Cicero - Laelius de Amicitia
Puan vermedi·108 syf.··
2026 42. kitabı
Bu eser Julius Caesar'ın öldürüldüğü bir dönemde yazılmış. Roma'da kargaşanın hakim olduğu bir süreçte Cicero, Dostluk Üzerine öğütlerde bulunur. Bu eseri Platon'un tarzında yazmıştır. Kendi ağzından değilde Roma’nın saygın devlet adamlarından Gaius Laelius üzerinden anlatır. Laelius, yakın dostu Scipio Aemilianus’un ölümünden sonra dostluğun anlamı üzerine konuşur. Cicero’nun dostluk anlayışının merkezinde erdem (virtus) vardır. Ona göre gerçek dostluk çıkar, haz veya fayda üzerine kurulamaz. Cicero açıkça faydacı ilişki biçimlerini dostluk kategorisinin dışına iter. Gerçek dostluk koşullara bağlı değildir. Cicero'nun Batı dünyasını derinden etkileyen düşüncesi vardır. Dost ikinci bir benliktir, dostlukta sen ve ben ayrımı yoktur. Dostlar aynı ahlaki duyguları paylaşır.
Alıntı
Dostluk ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Alfa Yayınları · 20173,383 okunma
Bu eseri ikinci kez okudum hem de büyük keyifle...
Puan vermedi·107 syf.··
2026 42. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:48
Günaydınnnn Herkese merhabalar, güzel bir gün olmasını dileyerek #gabrielgarcíamárquez den #kırmızıpazartesi demek istiyorum. Yazarımızı zaten tanıyoruz. Ben bugün birazcık Latin Edebiyatından bahsetmek istiyorum. Latin edebiyatı ya da Roma edebiyatı , Antik Roma yazılı kültürünün oluşturduğu edebi birikimdir, denir. Eski Yunan edebiyatının devamlılığı niteliğinde olup Batı uygarlığının temsiliğini teşkil eder. Birçok şiir , tiyatro , tarih, felsefe gibi alanlarda insanlık tarihine çok büyük eserler kazandırmıştır. Eserimizi İspanyolca dan çeviri olan Can Yayınları'ndan İnci Kut Hanım'ın çevirisi üzerine okudum. Güzel bir çeviriyidi beni rahatsız eden tezat bir cümle yoktu. İkinci kez keyifle okuduğum bir eserdi. Kurguya birebir değinmektense bazı önemli noktalara değinmeyi daha doğru buluyorum. Yazar bize eseri sunarken okura aynen şu izlenimi vermekte. Bu bir ölüm eseri ve kahraman ölecek! Zaten eserin ilk cümlesi kitabı tamamen anlatmakta. İlk cümle aynen şudur; "Santiago Nasar ,onu öldürecekleri gün, psikopozun geleceği gemiyi karşılamak için sabah saat 05.30'da kalkmıştı." der olay bir sabah başlar ve gün içinde devam eder. Eser'in kurgusu hayatın ta gerçeğidir. Eser içindeki durum ise o ülkede yaygın bir durumdur değer yargısını ve kişilerin hayatlarını irdeleyerek özenle ve o üstün kelime kurgusuyla bizlere sunar. Eserimiz içerisinde insanların sessizliğini toplumun işlediği bir cinayet olarak anlatmaktadır. Bireyden ziyade toplum yapısını irdeleyen, bozukluğu sunan aslında insanın her yerde aynı olduğunu belirten bir eser olmuş. Marquez eserlerinin içerisinde ya bireyin toplumla çatışmasını anlatır ya da toplumun genelinde olan bozukluğu ifade eder Bu yüzden Marquez'in eserlerini çok seviyorum. Kelimelerinde ve kaleminde usta bir isim diyebilirim. Latin
Edebiyat & Roman
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 207. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:21
Roma tarihinin en ünlü kesitini yorumlayan Shakespeare doğaüstü motiflere neden böyle çarpıcı bir rol vermiştir oyunda? Bu durumu, eleştirmenlerin çoğunun yaptığı gibi, ortaçağlardan miras kalan mikrokozmos/makrokozmos kavramlarıyla, yani insan dünyası ve evren arasında paralel- lik kurma alışkanlığıyla açıklamak yeterli midir acaba? Doğal dengelerin bozulduğunu simgeleyen fırtına ile suikastın devlet düzeninde meydana getirdiği kargaşa arasındaki bağ yadsınamaz kuşkusuz. Ancak başlıca karakterleri tarih kitaplarından tanıdığımız, "gerçek” kişiler olan bu oyunda, fe- laketleri önceden haber veren doğaüstü işaretlere böyle güçlü bir vurgu yapılmasının başlı başına ironik bir işlevi olsa gerek. Oyunun vurgu yaptığı diğer bir nokta ise görüntü ile ger- çek arasındaki olası karşıtlıktır. Shakespeare'in Romalıları, dünyaya yansıttıkları imaj konusunda son derece duyarlıdırlar. Bu da beraberinde rol yapmayı getirir; insanların karşısı- na uygun bir yüz takınarak çıkmayı gerekli kılar. Oyundaki karakterler birer "oyuncu” olduklarının bilinciyle hareket etmektedirler. Brutus'la Cassius oynadıkları rollerle tarihe geçeceklerine, gerçekleştirdikleri eylemin adlarını ve ünlerini ilelebet yaşatacağına inanırlar. Dahası, kendilerinin Roma tarihinde oynadıkları dramatik rolün gelecekte aktörler tarafından tiyatro sahnelerinde canlandırılacağından emindirler:
