Nice kaptan kaba boşaldım doldum, Karıştım denize, deniz ben oldum, Damlanın içinde evreni buldum, Yine benden bana getirdi beni... - DAIMÎ
Sayfa 186·Kitabı okuyacak
Alıntı
Otobüsünün kaptanının sen olduğunu asla unutma. Kuralların içinde en önemlisi budur; çünkü eğer hayatının sorumluluğunu ve otobüsünün kontrolünü eline almazsan, onu istediğin yöne götüremezsin. Eğer kaptan sen olamazsan, her zaman diğerlerinin yolculuk planlarının geçici bir hevesi olarak kalırsın.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yüzü yok demir parmaklıkların Cesaretini haykırabilecekleri bana Oysa, kaynayan bir kazan içerisinde Gösterirdim onlara, erkekliğin ne olduğunu Anonimlik Bilmem nedir kancıkça davrandıkları İnsan kaybetmekten çokça keyif alıyorlar. Bir hin dolu kaptan gibi Karayı görüp Daha yol çok uzun diyerek Üzüyorlar kitleleri.
Şiir
DÜNYA ÇAPINDA BİR HADİSE...
(...) İnsan, aradığının ne olduğunu bilmeden, bulduğunun da ne olduğunu bilmez; bulunan aranır sırrı… Aramadan bulamazsın; aranan bulunur sırrı… Bu iki sırrı, İmâm-ı Rabbânî Hazretlerine ait büyük bir ölçülendirmenin ışığında görmek gerek: “Gitmekle bulmak ve bulmakla gitmek aynı zamanda olmalıdır. Birinin öbüründen ayrı bulunması caiz değildir!” İşte, doğrudan doğruya bu sırrın vasıflandırılması hâlinde, teşhis için tecrit [ilim] ve tecrit için teşhis [sanat] hikmetine denk, kaçtıkça kovalanan ve yakalandıkça kaçan, Üstadım’ın sadece şahsıma sunduğu ve bu romanda “Yevmiye” başlığı altında geçen “reçete”lerin mânâsını kuşatıcı bir takdime muhatab oldum: “Dünya Çapında Bir Hâdise – Kaptan Kusto Müslüman!“ [*]
HIRKA-İ TECRÎD -Risâle-i Üçışık-, 18 Kasım 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Aşk, içine her şeyi tıktığımız bir kaptan ibaret.
Sayfa 111
Alıntı
Filmini Yorum Kısmına Ekleyeceğim: Kesinlikle İzleyin!
1965 yılında, yaşları 13 ile 16 arasında değişen altı çocuk, Tonga'da okuldan kaçıp Tonga'dan Fiji'ye yelken açmak için bir balıkçı teknesini çaldılar. Yanlarına biraz yiyecek ve erzak aldılar, ancak denizdeki ilk gecelerinde uykuya daldıktan sonra uyandıklarında teknenin dalgalar tarafından hasar gördüğünü gördüler. Birkaç gün sürüklendikten sonra, sonunda ıssız bir adaya ulaştılar ve sonraki 15 ay boyunca burada yaşamak zorunda kaldılar. İlk başta kuşlar, hindistancevizi ve balıklarla beslendiler , Ne birbirlerini öldürdüler, ne de birbirleri üzerinde baskı kurmaya çalıştılar. Kayalık bir zirveye tırmanıp volkanik bir kraterin yakınında terk edilmiş bir yerleşim yeri bulduklarında işler düzeldi. hindistancevizi kabuğunda yağmur suyu toplayıp paylaştılar, adada yaktıkları ateş sönmesin diye sırayla başında durdular, hatta içlerinden biri bacağını kırdığında onun işlerini üstlenip tedavisini gerçekleştirdiler ve bir yılı aşkın süre boyunca dayanışarak hayatta kaldılar. Orada muz, çekirdek ve hatta tavuk keşfettiler. Çocuklar barınaklar inşa edip kendi kurallarını koydular; ikili gruplar halinde çalışarak, kavgaları önlemek için birbirlerine "mola" verdiler ve sabah ve akşam şarkı ve dua seansları düzenlediler. hatta bir spor salonu, badminton kortu, tavuk kümesleri ve kalıcı bir ateş yaptılar. 1966'da Avustralyalı Kaptan Peter Warner, işaret ateşlerini fark etti ve onları kurtardı. Anılarında, kurdukları düzeni kendi kendine yeten küçük bir komün olarak tanımladı. Döndüklerinde sağlıklı olmalarına rağmen, çocuklar en başta tekneyi çaldıkları için hapse atıldılar.
Alıntı