Sevda acayip bir iksirdir ki kaptan kaba çok boşaldıkça kuvveti azalır, bir kapta çok durunca lezzeti bozulur
Sayfa 123 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım·Kitabı okudu
Kayan yıldız sırrı...
(...) Mecazî anlamda, “Necib Fazıl’ın ölümünün sırrı”dır. Üstad Necib Fazıl kayan bir yıldızdır; veya eski bir efsaneye göre, her ölenin gökte bir yıldızı kayar… Salih Mirzabeyoğlu, kendi hayatı için çok önemli bir dönüm noktası olan bu ölümü, hece vezninde kaleme aldığı tek şiir kitabında, “Kayan Yıldız Sırrı” diye ele alır. “Ben kimim?” diye sormak, “ölüm nedir?” diye sormakla birdir, hikmeti çevresinde… Kitaba ismini veren “Kayan Yıldız Sırrı” şiiri ise şudur: Göklerde kanat açmış gûya gönlümce hür kuş Ben değil mi yine ben kedere hedef durmuş Gizleniyor bildiğim saklambaç oyununda Benim gölge âlemde kendisine kaybolmuş *** Bu mahmurluk sırtımda kaplumbağa kabuğu Rahatı rahatsızlık şu dünyanın seyrinde Ah geçmiş ne gelecek şimdiyse uçan buğu Yollar ki birbirine kavuşmanın derdinde *** Su üstünde ürperti hep gurbetlik duygusu Nakışa düşen mânâ deniz üstünde desen Zamanın nabzımı tutsun diye kurduğu Dalgada gölge eşya benim gözümde de sen *** Bir kayanın üstünde bilmem böyle kaç vakit Rüyâların izinde tâbirlerin peşinde Yıldırım düşen levha kumaşım ki mücerret Açıktan geçen gemi yüreğim o gemide *** Tedirgin bekleyişler berzah sırrında hapis Fikir ki saklı güzel gözümde açık derin Pervane çeken mihrak nisbet kurduğum akis Rüyâların ötesi müjde verdi güvercin *** Ağı germiş çoktandır yıldız köşeler cinsi Gebe dumanlı dünya sancı sarınca doğum Rüzgâr dinlenen dalga kıyı idrakı şimdi Ruh nisbeti bir harman ışık içinde oyun!
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-II-, 30 Ağustos 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umurumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve cokeyler, parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar, zorlayarak, sapına kadar. İhtişam devinimde ve hodri meydan diyebilmektedir. Ölümün canı cehenneme. Her şey bugün, bugün, bugün. evet.
Heger tu jiyanê dixwazî divê tu mirinê jî qebûl bikî.
Kurdî
BUHRANLI GÜNLER VE AÇILAN YOL...
(...) Tilki Günlüğü şöyle başlar: “Dünya Çapında Bir Hâdise / Kaptan Kusto Müslüman“… Bu, Üstad Necib Fazıl‘ın kendi el yazısıyla Mirzabeyoğlu‘na üzerinde çalışması için verdiği konulardan biridir; beş on satırlık bir şey… Mirzabeyoğlu, Üstad’ından aldığı bu konuda bir etüd yapacaktır ki, iki şey olur: Bir, Necib Fazıl vefat eder. İki, Kaptan Kusto‘nun Müslüman olmadığı söylenir. Peşinden Mirzabeyoğlu, sancılı, buhranlı, uzun bir döneme girer. Derken, birden bir yol açılır önünde: Rüyâlar ve tâbirlerle dolu bir yol. İştikak (etimoloji) ilminin tâ köküne götüren bir yol. “Bütün diller aslında bir dildir” sırrına bakan bir yol. O yolda, geçmişin ve geleceğin, içinde yaşadığımız yüzyılın olmuş, olacak ve olabilirlerinin, şuurun ve şuuraltının bütün sûretleri önüne çıkar. Herkes vardır orada; onu her okuyan, orada kendini bulabilir. Ruhun derinliklerine kadar giden, kader sırrının eşiğine sızmak isteyen bir yol…Ve istihbarat servislerinin olayın peşinde koşmasının asıl sebebi de budur. Romanın sırrını çözerlerse, olacak eylemleri önceden bileceklerini düşünürler. Evet, bence de aptalca ama, ne yazık ki yıllarca birçok kişinin uğruna dayak yediği mevzu budur.
TİLKİ GÜNLÜĞÜ -Ufuk ile Hafiye-, 5 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
"Ruhunuz çoğu zaman bir savaş alanıdır; burada akıl ve muhakemeniz, tutku ve iştahınıza karşı savaşır. (...) Ruhunuzda hem akıl bir kaptan gibi hükmetmeli hem de tutku ona güç vermelidir."