Hayata Dair
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Julius Caesar
Puan vermedi·168 syf.··
2026 33. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 12:17
Shakespeare’in Julius Caesar’ı, sadece tarihin en meşhur suikastını anlatmaz; gücün insan ruhunu nasıl eğip büktüğünü, politikanın o kirli koridorlarında erdemin nasıl can verdiğini gözler önüne serer. Oyunu bitirdiğinizde elinizde kalan şey siyah ya da beyaz bir hikaye değil, insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakan gri bir alandır. ​Hikayenin fitilini ateşleyen, perde arkasındaki o asıl sinsi zekayla, yani Cassius ile başlamak gerekir. Cassius, edebi anlamda tam bir manipülasyon ustası, arka plan fitneciliğinin kitabını yazmış bir karakterdir. Onun Sezar’a olan kuyruk acısı ve kişisel hırsları olmasaydı, belki de tarihin akışı değişmeyecekti. Cassius, Brutus’ün asil, temiz duygularını ve cumhuriyet aşkını o kadar profesyonelce ilmek ilmek işler ki, kendi şahsi kinini Brutus’e "halkın ve Roma’nın kurtuluşu" diye yutturmayı başarır. ​Burada oyunun en trajik figürü olan Brutus çıkar sahneye. Brutus’ü halkı için, ülkesi bir monarşiye evrilmesin diye elini taşın altına koyduğu için haklı ve asil bulmamak elde değildir. O, Sezar’ı şahsi bir düşmanlıktan değil, "Sezar’ı severim ama Roma’yı daha çok severim" diyerek, tamamen idealleri uğruna hançerler. Fakat Brutus’ün en büyük trajedisi, temiz kalpli bir idealistin kirli siyaset arenasında asla hayatta kalamayacağı gerçeğidir. Halkına ve insanlığa olan aşırı, saf güveni; mantığa oynayan hitabeti onun sonunu hazırlar. ​İşte tam o kırılma noktasında, siyaset sahnesinin dâhisi Marcus Antonius devleşir. Brutus’ün en büyük hatası, Antonius'a o cenaze kürsüsünü bırakmak olur. Antonius'nun o muazzam nutku ve ardından hamleleri tam bir edebi şaheserdir. Brutus halkın mantığına hitap edip kaybederken; Antonius duyguya, Sezar’ın kanlı pelerinine, bedenindeki yara izlerine ve vasiyetine oynayarak kalabalıkları galeyana getirir. "Brutus
Alıntı
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Et tu Brute?
10/10
·168 syf.··
2026 1. kitabı
·
80 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 10:40
Brutus, yalnızca ruhumuzu yaralayan belli bir insan değil. Tüm vazgeçilmişlikler tüm yarım bırakılmışlıklar ve tüm ihanetler. Belki bir insanda, belki inandığın bir gerçek değerde, belki de kendinden sana yönelen; sorularda... #y:568se Julius Caesar
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Hanedan - Caesar'ların Tarihi
8/10
·458 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 15:31
Rubicon ’dan sonra serinin ikinci kitabı. Sezar – Claudius hanedanlığını yüzyılı aşan hükümdarlığını okuyoruz bu kez. Hanedanlığın sıralamasını şu şekilde özetleyebiliriz: Julius Caesar-> Augustus-> Tiberius-> Caligula-> Claudius-> Nero Serinin ilk kitabı Julius Caesar ve Augustus ile alakalı epey malumat içermekteydi. Hanedan’da ise Tiberius, Caligula, Claudius ve Nero’nun hüküm sürdüğü dönem irdeleniyor. Taht mücadeleleri, entrikalar, suikastlar, darbeler, komplolar, ihanetler, katliamlar, ilişikler…Kitap bunlarla dolup taşıyor. Gücü, iktidarı elde tutmak için anne, eş katlinin bile mübah olduğu bir yapı…Ortada bir senato var ama onlar da varla yok arası. İşlerine gelmediği zaman imparator devirmek için komplo kuruyorlar, yakalanmazlarsa ne ala, yakalandıklarında ise intihar haysiyetli bir ölüm olarak görülmekte. Aşırı gücün getirdiği zehirlenme, herşeye muktedir olma, kişiyi sapkınlığın ve acımasızlığı doruklarına sürüklediğini kitabı okuyunca bir kez daha anlayacaksınız. Güç sarhoşluğu ne anne dinliyor ne de evlat. Önüne geleni ezip geçiyor. Gücün sadece imparatorları zehirlediğini düşünmeyin. İmparatorların eşleri, anneleri de en imparatorlar kadar gücün tutsağı olmuş durumdalar. Livia, Agrippa gibi kadınlar da iktidarın çekiciliğine kapılıp türlü entrikalarda yer almışladır. Komplosu ya da enrikası açığa çıkan kadınlar ise idam edilmiyor, sürgüne gönderiliyordu. Sürgün demek açlık yoksunluk demek bu arada. Açlıktan ölen birçok hanedan mensubu var. Bu seri gerçekten çok başarılı. Ancak yazım hatalar, anlatım bozuklukları can sıkmakta. Kronik Yayınlarına rica ediyorum; bu değerli eserleri basıma vermeden önce güzelce okuyun, hataları düzeltin. Cidden bu hatalar nahoş bir tat bırakıyor okurun kafasında.
Tarih
HanedanTom Holland · Kronik Kitap · 20254 okunma