, mülklerine el koyma ve terör yoluyla nüfusu göçe zorlama stratejileri okunuyor. Haganah, Irgun ve Stern Çetesi gibi örgütlerin sivillere yönelik saldırıları, bombalamalar
Kudüs Ey KudüsLarry Collins · Kronik Kitap · 2017397 okunma
Puan vermedi·475 syf.·
2026 2283. kitabı
Tarihi Macera ve Sürükleyicilik Açısından: 8 / 10 Boschert’ın "Talon Serisi" olarak bilinen tarihi macera destanının ikinci halkası olan "Tapınakçıların Arasında Alamut Fedaisi" (orijinal adıyla Knight of Jerusalem). İlk kitapta Alamut'un ölümcül bir fedaisi olarak yetiştirilen Talon, bu ikinci kitapta rotasını tamamen Hristiyan dünyasına, Haçlı Seferleri'nin kalbine ve dönemin en güçlü askeri-dini örgütü olan Tapınak Şövalyeleri'nin (Knights Templar) arasına çevirdiğini gördüm. Kitap, sadece meydan savaşlarını değil; Kudüs Krallığı içindeki taht kavgalarını, Tapınakçılar ile Hospitalier Şövalyeleri arasındaki gizli rekabeti ve her iki tarafı da parmağında oynatan siyasi entrikaları Talon’un gözünden aktarıyor.
Alamut FedaisiJames Boschert · Yurt Kitap Yayınları · 2012472 okunma
Reklam
8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022988 okunma
9/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 16:42
Kitabı okumadan önce kitap ile ilgili ilgimi çeken bazı konulardan sebep kitabı,basıldığı dönemi,o dönemki toplumu ve toplumun düşüncelerini biraz araştırdım. Kitapla ilgili yorumumdan önce araştırdığım bu konularla ilgili öğrenebildiklerimi sizlerle paylaşmak isterim. Çünkü bence kitabı okumaya başlamadan önce basıldığı dönemi ve o dönemin insanını bilmek daha etkili bir şekilde okumayı sağlıyor. Biraz uzun olacak ama şöyle başlayayım ben yavaştan: Öncelikle Genç Werther’in Acıları sadece bir aşk romanı değil; Avrupa edebiyatını, gençlik kültürünü, romantizmi ve hatta gerçek hayatı yansıtan bir roman. Kitap yazıldığı dönemde çok patlamış olan bir eser. Peki neden? Kitap 1774 yılında yayınlanan bir eser. O dönemde Avrupa'da akılcılığı merkeze alan aydınlanma düşüncesi hakimdi, insanlardan mantıklı,ölçülü,kontrollü olmaları bekleniyordu ve de duygular "tehlikeli" görülüyordu. Tam bu sırada da Johann Wolfgang Von Goethe bu kitabı yazmaya başlamış. Kitap, Alman edebiyatındaki "Sturm und Drang" (Fırtına ve Coşku) akımının en büyük eserlerinden biri. Bu akım yoğun duygu, bireyin toplumla çatışması, melankoli, doğaya kaçış, taşan aşk ve topluma yabancılaşma konuları üzerine kurulu bir akım. Karakterimiz Werther ise tam olarak bunların beden bulmuş hali. Johann Wolfgang Von Goethe ve Werther ilişkisine değinmek gerekirse de yazarımız aslında büyük ölçüde Werther. Ve romanın en önemli yanlarından biri de Werther'in tamamen kurgu olmayıp Goethe'nin hayatından doğmuş olmasıdır. Goethe, Wetzlar'da 9 Haziran 1772 tarihinde bir baloda Charlotte Buff adında bir kadınla tanışır. O dönemde Goethe 22, Charlotte 19 yaşında ve kendisinden 11 yaş büyük olan Kestner ile nişanlı. Yani Loote karakteri aslında Goethe'nin gençken aşık olduğu,nişanlı bir kadın olan Charlotte Buff. Albert ise Charlotte'un nişanlısı olan Johann
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Can Yayınları · 2019149,9bin okunma
7/10
·152 syf.··
2026 30. kitabı
Kudüs, Jerusalem, Yeruşalim. 3 kutsal şehir, bir savaş ve o savaş arasında gelen bi bilge. Halkın sorularına cevap veriyor, sevgi, aşk, iyilik, sadakat, özgürlük gibi hayatın temel ilkelerinin ne anlama geldiğini anlatıyor. Seneler sonra bulunan bu elyazması, günümüzde felsefik bir kitap haline gelmiş bulunuyor. Yazarın kalemi zaten sihirli olduğu için çok severek, kolayca okudum.
Akra'da Bulunan ElyazmasıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20222,587 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2022 38. kitabı
"Genç Werther'in Acıları", Johann Wolfgang von Goethe'nin 1774 yılında yayımlanan ünlü mektup romanıdır. Goethe bu eseri 25 yaşındayken, sadece iki hafta gibi kısa bir sürede yazmıştır. Roman, Sturm und Drang (Fırtına ve Atılım) akımının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve Romantizm akımının öncülerinden sayılır. Duyguların, doğanın, bireysel tutkuların ve iç çatışmaların ön plana çıktığı bir yapıttır; aynı zamanda realizm unsurları da taşır. Roman, Werther adlı genç bir hukuk stajyerinin (aydın, hassas ve tutkulu bir karakter) mektuplarından oluşur. Werther, büyük şehrin yarattığı ruhsal bunalımdan kaçarak Wahlheim adlı küçük bir kasabaya yerleşir. Orada doğayla iç içe, basit köylü hayatından etkilenir ve mektuplarını hayali dostu Wilhelm'e yazar.Bir baloda tanıştığı Lotte (Charlotte) adlı genç kadına ilk görüşte âşık olur. Lotte, annesinin ölümünden sonra kardeşlerine bakan, güçlü ve sevilen biridir. Ancak Lotte, Albert adlı daha olgun ve mantıklı bir adamla nişanlıdır (sonra evlenirler). Werther, bu imkânsız aşka rağmen Lotte ve Albert'le yakın dostluk kurar. Zamanla aşkı dayanılmaz bir acıya dönüşür; toplumsal kurallar, ahlak ve Lotte'nin bağlılığı yüzünden mutluluğa ulaşamaz. Werther'in duyguları mektuplarda giderek daha tutkulu, melankolik ve umutsuz bir hal alır. Sonunda acısına dayanamayıp intihar eder.Kitabın sonunda, isimsiz bir editörün notları devreye girer ve olayları tamamlar. Hikâye büyük ölçüde Werther'in iç dünyasını, doğa tasvirlerini ve duygusal çöküşünü yansıtır. Esin Kaynakları Goethe, romanı kendi yaşam deneyimlerinden esinlenerek yazmıştır: Wetzlar'da hukuk stajı yaparken Charlotte Buff adlı nişanlı bir kadına âşık olması. Arkadaşı Karl Wilhelm Jerusalem'in evli bir kadına olan aşkı nedeniyle intihar etmesi. Bu kişisel
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam
Reklam