Hareketlerimizin sebeplerini kendimiz bile çabukça gözden kaybederiz. Kaldı ki etrafımız için onlar çarçabuk kendi başlarına kalırlar. Hatta muhayyilemiz kendiliğinden bu müstakil hareketlere başka sebepler icat eder.
Sayfa 350 - Dergah Yayınları 40. Baskı: Kasım 2022
ZAMAN YE Mekan... İnsan karakterini, inançlarını şekillendiren en bü­yük iki etken olmuştur. Zaman ve mekanın insan hayatı üzerindeki etkisi Gertrude Bell örneğinde açıkça görülebilir. Gertrude Bell, Doğu kültürüne sempati ile bakan fakat Doğu'nun bir parçası olarak kabul ettiği Türklere ve Osmanlı İmparatorluğu'na pek de olumlu duygular beslemeyen bir kişilikti. Arap ve İran kültürüne hayranlık duyması ama ilk başlarda Türk kimliğine karşı daha taraflı yaklaşması onun doğduğu mekan ve hayaca hazırlandığı zamanla ilişkili olabilir mi? Bell, 1870'li yıllarda değil de 1850'li yılların İngilcere'sinde eğitim almış olsaydı, Türklere bakış açısı bu denli taraflı olur muydu? Muhtemelen olma­yacaktı. Çünkü onun henüz sekiz yaşına bastığı ve hayatı algılamaya başladığı yıllar Türk-İngiliz ilişkilerinin en kötü olduğu, iki ülke ara­sındaki çatışmanın zirveye çıktığı yıllar olmuştu. Liberal siyasi gele­neğe bağlı ailesi içerisinde Osmanlı İmparatorluğu ve Türklerle ilgili olumsuz konuşmalar onu fazlasıyla etkilemiş olmalı. Henüz küçük yaşta olmasına rağmen yazdığı mektuplarda İngiltere ve dünya siyase­tiyle ilgilendiğini gösteren yaklaşımlar sergilemesi, Doğu toplumlarını algılama konusunda kişiliğinin nasıl şekillendiği ile ilgili bizlere bazı ipuçları vermektedir. Kaldı ki 1875 yılı ve sonrasında akıl baliğ olan bir İngiliz vatandaşının, Osmanlı İmparatorluğu ve Türklere yönelik olumsuz duygular geliştirmemesi de neredeyse imkansız gibidir.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Orta Dpğunun 21. yüzyılın ilk yıllarında ateş topuna dönmesi, diğer ülkeleri Orta Doğu'yu saran bu yangının nedenlerini sorgulamaya yö­neltti. Bu vesileyle 1916 yılında imzalanan ve neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan Sykes-Picot Anlaşması tekrar gündeme oturdu. İngiltere adına anlaşmayı imzalayan Sir Mark Sykes, Orta Ooğu'nun parçalanma sürecinin en önemli mimarı olarak hafızalarda tekrar canlandı. Sir Mark Sykes adı ön plana çıkarılırken anlaşmanın diğer ortağı François Geor­ge-Picot'nun adı sadece anlaşmanın başlığında geçtiği kadarıyla kaldı. 2016 yılında Sykes-Picot Anlaşması'nın 100. yıldönümü olması, anlaş­mayı ayrıca anlamlı kıldı. Bu arada Thomas Edward Lawrence ve Gerc­rude Lowchian Bell isimleri de dünya kamuoyunda fazlasıyla yer buldu. T.E. Lawrence; gazeteci Lowell Thomas'ın yazdıkları ve yaptığı reklam­la Hollywood'un erkenden keşfettiği bir isim haline gelmişti. Her ne kadar anlatılan olağanüstü hikayeler onun efeminen ve ürkek yapısıyla pek de örtüşüyor görünmese de kahraman arayışında olan sinema sek­törü T.E. Lawrence'ı Arap ülkelerini özgürleştiren insan olarak önemli bir mevkiye yükseltti. Lawrence'ın kahraman olarak sunulması ve fazla göz alıcı, parıltılı başarısı Arap coğrafyasında görev yapan birçok önemli ismi tamamen gölgede bıraktı. Batı toplumu Sykes-Picot Anlaşması'nın 100. yıldönümünde, Lawrence'ın yanına unutulmaya yüz tutmuş isim­lerden biri olan Getrude Lowthian Bell'i de ekledi. Bell'in kadın olması kurgulanan casusluk ve idealizm hikayesini daha anlamlı hale getirdi. Werner Herzog'un yönettiği ve Amerikan sinemasının önemli aktris­lerinden Nicole Kidman'ın başrolde oynadığı Çöl Kraliçesi filmi 2015 yılında çekildi. Anlaşmanın 100. yıldönümünü anlamlandırmak için birçok ülkede ve Türkiye'de 2016 yılında gösterime girdi. Film
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Donunu da Al Git :)
Saygıdeğer haydut, donum kaldı. Donumu istemez misin? Çok yenidir. Daha ilk defa giyiyorum.
Sayfa 35 - Nesin Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Kaldı ki, eski musikimiz insanı yok eden, yahut bir hayranlık duygusunda tüketen sanatlardan değildir. Bütün o evliya ruhlu ve tevazulu ustalar, sanatlarının zirvesi ne kadar yüksek olursa olsun, insan hayatının içinde kalıyorlar ve onu bizimle beraber yaşamaktan hoşlanıyorlardı.
Sayfa 220 - Dergah Yayınları 40. Baskı: Kasım 2022
Hayat kolaylıkla kesilip atilamiyordu. Bir insan kendi eliyle değiştirdiği şeyler ölmeden ölmezdi. Ortaya koyduğu sonuçlar hayatının tek kanıtıydı. Pek hafif de olsa bir anısı kaldı mı bir insan ölü diye kestirip atılamazdı.
Sayfa 181 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap