Puan vermedi·80 syf.··
2026 112. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:46
Küçük İskender Galileo'nun Pergeli eserinde imgelemin gücüyle birlikte duyguları ve modernist kavramları birleşiminden hem kısa öyküler hem şiirler hem de aforizmalar üreterek okuyucunun anlam dünyasına yeraltı edebiyatının nüvelerini de kullanarak kendi dil eksenini tohum olarak bırakmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere kitap hem yeraltı hem de yer yer romantizm ve realizm akımlarını da göstererek bir harmoni okuma hissi oluşturmaktadır. Bu harmonide sadece bazen kulak tırmalayıcı cümleler olsa da genel itibariyle güzel ve anlamlı bir eser kendini göstermektedir.
Galileo'nun PergeliKüçük İskender · Sel Yayınları · 20091,069 okunma
Elif Şafak’ın İskender Romanı Üzerine
8/10
·448 syf.··
2012 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2012 00:00
Bazı kitaplar okunduktan sonra bütün ayrıntılarıyla hatırlanmaz; fakat geride bıraktıkları duygu uzun süre zihinde yaşamaya devam eder. Elif Şafak’ın İskender romanı da benim için böyle bir eser oldu. Geçtiğimiz günlerde Elif Şafak’ın hangi kitabını okusam diye düşünürken, İskender’i yıllar önce okuduğumu hatırladım. İlginç olan, olay örgüsünün tüm ayrıntılarını unutmuş olmama rağmen kitabın bende bıraktığı olumlu hissin hâlâ canlı olmasıydı. Bu durum, romanın üzerimde güçlü ve güzel bir etki bıraktığının en somut göstergesi sayılabilir. İskender, yalnızca bir aile hikâyesi anlatmıyor; göç, aidiyet, gelenek, kimlik ve toplumsal baskılar gibi birçok önemli meseleyi de okuyucunun önüne seriyor. Elif Şafak, farklı kültürler arasında sıkışıp kalan bireylerin yaşadığı çatışmaları başarıyla işlerken, karakterlerinin iç dünyalarını da etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Özellikle aile bağları ve bu bağların bireyler üzerindeki etkisi, romanın en dikkat çekici yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu kitabı bir tavsiye üzerine okumuştum. İyi ki de okumuşum; çünkü aynı zamanda Elif Şafak ile tanışma kitabım oldu. Bir yazarla ilk karşılaşma her zaman önemlidir. Okuyucunun yazara dair ilk izlenimi, sonraki eserlerine yönelmesinde belirleyici olabilir. Benim için de öyle oldu. İskender, Elif Şafak’ın anlatım gücünü ve karakter oluşturmadaki başarısını görmemi sağlayan ilk eserdi. Aradan zaman geçmiş olsa da romanın temel konusunu ve bende uyandırdığı duyguları hatırlıyor olmam, kitabın kalıcı bir iz bıraktığını gösteriyor. Okuduğum dönemde olduğu gibi bugün de, aile ilişkilerini, kültürel çatışmaları ve insan ruhunun karmaşıklığını konu alan romanları sevenlere İskender’i tavsiye edebilirim. Çünkü bazı kitaplar yalnızca okunup bitirilmez; hafızanın derinliklerinde sessizce
İnceleme
İskenderElif Şafak · Doğan Kitap · 201121,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ölümün ve Arzunun Kesiştiği O Sıcak Mezar
10/10
Edebiyatımızın en fiyakalı, en can acıtan ve kuralları en çok hiçe sayan yeraltı şairi küçük İskender’in, isminin ağırlığıyla bile konforlu alanları darmadağın eden eseri: Ölü Evinde Seks Partisi Bu kitap bir şiir ya da metin toplamı değil; ahlakın, normların ve ölümün kıyısında dans eden bir manifesto. Küçük İskender’in kendi hırçın, cesur ve yaralı diline yakışır bir bakışla, o karanlık odaya giriyoruz bu kitapta. Küçük İskender Türkçe edebiyatta tabu sayılan ne varsa onun üzerine benzin döküp çakmağı çakmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Ölü Evinde Seks Partisi’nde de tam olarak bunu yapıyor. Kitap, isminin çağrıştırdığı o çiğ provokasyonun çok ötesinde, insan varoluşunun en dipteki iki güdüsünü yan yana getiriyor: Eros ve Thanatos. Yani arzu ve ölüm. Yazar, yas tutulan bir evde, çürümeye yüz tutmuş bir cesedin hemen yanı başında insan teninin o amansız, hayvanca ve hayati sıcaklığını parlatıyor. Çünkü İskender’e göre yaşamak, tam da ölümün gözünün içine bakarak sevişebilme cüretidir. "Biz, ölümü bir oda sıcaklığına indirgeyenlerdeniz. Orada ne bir eksik ne bir fazla; sadece tenin kemiğe, kemiğin toprağa borcu ödenir." Kelimelerle sevişen, kuralları siken bir dil İskender’in bu kitaptaki dili, korunaklı odalarında steril hayatlar yaşayan entelektüelleri rahatsız edecek bir çiğliğe sahip. O, kelimeleri süslemiyor; aksine yontuyor, kanatıyor ve okurun yüzüne fırlatıyor. Eşcinsellik, marjinal ilişkiler, uyuşturucu, gecenin görünmeyen yüzü ve kentin lağımları... Hepsi onun estetiğinin bir parçası. Kitap boyunca kurulan her cümle, burjuva ahlakının iki yüzlülüğüne indirilmiş sert bir tokat gibi: "Sizin kutsal saydığınız o temiz çarşaflar, bizim kirli fantezilerimizin yanında sadece birer kefendir. Biz o kefeni yırtıp içinden aşkı çıkardık; sizse aşktan sadece bir evlilik cüzdanı
