"Kendi yalnızlığına terk edildiğinde insan, kozmik bir boşluk duygusunun saldırısına uğradığını hisseder. Bu boşluğu doldurma tarzı, onun kültür ve medeniyet tipini belirler; yani tarihî eğiliminin bütün iç ve dış niteliklerini gözler önüne serer.
Bunu yapmanın esas itibarıyla iki yolu vardır: Ya yere, yani ayaklarına doğru bakmak ya da bakışlarını gökyüzüne çevirmek.
Birinci bakışta insanın eşya yalnızlığı doldurulur. Onun egemen bakışı eşyaya sahip olmak ister. İkinci tür bakış ise düşünce yalnızlığını şekillendirir; sorgulayıcı bakışı hakikatin peşinde koşturur.
Böylelikle iki tip kültür doğar: Teknik kökenli imparatorluk kültürü ile ahlak ve metafizik kökenli medeniyet kültürü.
Din, insanın bakışını göğe yönelttiği yerde doğar. Peygamber kendini orada gösterir. Peygamber; yani misyon adamı, mesaj adamı, iletilecek düşünceleri olan adamdır. Hz. Yeremya, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gibi.
Onca büyük adamın beşiği olan Avrupa, o hâliyle peygamber düzeyindeki dinî olayı reddetmiş gibidir. Sanki Avrupalının insani yanıyla tıka basa dolu tabiatı, ilahî olana yer bırakmamaktadır.
Buna karşılık Sami kavimler metafiziğe adanmış görünürler. İlahî yan, Sami kavimlerde dünyevî meşguliyetlere pek az yer bırakır.
Sami kavimlerle kuzeyli Aryenler arasında yarı yolda bulunan Grek ise kendi evrenini şekillendirecektir. Yalnızlığını güzellik duygusuyla dolduracak, sonunda da güzeli, Tolstoy'un sanat hakkındaki derin düşüncelerinde belirttiği gibi, iyi diye adlandıracaktır.
...
Gördüğümüz hususları iki örnekle pekiştirelim: Robinson Crusoe ve Hay ibni Yakzan.
Bu iki yalnız adam, gerçekte iki farklı kültür tipinin en yetkin örnekleridir. Dantel de foe, kahramanının macerasını araçların ve imkânların bütünüyle yokluğundan hareketle başlatır. İbn Tufeyl ise kahramanının serüvenini, bütün
Kişi aynı entelektüel ve ahlaki hatayı yapmaya devam edip tövbe etmediğinde, aklını kötüye kullanma şeklinde belli bir alışkanlık geliştirir ve Allah, kasıtlı olarak yanlış yapmaya devam edenleri terk eder.
Mümkün mertebe az oturmalı; açık havada yürürken
doğmayan, şenliğine kasların da katılmadığı
hiçbir düşünceye güvenmemeli. Ônyargıların hepsi
bağırsaklardan gelir. Daha evvel de söylediğim
gibi, Kutsal Tın'e karşı işlenen esas günah yerinden
kıpırdamamaktır.
Friedrich Nietzsche, Ecce Homo