Selamımız Sermayemizdir
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan Selamı vardı sermaye diye, aldık Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim Dalımıza bir serçe kondu Ne tahtımızı sordu ne tacımızı Ne adımızı sordu ne unvanımızı Bir kırıntı sevince kandı Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim Yağmur yağdı Rüzgâr geldi geçti Kiminin çatısını aldı Kiminin yüreğindeki pası sildi Başa gelene eyvallah dedik Gayrisi kısmettir bizim Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan Ne altın biriktirdik Ne şöhretin gölgesini Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam Dünyadan kârımız bunlardır bizim Öğrendik ki En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Selamımız Sermayemizdir
Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan Selamı vardı sermaye diye, aldık Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim Dalımıza bir serçe kondu Ne tahtımızı sordu ne tacımızı Ne adımızı sordu ne unvanımızı Bir kırıntı sevince kandı Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim Yağmur yağdı Rüzgâr geldi geçti Kiminin çatısını aldı Kiminin yüreğindeki pası sildi Başa gelene eyvallah dedik Gayrisi kısmettir bizim Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan Ne altın biriktirdik Ne şöhretin gölgesini Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam Dünyadan kârımız bunlardır bizim Öğrendik ki En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Reklam
Ruknettin'in eşikte durduğu'dur.
Kapı eşiğinde durdu. Kapı eşiği, ne içerisi, ne dışarısı. Birisi, oturmuş kitap okuyordur içeride. İçeride oturmuş kitap okuyan adam fark etmiştir kapı eşiğinde birisinin durduğunu, başını kaldırır, bakar kapı eşiğinde durana. Göz göze gelirler. "Yağmurlar yağar vadilere." Karlar yağar dağlara. Denizler çalkalanır durur.
Sayfa 239
Şiir
Kapı Eşiği
Denizin kederini anlatacak dili yok, dedim ve devrildim, böyle sürdü uzun yıllarım düştüm,sustum,içimden geçirdim, evi oldum sol yanından yaralı bir salyangozun ve komşusu ağlayan bir ağacın. Yeryüzü, ah yeryüzü diyerek gürültüsüne de alıştım kapladığım yerin. Bana verdiğin bu yarı-saydam gövdeden sisin altında uğuldayan ve ipuçlarını bir türlü çözemediğim üç-eksik-uzun vakti geçirdim. Sadece bir baş dönmesi kaldı şimdi ömrümden, o acı suyu biriktirdiğim. Ağaç anlatabilir kendini yağmura, hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum. Kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av, uçsa bir ömür boynunda vebal. Ve kimim ben, düşe kalka dolaşan yorgun ruh, dolaşık gönül, som gurur? Ve kim, beni omzumdan öpüp o siyah yolculuğa çağırır?
Sayfa 45·Kitabı okudu
Ah, çileli İstanbul!
İstanbul yolgeçen hanı. Semtleri, sokakları, Camisi, bahçesi, Kapı eşiği, pencere önü, Sabah saati, akşam vakti
Sayfa 110 - İletişim Yayınları 1. Basım 2024
Alıntı
Her söz saldırı değil. Her yeni bakış tehdit değil. Bazısı eşiğindir. Derviş Farsçada kapı eşiği anlamına da gelir.
Sayfa 11·Kitabı okudu
Reklam
Reklam