Yalanlamak ve reddetmek için okuma
İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma
Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma
Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku - Balzac
Bununla birlikte, içine gömülü bulundukları egemenlik yapısına uyum sağlamış ve bu yapıya teslim olmuş ezilenler, kendilerini, bu mücadelenin gerektirdiği riskleri göze almaya yetersiz hissettikleri sürece, özgürlük mücadelesini yürütmekten alıkonurlar. Dahası, onların özgürlük mücadelesi sadece ezenleri değil, ayrıca baskının daha da artmasından korkan kendi ezilen yoldaşlarını da tehdit eder.
Siyasette ve eğitimde yenilik için can atıyoruz. Hatta ahlak alanındaki reform düşüncelerimiz, başkalarını kendimiz kadar iyi olmak için kandırmaktan ve zorlamaktan ibaret kalmasına rağmen ahlak alanında bile değişiklik için çırpınıyoruz. Toplum olarak karşı çıktığımız şey ilerleme değildir. Aksine dünyaya gelen insanların en ilerileri olmakla övünüyoruz. Bizim toplum olarak savaş açtığımız şey bireyselliktir.
Altı temel bölümden oluşan kitabın son bölümü olan zorluklar yaşamanın tesellisi üzerine olan kısım hakkında bir inceleme yazmak istedim. Zaten "Felsefenin Tesellisi" başlığını gören pek çok okurun bu kitabı eline alıp incelemesinin temel sebeplerinden beri hayatlarında yaşadıkları zorluklara karşı mücadele ederken felsefecilerden bir şeyler öğrenebileceklerini ummak değil mi?
Nietzsche, pek çok filozofun aksine mutlu olmanın kaybetmemek için bağlanmamak, ihanete uğramamak için yalnızlığı tercih etmek, düş kırıklığı yaşamamak için beklentiye girmemek, çuvallamamak için hedef koymamak gibi acıdan (doğal olarak hayattan) kaçarak mümkün olduğunu dile getirmemiştir. Her ne kadar gençlik döneminde Arthur Schopenhauer'ın "kendini perhize çekme" felsefesini benimsemiş olsa da sonrasında mutlulukla mutsuzluğun ikiz olduğunu söyleyecek kadar, dolu bir yaşam için acının ön koşul olduğu düşüncesini benimsemiştir:
"Keyif ile keyifsizliğin birbirinden asla ayrılmaz şeyler olduğunu düşünelim, öyle ki insan birinin ne kadarına sahip olmak isterse ötekinin de ancak o kadarına sahip olacak... Seçim sizin: mümkün olduğu kadar az keyifsizlik, kısacası acısız bir yaşam mı... yoksa o ana kadar hiç tadılmamış zevkleri tatmanın, keyifleri yaşamanın bedelini ödemeyi göze alarak mümkün olduğu kadar çok keyifsizlik mi? Eğer ilk seçeneği yeğler ve acılarınızı azaltmayı, hatta yok etmeyi isterseniz, o zaman keyif alma kapasiteniz de azalacak, hatta yok olacak."
'En büyük keyiflerimizin kaynağında, bize en çok acı veren şeylerin bulunduğunu' bu sözlerle dile getiren Nietzsche'nin Hristiyan felsefesinde öğütlendiği gibi 'acıya boyun eğme'yi yücelttiğini düşünmeyelim sakın. Zira kendisi, 'arzu edileni değil, kolay elde edileni' yücelttiğini öne sürdüğü "Hristiyanca" düşünce biçimine oldukça