KAPI
Bugünlerde bahar indi Çukurovanın düzüne
Donandı ağaçlar
Donandı dünya
Donandı yeşilinden alından
Sarısından
Donandı delicesine
Bir ışık fışkırır topraktan yağmur gibi
Bir güneş doldurur ortalığı
Bire canım
Tüter
Açıldı apaydınlık terütaze
Devedikeni çiçekleri koskocaman
Mosmor açıldı
Nennilendi dağlar
Çiçeğinden kuşundan böceğinden suyundan
Kokusundan
Nennilendi
Bugünlerde bahar indi Çukurovanın düzüne
Bir bulut ağdı düzden yukarı
Bir yanı sırma
Bir yanı pamuk aklığında
Bir yanı billur
Bir bulut ağdı doludizgin
Bir toprak var sürülmüş
Rahat
Sürülmüş kapkara
Ölüm sessizliğinin göbeğinde tabutun demir kapağı aniden kulak tırmalayan bir gıcırtıyla açıldı ve cadı doğruldu. Bu sefer ilkinden daha korkunç görünüyordu. Dişleri takırdıyor, dudakları durmadan kıpır kıpır edip korkunç lanetli sözler dökülüyordu ağzından. Kilisede bir rüzgar koptu; azizlerin ikonaları pencerelerin kırılan camlarıyla birlikte yere düştü. Kapı menteşelerinden ayrıldı ve bir sürü yaratık kilisenin içine doluştu, içerisi kanat çırpma ve tırmalama sesleriyle doldu. Bütün bu yaratıklar etrafta uçuşup yerlerde sürünerek, sarhoşluğun son demleri de kaybolan filozofu arıyordu.
İnsan ölüme her gün bir adım daha yaklaşır. Yaşam koridoru her an bitebilir. Kapı ha açıldı ha açılacaktır. Ölümün sırlı ve engin gerçekleriyle yüz yüze gelmek her zaman an meselesidir.
Kapının üstünde bir şey fark etti. Büyük harflerle “Farklı Seçimler Odası” yazıyordu. Elini kapının tokmağına götürdü. Kapı açıldı. Kendini tekrar salonda buldu.