— Olacak iş teğul! Aktenuz’dan Ece’ye, ordan Çanakkale, Marmara, Boğaz’dan Karatenuz’a çikmuş da, ha puralara çelmiş, öyle mi? diye alaylı bir gülümsemeyle kaş kaldırdı kaptan. — Tenuzaltu mu pu hocam? diyerek güldü Temel. Biyoloji öğretmeni gülümseyerek yanıtladı: — Akdeniz’den değil, Hint Okyanusu’ndan gelmiş! — Uy! Hint Okyanusu Hindistan’da teğul mudur?
Nusret Mayın Gemisinin akıbeti
Sonra askerlik bitti, hepimiz yedi denize dağıldık. Duyduk ki Nusret, 1962'de hurda olarak bir özel sektör firmasına satılmış. Orası burası budanmış, sıradan bir yük gemisine dönüştürülmüş. İsmi de değiştirilmiş bu arada, Kaptan Nusret olmuş. Sonra daha da beter şeyler duyduk. Gemi elden ele geçiyor yıllar içinde. Orasını burasını, bacasını, direğini kesip atıyorlar. Bir ara Taşucu'ndaki SEKA'nın kâğıt fabrikasına hammadde olarak ağaç kütükleri taşıyan ve makinesiz alelade bir mavna gibi yedekte çekilen bir tekne olarak kullanılıyormuş. Bunu duyduğumda (1960'lı yılların sonları) DB Deniz Nakliyatı TAO'nun ticaret müdürü idim. Bir akşamüzeriydi. Üçüncü kattaki odamın penceresinden denize bakarak ve Çanakkale Savaşı gazisinin ne hale düştüğünü düşünerek ağlamıştım.
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
O kadar büyük, o kadar güçlü oldukları halde, neden böyle güçsüz gözüküyorlar? Çünkü omurgaları yok. Birlikte davranamıyorlar. Birlikte düşünüp birlikte davranamıyorlar. Davranabilseler senin bu yaşamına izin verirler mi sanıyorsun? Böyle davranmıyorlar, çünkü örgütlü değiller, yani omurgaları yok.. Yok çünkü bunu engelliyoruz. Bütün gücümüzle bunu engelliyoruz. Sürekli kazanma umudu koyuyoruz önlerine, durmadan. Durmadan kazanma umudu veriyoruz. Kendi paçalarını kurtarmaya çalışıyorlar, işte o zaman. Gemilerini kurtaran kaptan olmak istiyorlar. Kazanma umutları oldukça tek tek kalıyorlar. Toplu davranmaktan kaçıyorlar. İşte o zaman omurgasız kalıyorlar. Omurgasız kaldıkları sürece onlar kaybetmeye mahkûm. Ve onlar kaybettikleri için sen kazanıyorsun. Sen kazandığın için o sürekli kaybediyor. Kaybediyor tehlikeli. İşte o zaman durum tehlikeli. Kaybetmeye mahkûm olduğunu bilmemeli. Ona her gün, durup dinlenmeden yorulup, usanmadan, kazanma umudu vermemiz lazım. Kazanabileceğine inanması, bu umutla yaşaması lazım. Kazanacağına inandığı sürece korku yok.
Sayfa 214 - Oyun Nasıl Oynanmalı¬ Mitos-Boyut Tiyatro Yayınları
Tiyatro
Ve kaptan, genç ateşçiyi hemen Port-Sait’te, diğerlerini İstanbul’da vapurdan attı. Fakat bunlar: “Kuru baklayla ateş yakamayız!” demesini ve kaptanın yarım koyununu almasını öğrenmiştiler…
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Nice kaptan kaba boşaldım doldum, Karıştım denize, deniz ben oldum, Damlanın içinde evreni buldum, Yine benden bana getirdi beni... - DAIMÎ
Sayfa 186·Kitabı okudu
Alıntı
Otobüsünün kaptanının sen olduğunu asla unutma. Kuralların içinde en önemlisi budur; çünkü eğer hayatının sorumluluğunu ve otobüsünün kontrolünü eline almazsan, onu istediğin yöne götüremezsin. Eğer kaptan sen olamazsan, her zaman diğerlerinin yolculuk planlarının geçici bir hevesi olarak kalırsın.
Alıntı