Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse şu zikri her gün yüz defa söylerse on köle âzat etmiş kadar sevap kazanır, ona yüz iyilik sevabı yazılır, yüz günahı bağışlanır ve bu zikir o kimsenin, o gün akşama kadar şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha fazîletli bir iş yapmamış olur: Lâilâhe illallahû vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr
Buhârî, Daavât 64, nr. 6403; Bed’ü’l-halk 11, nr. 3293.
Bir kimse şu zikri on defa söylerse, İsmâil aleyhisselâmın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır: "Lâilâhe illallahû vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr"
Buhârî, Daavât 64, nr. 6404; Müslim, Zikr 30, nr. 2693.
İnsan zayıftır, belâları çok. Fakirdir, ihtiyacı pek ziyâde. Âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadir-i Zülcelâl'e dayanıp tevekkül etmezse ve i'timâd edip teslîm olmazsa, vicdânı dâim azâb içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, te'essüfler onu boğar; ya sarhoş veya canavar eder.
Dârülfünûn'da verdiği bir konferansta peygamberlikten sanat olarak söz etmiş, bunun üzerine devrin ulemâsından hak ettiği cevabı alarak İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır.