Orhan Kemal eserinde bir hapishanenin en alt tabakası olan 72. Koğuşu'nu paylaşıyor okura. Hapishane içindeki insan ilişkileri ve saygının, sevginin ne kadar aşağılık metalara peşkeş çekildiğini tüm açıklığıyla anlatıyor. Kumar, yoksulluk, zulüm gibi insanı mahveden kavramları mükemmel bir yazı işçiliği ile karşımıza çıkarıyor.
Peşkeş etmek dedim. Kitabın genel hattını bu kavram oluşturuyor kanaatimce. İnsanın ne kadar düşebileceğini, onurunu ne şartlarda yok sayabileceğini görmekteyiz. Kimi mecburi sebepten, kimi kurnazlığı ve çıkarcılığından yok sayıyor. İnsanı düşüren şeyin yoksulluktan ziyade onursuzluk, kurnazlık, açgözlülük, riyakarlık olduğunu anlamalıyız. Kitap bunu irdeliyor. Hapishane hayatının içinde onur, insanlık, umut, ölüm kalım nasıl tesir ediyor nasıl anlaşılıyor, bunu görmek açısından da kitap çok kıymetli. Oradaki hayatı toz pembeleştirmeden, kokusuyla, pisliğiyle, açlığıyla anlatması da Orhan Kemal'in maharetidir.
Bu koğuştan Kaptan lakaplı birine 150 lira gelmesiyle hapishane içerisindeki hiyerarşinin tepetaklak olmasına ve insanların para söz konusu olduğunda neler yapabildiğine varan bu kısa okuma süreci ne önceden ne de çağımızda değişen pek bir şeyin olmadığını da açıkça gösteriyor. Para hırsı ile metanet, insan onuru, sevgi ve saygının ne boyutlarda değiştiğini fark ediyoruz böylece.