Oppenheimer, içinde kendi yıkımının tohumlarını taşıyan türden bir ‘kibir’ taşıyordu. Hep içine kapanık ve melankolikti. Çehov, Mansfield ve Baudelaire gibi karanlık ruhlu yazarları okurdu. En sevdiği Shakespeare karakteri Hamlet’ti.
Psikoloji
Allah İçin Buğzetme
Bil ki, Allah için seven bir kimseye, Allah için buğzetmek de lâzımdır. Çünkü sen, Allah a itâat ediyor ve Allah ezdinde mahbubdur diye bir insanı seversen, eğer o insan, Allah'a isyan ederse, Allah'a isyan etti ve onun ezdinde mebğuzdur diye ona buğzetmen de gerektir. Herhangi bir kimse ki, bir sebebden ötürü seviyor, o sebebin zıddından ötürü buğzetmesi zarurîdir. Bunların ikisi, biri diğerinden ayrılmayan lâzım ve melzumlardır. Bu kaide âdetlerdeki buğz ve sevgide de daimi bir kai-dedir. Fakat sevgi ve buğzun beheri kalbde saklı bir hastalıktır. Ancak galebe çaldığı zaman, sızar. Muhiblerin ve mübğızların yarınlık ve uzaklıkta muhalefet ve muvafa-kattaki fiilleriyle dışarıya akseder. Binâenaleyh ne zaman ki, fiilde bu belirirse, o fiile dostluk. veya düşmanlık adı takılır.
Reklam
"Ben gelene dek turtadaki payımı Kai yiyebilir," dedi. Ancak o zaman Kai Marlo'yu kendine çekip kucakladı ve gözlerinin dolduğunu görmeyelim diye de yüzünü iyice onun omzuna gömdü. Konunun turtayla ilgisi yoktu.
Sayfa 62·Kitabı okudu
Fantastik
Peri Psykhês, I.1, 408b24-25:
«Καὶ τὸ νοεῖν δὴ καὶ τὸ θεωρεῖν μαραίνεται ἄλλου τινὸς ἔσω φθειρομένου, αὐτὸ δὲ ἀπαθές ἐστιν.» “İçeride başka bir şeyler bozulunca akletme ve seyir halinde etme olma [noein kai theôrein] da zayıflar, oysa kendisi etkilere maruz kalmaktan azadedir.”
* çev. Ömer Aygün (İstanbul: Can Yayınları, 2026), 54.
Devrim ve misyonerlik yolculukları sırasında İsmailiye mezhebinin Nizari kolu lideri olan Hasan, Selçuklu İmparatorluğu'na karşı direniş hareketi başlatmak için çok sağlam bir kale aramaktaydı. Sonunda 1088 yılında Rudbar bölgesinde Elburz Dağı üzerinde, kayalıklara inşa edilmiş Alamut Kalesi'ni buldu. Kale, elli kilometre uzunluğunda, beş kilometre genişliğinde ve denizden yaklaşık iki bin metre yüksekteki verimli bir vadiye bakıyordu. Vadideki köylerde yaşayanlar Hasan'ın sofu dindarlığına özellikle yakınlık duymuşlardı. Kaleye ancak Alamut Nehri'nin daracık girintisinden büyük bir zorlukla ulaşılabiliyordu. Selçuk Sultanı Melik Şah tarafından Mehdi adlı Şii sahibine verilmiş olan kaleyi almak için Hasan çok dikkatli bir strateji uyguladı. Önce en güvendiği adamı Hüseyin Kai-ni ile iki arkadaşını çevre köylerde kendi mezhebine döndürecek kişileri bulmaları için gönderdi. Ardından Alamut'taki sivil halkın ve askerlerin çoğu gizlice İsmailiye mezhebine katıldı. Sonunda 1090 yılında Hasan'ın kendisi gizlice kaleye sokuldu. Hasan'ın kaleyi hiç fark ettirmeden ele geçirdiğini anlayınca Mehdi, sessizce çekip gitti. THE TEMPLARSAND THEASSASSJNS, JAMES WASSERMAN, 2001
1000Kitap
Reklam
Reklam