Lafta her şeyi Allah'ın verdiğine inanıyoruz ama başarılı bir iş adamı olunca "Filan yerde okudum, falan adamları seçtim, şöyle bir sistem kurdum vs." diye düşünüyoruz. Kafayı çekiyor, "Allah böyle yazmış." Hapse düşüyor, "Kaderim böyleymiş." İyiler kendimizden, kötüler Allah'tan.
"...Benim atalarım İrlanda'dan geldiler. Patates kıtlığı neden oldu, topraklarından sürüldüler. Açlık ailemin tarihini belirlemekte önemli bir rol oynadı. İngilizlerin 1840'larda İrlanda köylülerine yaptıkları kötülükler olmasaydı, benim kaderim de farklı şekillenirdi..."
Kaderim hareketsizlik üzerine yazılmıştı ya, isteyebiliyor ama yapamıyordum. Tutkun âşıklar gibi irademin hep başkalarının elinde bulunacağını o zaman anladım. Hiç kimse duymayacaktı çığlıklarımı, kimse sormayacaktı bana ne istediğimi. Varolmanın dayanılmaz bir yük olduğunu benden daha iyi kim bilebilirdi oysa?
İşte senin rahime bağlı imanından kurtulup varoluşçu (egzistansiyalist) oluşum, kendimin ve toplumumun kaderini ben belirlediğime inanışım bundandır. Benim kaderim kendi elim, iradem ve seçmemledir. Ben şöyle diyen Sartre'a inanıyorum: "Annesinden felçli doğan birisi, kahraman veya sporcu olamıyorsa kendisi sorumludur." İnsana hangi kerteye değin irade ve özgürlük yetisi kazandırdığını gör! İşte bu
Sartre'ın maddî ve dinsiz düşüncesi, öteki de senin manevî ve dinî görüşün!