Edebiyat
Ölü Evinde Seks PartisiKüçük İskender · Sel Yayınları · 2014236 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:37
selamlar herkese! bugün sizlere İskender Pala’nın Soygun kitabından bahsedeceğim. Soygun’a büyük bir merakla başladım. kitap, 1826 İstanbul’unda, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından yaşanan çalkantılı dönemde geçiyor. ancak eser yalnızca bir soygun hikâyesi anlatmıyor; bir devrin kapanışına ve insanların bu değişim karşısında verdikleri mücadeleye de tanıklık etmemizi sağlıyor. yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarihî atmosferi kurma biçimi. İstanbul sokakları, saray çevresi, dönemin insanları ve gündelik yaşamı öyle canlı aktarılmış ki zaman zaman kendimi olayların geçtiği dönemde yürüyormuş gibi hissettim. tarihî detaylar hikâyenin önüne geçmiyor, aksine kurguya güç katıyor. kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise İskender Pala’nın bölümler arasında kullandığı “zincirbend” tekniği oldu. her bölümün son cümlesinin bir sonraki bölümün ilk cümlesiyle devam etmesi romana çok akıcı bir ritim kazandırmış. bu nedenle sayfalar hızla ilerliyor ve merak duygusu hiç kaybolmuyor. Soygun, dışarıdan bakıldığında bir polisiye roman gibi görünse de aslında hırs, sadakat, güven ve aşk üzerine kurulmuş bir hikâye. özellikle karakterlerin verdikleri ahlaki mücadeleler beni olay örgüsünden daha fazla etkiledi diyebilirim. kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey yalnızca çalınmak istenen mücevher değildi; insanların tutkuları uğruna neleri göze alabilecekleri sorusuydu. ayrıca romanda eski ile yeninin, geçmiş ile geleceğin çatışmasını da görmek mümkün. bir yandan büyük bir değişimin eşiğinde duran bir imparatorluk, diğer yandan kendi iç savaşlarını yaşayan karakterler var. bu yönüyle kitap yalnızca bir macera ya da polisiye değil, aynı zamanda insan ruhuna dair de pek çok şey söylüyor. benim için Soygun, tarihî roman ile polisiye kurgunun başarılı bir
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,464 okunma
Şah & Sultan
Puan vermedi·390 syf.··
2026 2. kitabı
·
176 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:35
Çok üzülüyorum bittiğine ya, valla. Aranızda okuyanlar var mı bilmiyorum ama bence çok yoğun bir kitaptı. Yoğun bir kitaptı deyince aklınıza çok süslü laflar kullanılan, zor okunan, olayların akmadığı bir kitap gelmesin ama duygular çok ön plandaydı ve ben açıkçası bu özelliği çok beğendim, kitap bitti ve kitabı yaşamışım gibi hissediyorum. Eğer çok fazla iç çözümlemelere vs tahammül edemeyecek biriyseniz belki o zaman sıkılabilirsiniz ama bunun dışında herkese tavsiyemdir kesinlikle : alın okuyun :D EDA Şah ve Sultan İskender Pala Bütün bunlar bir yana yazar İskender Pala'dan da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kitabın arka planında nitelikli bir araştırma var belli. Büyük ölçüde hikayede objektif davranılmasının ve tarihsel içeriklerin en güzel şekilde kullanılmasının kitabın böylesine kaliteli olmasında büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. İşte tam da bu yüzden teşekkürler İskender Pala .
1000Kitap
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
#okudumbitti
10/10
·252 syf.··
2026 11. kitabı
"Ya hayal ise!" "Peki ya hayal değil ise!" İskender Pala'nın Akşam Yıldızı romanı, tarihî kurgu ile felsefi sorgulamaları bir araya getiren, merkezine Göbeklitepe'yi alan dikkat çekici bir eserdir. Roman, yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanarak insanlığın ilk inançlarını, aşkı, iyilik-kötülük çatışmasını ve medeniyetin doğuşunu edebî bir dille işlemektedir. Roman sizi, Çira ve Sarıca'nın hikâyesi üzerinden insanlığın ilk dönemlerine götürmektedir. Göbeklitepe'nin gizemi, tarihsel verilerle yazarın hayal gücünün birleşmesi sayesinde sürükleyici bir kurguya dönüşmektedir. Tarihi olaylardan çok, "insan nasıl insan oldu?" sorusuna odaklanmaktadır. Akşam Yıldızı, yalnızca geçmişi anlatan bir roman değil; insanın inançla, aşkla ve hakikatle kurduğu bağı sorgulayan etkileyici bir eserdir. Tarihî atmosferi güçlü, dili akıcı ve düşündürücüdür. Özellikle tarihî kurgu sevenlerin beğenme ihtimali yüksektir. Şiddetle tavsiye edilir!
Edebiyat
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma