Abdulkadir ERTAKUŞ

Abdulkadir ERTAKUŞ
@kadirertakus
Ölmek veya ölmemekte Bütün mesele Yetişir ki insan ölmesin kitaplara ve çocuklara dair: instagram.com/kitaplaravecocu...
Düz bir okur
Ankara Üniversitesi
Ankara
5 Aralık 2002
595 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Bu yürek, bizim yüreğimiz, bir tahtası eksiklerin yüreğidir
Puan vermedi·125 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 00:00
Sait Faik'in bu öykülerinde daha sert bir hava esiyor. Onun insan ve doğa sevgisi kendini elbette gösteriyor fakat bir yandan yazarın burukluklarını, itiraflarını da okumuş oluyoruz. Kendini arayan bir insan olarak çıktığı, çıkamadığı yolları görüyoruz. Dünyanın küçük bıraktığı insanların hayatına girdiğimiz gibi toplumsal eksikliklerin, yozlaşmanın tenkitlerini sunuyor bizlere Sait Faik. "İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil. Başka günler de köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek. Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor." Kitap yazarın ölmeden önceki son kitabıdır. Bununla birlikte onun ustalık eseri öyküleridir bu öyküler. Hikayeden modern hikayeye ilk adımdır bu kitap aynı zamanda. Kıyıda köşede kalan insanın gözlemleri ve içsel yolculuklar sürrealist bir şekilde yapılır çoğu zaman. Böyle yaptıysa da öykücülüğünden katiyen bir şey eksilmez. Samimiliği de azalmaz. Tam tersinde artık yazarla daha fazla dost gibiyizdir. Kırgınlıklarını, sevinçlerini, hüznünü, ölümü, ölüm korkusunu büyük bir dürüstlükle anlatır dostlarına. Ne zaman ne şekilde yazılmış olursa olsun öyküleri her zaman samimiyet, insan dolu. Derdini, insanı anlatmaya çalışan biridir o. Yalnızdır. Bununla birlikte yalnızlık insanı ne durumlara sokar, neye sürükler, sorularının ardında kalıyoruz. Yetişemiyoruz. Tek bir öykü başlığı ile darbeyi indiriyor: "Yalnızlığın yarattığı insan". Yalnızlık bir insan daha ortaya koyuyor mecburen. Yoksa çıldırır insan elbet.
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Reklam
Bari kesin inkârla hiç olmazsa rahat bir noktada kalabilir miydim
Puan vermedi·204 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 02:13
Filibeli Ahmet Hilmi bu değerli eseriyle Türk Edebiyatı'na ilk felsefi romanı kazandırmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine denk düşen roman, Türk aydınının materyalizme kaydığı dönemde bambaşka bir bakış açısıyla yerini belli etmiş ve dönemi aydınlarının eleştirilerine maruz kalmıştır. Kitaba nereden başlasam başka başka fikirlere battığımdan dolayı yazıya başlamak da zorlaşıyor. Dünyayı ve ruhu anlamlandırmada boşluklar yaşayan Raci karakterinin Aynalı baba ile karşılaşması ile çıktığı hayali yolculuklara eşlik etmekteyiz. Yolculuklar o kadar farklı yerlere olmaktadır ki sürüklenir dururuz. Bu yolculuklarda yazar bilgi birikimiyle aslında tasavvufun göründüğü gibi bir kalıp olmadığını gösterir. Yolculuklardan bahsetmek gerek. Kimlere, nerelere gidilmez ki... Buda, Yunan Tanrıları, Hürmüz, Ehrimen, Zerdüşt, Aristo, Platon... Daha sayılır elbet. İnsanın ne olduğu, fanilik ve ebedilik, ölüm ve yaşam, iman ve inkar gibi hayatımızın temelinde yer alan kavramları insanoğlu yıllarca düşündü elbet. Bu kavramlara bir de hayalin derinliklerinden bakmak insanı bir şeylere ulaştırır belki. Ulaşırsın ya da ulaşmazsın, bir dinginlik katar ruha en azından. Hakikat arayışını çok nitelikli bir şekilde güzel bir üslupla sunmuştur. Gerçekten de Türk Edebiyatı'nın saklı hazinelerinden biridir bu kitap. İstersen konuşalım, lakin sözden ne çıkar Şimdiye kadar kim bilir kaç hayvan yükü kitap okudun, ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanların bilgisi nedir? Zevk ve kibirlerinin ihtiyacı olan sanayiye ait olanları diyelim ki bir şeydir. Lakin hak ve hakikate dair ne bilirler? Hiç! Akıl denklemiyle hakkı itiraf mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım Harfleri birleştirmekle hikmet noktası bilinir mi? (sayfa 12) İyi okumalar.
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 01:17
Felsefe alanında memleketimizden çıkmış kıymetli bir eserdir Felsefe El Kitabı. Üzerine emek verildiği okunduğu zaman anlaşılacaktır. Kitap beş bölümden oluşmakta: 1. Felsefe Nedir? 2. İlkçağda Felsefe 3. Ortaçağda Felsefe 4. Yeniçağda Felsefe 5. Tarihsel Gerçeğimiz ve Felsefe Felsefeye başlangıç için güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat şu hususu da belirtmek gerekir ki yazar Selahattin Hilav Materyalist bir dünya görüşüne sahiptir. Kitabı okuduğumuz zaman bu ayırdıma varmak da zor değildir. İlk filozoflardan başlayarak günümüze kadar birçok filozofun düşüncelerini ve o dönemin şartlarını açık ve sade bir biçimde okuyucuya sunar. Eleştirmek istediğim bir kısım ise Ortaçağ felsefesinin kapsamlı bir biçimde ele alınmamış olmasıdır. Marx ve Marx sonrası felsefeye ise çok kapsamlı yer verilmiştir. Evet Marksizm ile beraber felsefe dünyası bambaşka bir boyut kazandı ve ben de bu süreci öğrenmeye çalışmak için okumalar yapmaya çalışıyorum. İsterdim ki Ortaçağ da geniş bir biçimde yer alsın. Filozofların eserlerini okumadan önce onlar hakkında bilgiler edinmek, yani felsefe tarihi hakkında fikirler edinmek için gayet iyi bir kitaptır. 17 günlük bir okuma süreci oldu benim için. Tanımadığım birçok filozofu kısa da olsa tanıma imkanı buldum. Bu tarz kitapların yeni okumalara sebep olmasını seviyorum. Özellikle felsefeye genel anlamda uzak durulan ülkemizde giriş için okunabilecek kitaplardan biridir. Kim ne düşündü, kim kimi nasıl etkiledi, o zamanın tarihsel süreçleri nasıl şekilleniyordu diye diye birçok soru aklımızın köşelerinde dolanacaktır. Bununla beraber yeni okuma süreçleri kendini oluşturacaktır. Kitabı okuma sürecinde elbette zorlanacağız, elbette bazı sayfaları tekrar tekrar okuyacağız. Bir felsefe kitabı bunu gerektirir. Buralarda zorlanmak
Felsefe-Düşünce
Felsefe El KitabıSelahattin Hilav · Yapı Kredi Yayınları · 2011129 okunma
Puan vermedi·58 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 00:20
Edebiyatımıza batılı anlamda tiyatroyu kazandırmış olan Şinasi'nin Şair Evlenmesi eseri, kısa metnine rağmen büyük bir toplum eleştirisi ile karşılıyor bizi. Bu güldürüde şair olan Müştak Bey'in evlilik merasimi sürecinde arkadan dönen oyunları görüyoruz. Müştak Bey sevgilisi Kumru ile evlenmek istemesine karşın mahallelinin saman altından su yürüterek bizim şairi evde kalmış ablası ile nikahlaması ile gelişen olayları okuyoruz. Şinasi'nin bu eserinde toplumumuzun yozlaşmışlığını ve çıkarları için fikirlerini nasıl değiştirdiklerini, bununla beraber görücü usulü ile evliliğin eleştirisi yapılır. "Aşk ve sevgisiz evlenen geçinebilirse aşk olsun!" diye daha ilk sayfadan görüşünü bize yansıtır. Metnin genelinde adetlerin eleştirisi ve yeniliğe olan açıklığı elbette görmekteyiz. Kitabın sonuna eklenen yazıda ise Şinasi'nin ömrünün son zamanları okuyucuya sunuluyor. Bu kısımlar ise özellikle hüzünlü ve trajiktir. İyi okumalar.
Tiyatro
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
tokluk gibisi yoktur ama onursuzluk gibisi de
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 00:00
Orhan Kemal eserinde bir hapishanenin en alt tabakası olan 72. Koğuşu'nu paylaşıyor okura. Hapishane içindeki insan ilişkileri ve saygının, sevginin ne kadar aşağılık metalara peşkeş çekildiğini tüm açıklığıyla anlatıyor. Kumar, yoksulluk, zulüm gibi insanı mahveden kavramları mükemmel bir yazı işçiliği ile karşımıza çıkarıyor. Peşkeş etmek dedim. Kitabın genel hattını bu kavram oluşturuyor kanaatimce. İnsanın ne kadar düşebileceğini, onurunu ne şartlarda yok sayabileceğini görmekteyiz. Kimi mecburi sebepten, kimi kurnazlığı ve çıkarcılığından yok sayıyor. İnsanı düşüren şeyin yoksulluktan ziyade onursuzluk, kurnazlık, açgözlülük, riyakarlık olduğunu anlamalıyız. Kitap bunu irdeliyor. Hapishane hayatının içinde onur, insanlık, umut, ölüm kalım nasıl tesir ediyor nasıl anlaşılıyor, bunu görmek açısından da kitap çok kıymetli. Oradaki hayatı toz pembeleştirmeden, kokusuyla, pisliğiyle, açlığıyla anlatması da Orhan Kemal'in maharetidir. Bu koğuştan Kaptan lakaplı birine 150 lira gelmesiyle hapishane içerisindeki hiyerarşinin tepetaklak olmasına ve insanların para söz konusu olduğunda neler yapabildiğine varan bu kısa okuma süreci ne önceden ne de çağımızda değişen pek bir şeyin olmadığını da açıkça gösteriyor. Para hırsı ile metanet, insan onuru, sevgi ve saygının ne boyutlarda değiştiğini fark ediyoruz böylece.
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
Reklam