Birlikte yaşamaları mümkün değil: Bunu Hamnet da görüyor,Judith de. Ikisine de yetecek kadar hayat, hava, kan yok. Belki de hep böyleydi. Birinden biri yaşayacaksa, bu Judith olmalı. Hamnet öyle istiyor. Yorganı iki eliyle sımsıkı tutuyor. Hamnet öyle buyuruyor. Öyle olacak.
Queensland Teknoloji Üniversitesi'nden Judith Locke, "aşırı ebeveynliğin" çocuklarımızı güvende ve kanatlarımızın altında tutabileceğini ancak onların büyüme sürecini talan edebileceğini söylemiştir. Locke, çocuklarını yardımdan mahrum bırakarak büyüten ebeveynlerin endişeden kurtulmuş yetişkinler ortaya çıkardığını gözlemlemiştir. Çocuklarının ihtiyaçlarına aşırı duyarlı olan ebeveynler ise çocukların kendi başlarına problem çözebilme yeteneklerini sınırlarlar ve onların gelecekte karşılaşacakları engeller ve başarısızlıklarla başa çıkmaları için ihtiyaç duyacakları duyguları yaşamalarını engellerler.
Bir hayatın içerisine yüzlerce hayat sığmaz. Aynı anda, her şey üst üste gelince, ipin ucunu kaçırıp tükeniyoruz.
Şu an ne yapıyorsun mesela?
Başka bir şey yapmaya geçmeden önce yaptığını tamamla.
Başka işe sonra geçersin. Çay içmişsen şimdi git bardağını yıka,
kurula ve rafa kaldır.
"Çay içme" eylemi ancak o zaman sonlanmış sayılır ve başka
bir eyleme geçebilirsin artık.
Hamnet kendini bildi bileli hissettiği şeyi bir kez daha hissediyor: Judith onun yarısı, ikisi bir cevizin iki yarısı gibi birbilerine bağlılar. O olmazsa Hamnet eksik kalır, yitip gider. Judith'in koparılıp alındığı yerdeki yara ölene kadar kapanmaz. Onsuz nasıl yaşar ki,yaşayamaz. Kalbe ciğerler olmadan yaşamasını, ayı gökyüzünden koparıp alarak yıldızlara onun yerini almalarını söylemek, arpanın yağmur olmadan büyümesini beklemek gibi bir şey olur bu.