GECE yarısı New York'tan kalkıp Buenos Aires'e gidecek olan büyük,
buharlı yolcu vapurunda, hareketten önceki son saatin olağan
mesguliyeti ve hareketliliği hüküm sürüyordu. Limanda bulunan
misafirler, arkadaslarıı yolcu etmek için itisip kakısyor, sapkaları
başlarından kaymıș telgrafçı çocuklar, yolcuların bulunduğu salona
doğru birtakım adları bağırarak kosuşturuyordu. Valizler ve çiçekler
sürükleniyor, orkestra ara vermeden güverte gösterisine devam edip
müzik çalarken çocuklar da meraklı bir sekilde merdivenlerden bir
asağı bir yukarı kosusturup duruyorlardı.
Yan basımızda iki ya da üç kez keskin bir flas patladığı esnada -ki
görünüșe göre tam kalkıstan önce bir ünlünün röportajı yapılacak ve
fotoğrafarı çekilecekti- ben de bu gürültü patrtının biraz ötesinde
üst güvertede bir tanıdıkla sohbet ediyordum.
Arkadasım o yöne doğru bakıp gülümsedi.
"Gemide ellerine nadir bulunan bir kus, Czentovic düşmüs."
Bu açıklama üizerine, hiçbir sey anlamamış bir yüz ifadesi
takındığımda arkadasım açıklama yaparak konuyu bağladı.
"Mirko Czentovic, dünya satranç $ampiyonu... Bütün Amerika
boyunca, doğudan batıya koşuşturarak turnuvalara katıldı ve simdi
de zafer elde etmek için Arjantin'e gidiyor.'
○ esnada bu genç dünya sampiyonuyla ve hatta roket gibi
yükselen kariyeriyle ilgili bazı ayrıntları hatırlasam da benden daha
dikkatli ve ilgili bpir gazete okuyucusu olan arkadasım tüm bu
ayrıntıları bir seri hâlindeki anekdotlarla tamamlayabilecek
kapasitedeydi.
Czentovic, bir yal kadar önce beklenmedik bir çlkışla Aljechin,
Capablanca, Tartakower, Lasker, Bogoljubow gibi kendini kanıtlamıs
ustaların yanında yer almisti. 1922'de New York'taki satranc
turnuvasında ortaya çakan yedi yasındaki mucize çocuk
Rzecewski'den bu yana tanınmamıș birinin anlı anl satrang
loncasına bu ani giriși,