"Tarihte sürekli görünen hiçbir şey değişikliğin aşındırıcı etkisinden kurtulamadığı gibi, ne kadar birdenbire ve şiddetli olursa olsun, hiçbir değişiklik de geçmişle bugün arasındaki sürekliliği tam anlamıyla bozamaz. Aslında tarih, bir anlamda, değişiklik ile sürekliliğin çatışmasından başka bir şey değildir"
10+ yıl sonra seriyi ikinci okuyuşum oluyor, bakalım bu kez neler öğreneceğim.
"Ağzının, güzel dudaklarının yanında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum."
"Yatağımın karşısında bir pencere var. Odamın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım."
Doğan Hızlan kendinden bahsediyor: "Ben belki de bütün hayatı hep edebiyatın gözlüğünden gördüm, biraz sürreel, biraz sanal ama bunu o kadar böyle gördüm ki belki hayatın gerçek olayları beni gerçekmiş gibi etkilememeye başladı. ... Bir uyurgezerin halleri gibi. Bir arkadaşım demişti ki, "Ben seni gördüğüm zaman böyle adam olmaz, diye düşünmüştüm, ama sonra baktım ki bir insan kendini bir şeye adarsa böyle oluyor.""
Kitaptaki öyküler kısa olabilir ama hatırladığım kadarıyla beşten fazla hikaye vardı içinde .Gayet güzel de bir kitaptı ki özellikle yakıcı sır hikayesini tavsiye ederim.
Yakıcı Sır'ı ben de okumuş ve sevmiştim. Ama sanırım sizinle okuduğumuz baskılar farklı (ben İş Kültür'den okumuş olmalıyım), öyküler farklı gruplanmış olabiliyor, belki bu nedenle bir karmaşa oldu şu an :)