26 Haziran’da vizyona girecek olan yeni Supergirl filmi nedeniyle, hayatımda ilk kez bir Supergirl çizgi romanı okumaya karar verdim. Tercihim ise filmin temel ilham kaynaklarından biri olarak gösterilen Supergirl: Woman of Tomorrow oldu.
Arka Bahçe Yayınları’nın siyah kapaklı özel edisyon baskısıyla okuduğum eser, ilk olarak çizimleriyle beni etkiledi. Bilquis Evely’nin çizimleri ve Matheus Lopes’in renkleri, hikâyenin en güçlü tarafı. Bazı sayfalarda durup panellere tekrar tekrar bakmak istedim. Uzayın genişliğini, yabancı dünyaları ve karakterlerin duygularını çok başarılı yansıtmışlar.
Hikâye tarafında ise daha farklı düşünüyorum. Bana göre oldukça akıcı ve kendini rahat okutan bir macera olsa da, temelinde çok tanıdık bir intikam hikâyesi anlatıyor. Bu nedenle sürprizlerle dolu ya da çok katmanlı bir senaryo bekleyenler aradığını bulamayabilir. Hikâye yer yer klişelere yaslanıyor ve bazı gelişmeleri önceden tahmin etmek mümkün.
Finalde de çizgi roman ve süper kahraman hikâyelerinde sıkça gördüğümüz bir durumla karşılaşıyoruz. Kötü karakterin öldürülmediği, daha farklı bir adalet anlayışının tercih edildiği bir son. Bu yaklaşım artık bana biraz fazla tanıdık gelse de, hikâye en azından karakterlerinin seçimleriyle bu kararı anlamlandırmayı başarıyor.
Çizgi romanın asıl başarısı ise Supergirl karakterinde yatıyor. Burada karşımıza çıkan Kara Zor-El, sadece Superman’in kadın versiyonu değil. Yaşadığı kayıpların yükünü taşıyan, öfkelenen, hata yapan ve zaman zaman karanlık düşüncelerle mücadele eden bir karakter. Hikâyenin en ilgi çekici tarafı da buydu.
Tom King’in yazdığı, Bilquis Evely ve Matheus Lopes’in görsel anlamda hayat verdiği bu eser, kusursuz bir hikâye anlatmasa da karakteri tanımak ve yaklaşan film öncesinde ilham kaynağını görmek isteyenler için