"Bu durum, benim için de aynı şekilde gelişti. Fark ettim ki, bu rahatlık rastlantısal değil, bilakis oldukça önemli bir şeydi. O sorular yeniden ortaya çıktığında artık yanıtlarını bulmam gerekiyordu. Ben de bunlara cevap aramaya çalıştım. Bu sorular özünde budalaca, çok basit ve çok çocukça sorulardı. Fakat onlara daha yakından bakınca ve yanıtlarını bulmaya kalkıştıkça, bunların kesinlikle budalaca ve çocukça sorular değil, aksine yaşamdaki en zorunlu, derin sorular olduğunu fark ettim.
İkincisi, ben bunlara istediğim kadar yanıt arayayım, kesinlikle ve kesinlikle bu yanıtları bulamayacaktım. "
"İçsel bir hastalık yüzünden acı içinde kıvranan insanın durumu nasılsa, benim durumum da öyleydi. Hastalık önce, insanın önemsemediği belirtilerle başlar. Sonra belirtiler gittikçe sıklaşır ve ardından iyileşmesi olanaksız bir acı haline dönüşür. O acı iyice çoğalır ve kişi artık ne yapacağını düşünemez hale gelir. İşte o vakit farkına varır ki, uyumsuzluk diye düşündüğü şey, aslında evrende var olan en önemli şeydir, ölüm."
Günün birinde, insanlar artık yaşamın tekdüzeliğine, bayağılığına katlanamazlarsa, işte o zaman her türlü aşırı deneyim bir intihar nedenine dönüşecektir.