10/10
·724 syf.··
2026 1. kitabı
- Selim Işık. Tek ve Türk - Kelimeler, kelimeler. Yalnız kelimeler, konuşulan kelimeler - Piyano çalmayı çok isterdim. Şimdi piyanoya oturur, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı tuşlara dökerdim. Kimbilir ne ince ayrıntıları vardır o dokunuşların. Kelimeleri daha önce öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var. -  Ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum. Toplumu iyiye güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe baş kaldırmamışsa o kişi namussuzdur benim için. - Sarhoş gibiydi, ne yaptığını bilmeden kayıp gidiyordu sokaklarda. İnsan, iki gün falan böyle hissetse kendini, Dostoyevski'yi kıskandıracak eserler yazar. Değil mi Selim?
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 243. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:05
Batman: Adalet Avcısı bence klasik Batman hikayelerinden baya farklı bir iş olmuş. Gotham burada tamamen çökmüş gibi duruyor; suç oranı artmış, insanlar Batman’e bile tam güvenmiyor ve şehir sürekli kaos içinde. Bruce Wayne de bu yüzden insanlardan uzaklaşıp kendini tamamen teknolojiye vermiş. Özellikle yapay zekâ ile geliştirdiği Robin sistemi manganın en ilgi çekici taraflarından biri olmuş bence. Normal Robin-Batman ilişkisinden çok farklı çünkü burada Robin daha çok Bruce’un zihninin bir uzantısı gibi hissettiriliyor. Joker’in Batman’le olan ilişkisi de klasik “kahraman vs kötü adam” olayından farklı ilerliyor. Joker sürekli Batman’i anlamaya çalışıyor ve bir noktadan sonra onunla ortak olabileceklerini bile düşünüyor. Batman’in yöntemlerinin giderek sertleşmesi de Joker’in ilgisini çekiyor zaten. Çizimler de manganın atmosferine çok iyi uyuyor; Gotham aşırı karanlık, kirli ve boğucu görünüyor. Bruce’un kontrol takıntısı ve yalnızlığı hikâye ilerledikçe daha rahatsız edici bir hâl alıyor. Karakterlerin farklı yorumlanışını görmek keyifli oldu. İyi okumalar.
İnceleme
Batman: Adalet Avcısı - Cilt 1Eiichi Shimizu · Athica Yayınları · 202524 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ahh Ülker Abla
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 15:59
Benim yazarla tanışma kitabım oldu Ülker Abla ve çok sevdim Dili, üslubu, karakterler çok bizden. Ülker bu ülkede hatta bu dünya da yaşamak için çabalayan tüm kadınların sesi. Baba evindeki şi ddetten kaçıp, koca evindeki şiddete maruz kalmış, evladı için susmuş, gidecek bir yeri olmayan Ülker’in üçüncü sayfa haberi olmamak için, yaşamak için verdiği mücadele. Bir kap sıcak yemek yiyebilmek için hastaneye sığınıp, refakatçilik yaparak karnını doyuran, sıcak bir yerde korkusuzca uyuyabilmek için milletin her türlü pisliğini temizleyen Ülker Ablamız. Karakter o kadar geçiyor ki insan elini uzatıp sırtını sıvazlamak istiyor. Gel Ülker’cim beni seni sarıp sarmalamak istiyorum dedirtiyor. Yeri geliyor aferin kız Ülker dedirtiyor. Yeri geliyor ben Ülker’in yerinde olsaydım nasıl olurdum ne yapardım diye düşündürüyor. Be Ülker Abla’yı çok sevdim. Bence okuyan herkes çok sevecek. Bu yılın favori kitabı oldu bile benim için
1000Kitap
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,429 okunma
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Bi kitabı kelimelere nasıl dökerim bilmem. Her kitabı anlamak için doğru ruh halinde okunması gerek bence ve ben doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum. Karamsarlığın da bir duygu olduğunu ve altında yatan bir çok sebep olduğunu bunlardan en önemlisinin de sevgisizlik olduğunu okuyoruz. İsmini bile bilmediğimiz birinin bir çok duygusuna şahit oluyoruz. Birinci kısımda sanki biriyle muhabbet ediyormuşum da bana kendini anlatıyormuş gibi sıcak hissettirdi. İkinci kısımda pişmanlıklarını, yaşadığı olayların bir çok sebeplerini görüyoruz. Kendince hayata yetişmeye çalışıp imkanları dahilinde kendini ezdirmeden saygı görmeye çalışıyor. Yeteri kadar sevilmediği için yanlış yollardan yapıyor bunu ama oda farkında. Anlık duygularla hareket edip sonrasında çok pişman oluyor. Çevremizde bu tarz insanlar çok var belkide biz onlardan biriyiz. Kendimizle ve gizlediğimiz duygularla yüzleşmemizi sağlıyor. Ben okurken hem keyif aldım hem empati kurmaya çalıştım. Keyifli okumalar..
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,7bin okunma
Puan vermedi·347 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 18:17
Uzun zaman sonra bir incelemeyle geldim.. Nerden başlasam bilemiyorum kitabın bendeki tesiri oldukça derin oldu. Kitap ikinci dünya savaşı döneminde geçiyor.Hikaye adada olan askerler ve o adaya yardım için giden hemşireler etrafında dönüyor .Bunlar arasında öyle bir ikili var ki ne insanlar onları duydu ne onlar kendini gösterebildi.. Öyle derin ve öyle ince işlenmiş bir aşk hikayesi yaşattılar ki bize .. Yarım kalmışlıkların ne olursa olsun tamamlanacağına dair umudumu yeşertti. Normalde uzun uzun yazar dile dökerdim yorumumu ama bunda nedense yapamadım belki de kitabın büyüsünden çıkmak istemiyorumdur ..Kesinlikle tavsiye ederim.Şimdiden iyi okumalar
1000Kitap
Yağmur SonrasıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201320,6bin okunma
10/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:00
"BİR TUTKUNUN DİLE GETİRİLME BİÇİMİ" "Yaşanılmış güzellikleri yitirmiş olmanın üzüncü değil yalnızca. Yaşanacak daha nice sevinçlere artık uzak kalmış olmak da değil. Yenilmiş olmak da....Onu yitirmiş olmak elbet, -sanki yalnızca bu da değil. Bunu hiç de hak etmedi saymak kendimi, -avuntu değil. Gerçeklerden kaçmak da değil.” Öyküler... Bazen kısa, bazen uzun. İkisinde de sonuç aynı: ruha dokunan kelimeler, cümleler. Bazı yarım kalmışlıklar vardır ki, duyguları en güzel onlar ifade eder. Gerçek hayatta da her duygu sonuna kadar gitmez çoğunlukla; yarım kalır, öylece durur içimizde. İşte tam da bu yarım kalmışlıkların arasında buluruz kendimizi, duygularımızı, yaşanmışlıklarımızı... Her öyküde az çok biz de yer alırız; bazen başrolde, bazen de seyirci olarak. İşte bu nedenle öykünün yeri ayrıdır bende. Bir roman boyunca hissetmediğim duyguları hissederim kısacık bir öyküde, bazen de geçmişe doğru sessiz bir yolculuğa çıkarım. Eser, yedi öykünün yer aldığı bir kitap. Altı kısa öykü ve kitaba da adını veren bir uzun öykü... Bu kısa öykülerden Armağan, 1997 Haldun Taner Öykü Ödülü'ne layık görülmüş. Bu ödül, kitabın niteliğini gözler önüne seriyor. Kısa öyküleri okurken şunu düşündüm: Yaşanmış her kısa an, usta bir kalemin elinde öyküye dönüşebilir. Hayatın içinden sıradan görünen anlar, yazarın kaleminde bambaşka anlamlar kazanıyor. Ben an'ları içimden öyküleştirmeyi severim. Eskiden yazıya da dökerdim ancak sanki yazıya dönünce anlamını kaybediyormuş gibi gelmeye başlayınca vazgeçtim. Kim bilir, belki bu kitaptan aldığım ilhamla tekrar yazıya dökmeye başlarım... Yazarın başardığı tam olarak bu: an'ları, duyguları, yarım kalmışlıkları öyle bir dile getiriyor ki, kelimeler asla anlamını kaybetmiyor. Aksine, her okunuşta yeniden anlam kazanıyor. Kitaba adını veren uzun
Edebiyat
Bir Tutkunun Dile Getirilme BiçimiNecati Tosuner · Alakarga Sanat Yayınları · 2025117 okunma